• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Konya 6 °C
  • Antalya 13 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Rize 7 °C

Daha adı bile konulmadan mezara konuldu!

Hakan Albayrak

Eli kanlı PKK terör örgütü, kurulduğundan, ya da “kurdurulduğundan” bu yana “sayısız cinayetler” işledi, “sayısız sabotajlar” düzenledi, “sayısız kundaklamalar” gerçekleştirdi!..
Adam kaçırdı!..
Sokakta infaz yaptı!..
İş makinası yaktı!..
Karakol taradı!..
Mayın döşedi!..
Pusu kurdu!..
Hasılı kelâm;
Ne kadar “mel"unluk”, ne kadar “vahşet” varsa, hepsini yaptı!..
“Asker” katletti!..
“Polis” katletti!..
“Korucu” katletti!..
Yani, “kendilerinden olmayan” herkese kurşun sıktı, mayınla havaya uçurdu, bomba yağdırdı.
Güya “devlete karşı savaşıyordu” ama “sivil insanları” da hedef aldı, onlara da kurşun yağdırdı!..
“Kadın” demedi, “yaşlı” demedi, “çocuk” demedi, gözünü kırpmadan öldürdü... Ki, öldürdüğü kadınlar arasında “hamile” olanlar vardı... O kadınların “beşikteki çocukları”nı bile öldürdü!..
İşte bu yüzden;
“Bebek katili” dedik onlara!..
ADI BİLE KONULMADAN!
Ama önceki gün;
“Henüz doğmamış bebeği öldürecek” kadar gözlerini kan bürümüş olduğunu gördük...
Evet;
Önceki gün, Batman"da; “Hacca gidecek anne-babalarını ziyaret için” Batman"a gelen Talat ve Mizgin Doru çiftini uzun namlulu silâhlarla taradılar...
Mizgin Doru, “8 aylık hamile”ydi... Henüz 31 yaşındaydı... “4 kız çocuğu” vardı... Bir de “erkek çocuk” sahibi olmak istiyordu.
Olacaktı da...
Doğuma 1-1,5 ay vardı!
“Erkek çocuk”larının dünyaya gelmesini heyecanla bekliyorlardı.
Artık, gün sayıyorlardı...
Ama, önceki gün; “gözlerini iyice kan bürüyen PKK”nın saldırısına uğradılar!..
Öyle bir saldırı ki;
“8 aylık hamile Mizgin Doru”nun karnındaki bebek de kurşunlara maruz kaldı!..
Mizgin Doru öldü!..
4 yaşındaki kızı Sultan da öldü!..
Doktorlar; hiç olmazsa, “karnındaki bebeği kurtarmak” istediler... Derhal sezaryen yaptılar... Ölen annenin karnından sağ-salim çıkardılar bebeği!..
Kuvöze koydular!..
Ancak dün, acı haber geldi;
“Bebek öldü!”
Sizin anlayacağınız;
Bugüne kadar “yaşayan” binlerce insanı katleden PKK; “doğmamış bir bebeği bile katleden” örgüt olarak tarihe geçti!..
Evet, “doğmamış” bir bebeği!.. Ki o bebek; henüz “adı” bile konulmadan “mezar”a konuldu!..
Dün dedik ya;
“Bunu hayvan bile yapmaz!”
Dağların ve ormanların “en vahşi hayvanları” bile böyle bir cinayet işlemez!..
Demek oluyor ki;
PKK"lı caniler, “esfele safilin”dir, yani “hayvandan da aşağı” mahlûklardır!..
CİĞERİM YANIYOR, CİĞERİM!
Başbakan Tayyip Erdoğan; dün AK Parti İl Başkanları Toplantısı"nda, işte bu “cinayet”lere isyan ediyor ve diyordu ki;
“Türkiye bütün şehirleriyle, bütün bölgeleriyle kalkınırken, milletimizin ekmeği aşı büyürken ihanet odakları da boş durmuyor. Geçtiğimiz günlerde eli kanlı terör örgütünün saldırıları bir kez daha yüreklerimizi yaktı. Türkiye"ye musallat edilen bu cinayet örgütünün kime, ne zaman ve nasıl saldırdığını çok iyi görmek gerekiyor.
Hayata, masumiyete kasteden bu cinayet örgütü ne istiyor?
Kim adına, kimin için, neyin karşılığında taşeronluk yapıyor?
780 bin kilometrekarelik vatan topraklarında 74 milyona sesleniyorum:
Bunlar düğün evini cenaze evine çeviriyor. Futbol oynayan, markette evine ekmek alan polisime gelip enseden kurşun sıkıyor veya tarıyor.
Siirt"te birlikte bir mutluluğu paylaşmaya, birlikte yemek yemeye giden masum genç kızlara alçakça pusu kuran bu terör örgütü neyin mücadelesini veriyor?
Savunmasız, masum insanlara karşı yapılan bu terör neyle ifade edilir?..
Yüzlerce kurşunla hayatlarının baharındaki evlatlarımızı öldüren bu terör örgütü neyin mücadelesini veriyor?
4 kızımıza, arkadaşlarına sıkılan kurşun sayısı 200"ü buluyor.
Şu hale bak...
Bu cinayetleri tasarlayanlar kan dökerek hangi emellerine ulaşmış oluyorlar? Ondan sonra bakıyorsunuz laubali bir şekilde özür beyanları, bilmem neler... "Yok bilmem yanlış olduydu, yok bilmem şurayı tarıyorduk"... Kimi aldatıyorsunuz yahu, kimi kandırıyorsunuz?
Bunlarda samimiyet yok, bunlarda dürüstlük yok.
Bunlar bu ülkede cinayet şebekesi olarak rant elde ediyorlar. Sadece onlar rant elde etmiyor. Onların uzantısı olanlar da rant elde etmeye devam ediyorlar. Burada siyasi uzantılarını da kastediyorum. "Sayın Başbakan sert konuşuyorsun" diyorlar. Ciğerim yanıyor ciğerim!..
Neyin sertini konuşuyoruz?
Bu ifadeler; bunların yaptıklarının karşılığını anlatmaya yeterli değil.”
Erdoğan, bu sözleri bir “Başbakan” olarak değil, elbette bir “baba” olarak, ama daha da önemlisi “insan” olarak söylüyordu...
Ama PKK"da “insanlık” ne gezer?..
Dedik ya;
“İnsan olan bunu yapmaz!”
Hatta “hayvanlar bile” yapmaz!..
“Aslan” da yapmaz, “kaplan” da!..
“Sırtlan” da yapmaz “domuz” da!..
Bu cinayetleri yapsa yapsa; “ruhsuz robotlar” yapar ki, PKK da, “arkadan kumanda edilen” bir “robot”tur!..
“Ruhsuz”dur!..
“Vicdansız”dır!..
“Alçaktır” diyeceğim ama, “alçaklık” bile bir “seviye” ifadesidir!..
“Seviyesiz” bir örgüt, “alçak” bile olamaz!.. Olsa olsa, “çukur”dur!..
KÜRT HALKI DİRENMELİ
Başbakan Tayyip Erdoğan, dünkü konuşmasında, sadece “eli kanlı terör örgütü”ne isyan etmekle kalmadı, “PKK"ya sempati” besleyenlere de seslendi ve dedi ki;
“İşte Ankara Kumrular Sokak"ta, evine helâl bir lokma götürmek için alın teri döken, bir ayakkabı boyacısı... Masum, savunmasız... Hiçbir şeyi yok... Sadece oradan kazandığıyla evine ekmeğini götürecek yahu. Bu genç insanlar orada bombayla öldürülüyor yahu.
Bu şebeke hangi insani değerlerle ifade edilecek? Soruyorum. Bunlara gönül verenler, bunları destekleyenler, bunlara oylarını verenler bunun tarihe hesabını nasıl verecekler?.. Soruyorum!..
Terör örgütünden kaçmak isteyen, belki de kendine bir gelecek kurmak isteyen 5 kadın militanı, ki biri 17 yaşında henüz... İşkence ile dağ başında bir mağarada kurşuna diziyorlar ve bir yıl sonra da ölen kızların ailelerine "Kızlarınız gaz zehirlenmesinden öldü" diyorlar. Buyurun, tablo bu...
Bu nasıl bir alçalıştır?
Bu nasıl bir zehirlenmedir?
Bu örgütün insani bir değere inandığını hangi vicdan sahibi söyleyebilir? Bunun kültürel haklar mücadelesiyle ne alakası var yahu? Yakından uzaktan ne alakası olabilir? Sizin kültürünüz size acımasızca bu insanları öldürme yetkisini nasıl veriyor?
Ben böyle bir kültürü tanımıyorum.
Böyle bir kültür olamaz.
Sabah namazına hazırlanan bir imama, insanları ebedi kurtuluşa çağıran bir din alimine kurşun sıkan bu örgüt; bütün mukaddes değerleri çiğneyerek nereye varmak istiyor?
Mabedlerimize varıncaya kadar roketatarlarla bombalayan bu örgüt, nereye varmak istiyor?
Müslüman din kardeşim olan Kürt kökenli kardeşlerime sesleniyorum;
Bu mabetlerinizi roketatarlarla bombalayan bu örgüte nasıl destek veriyorsunuz? Bunlara karşı kalkıp sizler de bir direniş ortaya koyacaksınız. Bu sadece bizim görevimiz değil. Bunu devlet-millet el ele yapmak durumundayız. Beraber yapacağız, bunu beraber yapıp bunları yalnızlığa mahkum etmek durumundayız.”
KÜRT STK"LARIN İSYANI!
PKK ve onlara sempati besleyenlere tepki gösteren, sadece Başbakan Erdoğan değildi elbette... Biliyorsunuz; uzun süredir “Kürt kamuoyu” da isyan ediyor eli kanlı örgüte...
Önceki gün ve dün yayınlanan “STK bildirileri”nde PKK"ya “isyan” vardı, “çağrı” vardı!..
“Silâhı bırak” diyorlardı PKK"ya... “İnsan öldürmekten vazgeç” diyorlardı!..
Ama, en önemlisi;
“İnsanlığımızdan utanıyoruz” diyorlardı!.. Evet, Kürt STK"ların hemen hepsi, insanlıklarından utanıyorlardı!..
Ne var ki;
Lâf, “insan”a söylenir!..
PKK ise, “insanlık”tan nasipsiz!..
Hatta, onlara “hayvan” demek bile hayvanlara hakaret olur!..
Onlar, “esfele safilin”dir!..


Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti!
Dün, gündem “hayli yoğun”du... “PKK terörü” elbette gündemin ilk sırasındaydı... Ama dün; “Yeni Anayasada ilk adım” atıldı... Ömer Çelik başkanlığındaki AK Parti heyeti ile MHP heyeti arasındaki görüşmelerin, “son derece olumlu” geçtiği bildirildi.
Dün, Demokratik Toplum Kongresi"nin çağrısı üzerine toplanan BDP kurmayları da, son kararlarını açıkladılar: “1 Ekim"de Meclis"te olacağız, çalışmalara katkı sunacağız!”... Bu açıklama, elbette “olumlu” bir gelişme... Dilerim, sokaktaki gerilimi Meclis"e taşımazlar... Ve yine, dilerim; “Kandil"in sözcülüğü”nü yapmak yerine, “bağımsız bir parti” gibi hareket ederler...
Bu iki olay, elbette “önemli”ydi... Ama dün, “çok daha önemli bir olay” yaşandı... Bugüne kadar, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarını taşıyan “helikopter”in bir “kaza” sonucu düştüğü iddia ediliyordu... Ben ise, sürekli; “Kaza değil cinayet” diyordum...
Nitekim; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül"ün açıklamalarından sonra ortaya çıkarılan “görüntüler”de; “helikopterin beyni askerler tarafından sökülürken” çekilen fotoğraflar ortaya çıktı ve dün, savcıların talimatıyla; “5 ilde eş zamanlı operasyon” yapılıp, aralarında “muvazzaf subaylar”ın da bulunduğu 15 kişi gözaltına alındı.
Öyle umuyorum ki; “Eşref Bitlis cinayeti”ni örtbas edenler, “Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti”nin üstünü örtemeyecekler!..
İnanıyorum ki, “faili meçhul cinayet”in failleri ortaya çıkarılacak!..

 
akit

Bu yazı toplam 995 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim