• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Konya 4 °C
  • Antalya 13 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Erzurum -6 °C
  • İzmir 11 °C
  • Rize 3 °C

Cuntanın intikamcı yargısı

Ahmet Varol

Mısır’da Sisi liderliğinde gerçekleştirilen darbenin halk devrimiyle devrilen diktanın geri dönüşü olduğu artık bütün açıklığıyla gün yüzüne çıkmıştır. Dolayısıyla onun hesabına yargılama yapan mahkemelerin amacı suçları cezalandırmak değil zulüm rejimine karşı gerçekleştirilen halk hareketinin başını çektiğine inandıkları kişilerden intikam almaktır. O yüzden 2013’ün son ayındaki Cuma eylemlerinde özellikle “İntikamcı Adalete Hayır” sloganı seçilmişti. 

Adalet esasta intikamcı olmaz. Çünkü haklılık ilkesine dayanır. Dolayısıyla haklının hakkının, haksızlık edenin de cezasının verilmesini gerektirir. Fakat hâkim sistem “adalet” kavramını istismar için yargı kurumlarına “adalet organları” dediğinden sloganda da bu kelimeye yer verilmesine ihtiyaç duyulmuştu. 

Cunta yargısı adaleti, hukuku ve hatta kanunu uygulamak için değil cuntanın verdiği cezalandırma kararlarını onaylamak için çalışıyor. Bir duruşmada yüzlerce insanı topluca idama mahkûm edebilme kolaylığı da bu yüzdendir. 

Muhammed Mursi, Mısır Arap Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri halkın iradesini özgürce ortaya koyduğu bir serbest seçimle iş başına gelmiş ilk cumhurbaşkanıdır. Fakat küresel güçlerle ve bölgedeki diğer dikta rejimleriyle işbirliği yapan eski rejim kalıntıları Baltacı fitnesi diye bilinen olayları planladı ve organize ettiler. Mursi’nin köşeye sıkıştırılmasının gerekçesinin oluşması için de onun, meydanlara sürülen çapulculara karşı şiddet uygulamasını bekliyorlardı. Ama o, oyunu bildiği için güvenlik güçlerinin şiddete başvurmalarına engel olmaya çalışıyordu. Fakat bilindiği üzere güvenlik ve özellikle de istihbarat organlarında henüz eski rejim kalıntılarının sözünün geçiyor olması onun hareket alanını iyice daraltıyordu. 

Mursi’ye karşı çıkarılan karışıklıklarda, devletin güvenlik ve istihbarat organlarının sergilediği tavır kısmen paralel yapılanmanın Gezi olaylarında izlediği politikaya benziyordu. Çoğu zaman göstericilere hiçbir müdahalede bulunulmuyor, fitnenin kontrolsüz bir şekilde yayılmasının önü açık tutuluyordu. Buna karşılık bazı yerlerde de gereksiz ve aşırı şiddete başvurularak siyasi mekanizmada tepkilerin zemini oluşturuluyordu. Oysa bu Mursi’nin siyaseti değildi ve bu tutumun arkasında da darbenin altyapısını oluşturan derin yapılanmanın yer aldığı muhtelif itiraflarla da ortaya çıktı. Fakat cunta yargısı için önemli olan hukukun icrası değil intikam amaçlı devlet terörüne kılıf bulmaktı.

Cunta yargısı, Mursi’yi ve onunla birlikte cezalandırılan yardımcılarını, suçlamaya gerekçe yapılan fiili işlemekten değil “teşvik etmek”ten mahkum etti. Oysa Mursi’nin olayların yaşandığı dönemde sergilediği tavır, yaptığı açıklamalar ve görevlilere yönelik talimatları bu suçlamayı haklı çıkarmıyor. Olayların tamamen onun kontrolü dışında cereyan ettiği biliniyor. 

Mursi’nin cezalandırılmasına gerekçe olarak kullanılan İttihadiye olaylarında asıl sorumluların fitneci kalabalığı başkanlık sarayına sürerek onu öldürmekle tehdit eden Baltacı kesim ve onları organize eden darbe liderleri olduğu biliniyor. Olaylar da Mursi’nin ve yardımcılarının kararlarıyla değil taraftar kesimin Baltacı takımı cumhurbaşkanlığı sarayına sokmaması üzerine çıkan çatışmalar sebebiyle yaşanmıştı. Herhangi bir katliam da olmamış, birinci derecede Baltacı kesimin saldırılarından kaynaklanan ölüm olayları ve yaralanmalar olmuştu. Ölen ve yaralananların çoğu da fitnecileri saraya sokmamak için devreye girenlerdendi. Çünkü fitneci kesim amaçlarının cumhurbaşkanını öldürmek olduğunu açıkça beyan etmişti. 

Oysa Rabia Meydanı katliamında kararı veren, teşvik etmeyi bir yana bırakın bütün talimatları gönderen, keskin nişancıların yerleştirilmesine kadar her şeyi yakından izleyen kişiler şu an iktidarı elinde tutan cunta liderleridir. İttihadiye olaylarını sorgulayan yargının Rabia Meydanı olaylarını sorgulamaması hukuku değil cuntanın talimatlarını icra ettiğini açıkça ortaya koyuyor. 

Hukukun herkese eşit mesafede durması halinde görevi gasp edilmiş bir yöneticinin cezalandırılması için kırk dereden getirilen su ile bağlantı kurularak gerekçe yapılan bir fiil darbeciler tarafından fazlasıyla ve planlı bir şekilde işlendiği zaman onların da cezalandırılmaları gerekir. 

yeniakit

Bu yazı toplam 341 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim