• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Konya 14 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Erzurum 3 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 10 °C

Cenevre’den Ne Çıkabilir?

Ahmet Varol

 

Suriye’yle ilgili uluslararası diplomasinin yeni bir sürecini oluşturacağı söylenen 2. Cenevre Görüşmeleri için öngörülen tarihin yaklaşmasına doğru konuyla ilgili tartışmaların ateşlendiği ve ihtilafların daha masa başı pazarlıkların başlaması öncesinde çıkmaza doğru sürüklendiği anlaşılıyor.

Görüşmeler öncesinde yapılan açıklamalarda sergilenen tavırlar, yöneltilen eleştiriler, suçlamalar ve dayatmalar bu görüşmelerin aslında bir çözüm üretmekten ziyade direnişin cephedeki kazanımlarının siyasi kazanımlara dönüşmesini önleme amaçlı dayatma formüllerine odaklanmak istediği işareti veriyor. Bu yönüyle BM’nin 2. Cenevre Görüşmeleri’nde izleyeceği siyaset ve taktiğin Baas rejiminin kimyasal silahlarının imhasıyla ilgili anlaşma sürecinde izlediği göz boyama ve atlatma politikasından çok farklı olmayacağı kanaati oluşturuyor.

el-Ahdar el-İbrahimi’nin BM ve Arap Birliği teşkilatı (Arap Ligi) Suriye Özel Temsilcisi sıfatıyla sahada boy göstermesi bir yılı epey aştı. Fakat 2. Cenevre Görüşmeleri’ni başlatma hazırlıklarında son aşamaya yaklaştığı bu günlerde bulunduğu nokta başlangıçta bulunduğu noktanın ilerisinde değildir. Yani henüz sıfır noktasında yer aldığı ve bir ilerleme kaydedemediği görülüyor. Onun, BM eski genel sekreteri Kofi Annan’ın ardından söz konusu göreve getirilmesi üzerinde yazdığımız yazılarda dile getirdiğimiz öngörüler de bu yöndeydi. Çünkü liberal Arap ulusçusu ve Suriye halkının özgürlük mücadelesine öncülük eden hareketin İslâmi kimliğinden rahatsız, dolayısıyla çözümü yine iktidarın Baas diktasıyla paylaşılmasında arayan bu kişinin masaya koyacağı formüllerin ne yöne yönlendirme yapacağını tahmin etmek zor değildi.

Bugün 2. Cenevre Görüşmeleri öncesinde de hedefe özellikle muhalifleri yerleştirmesi ve eleştiri taşlarını sürekli onların üzerine yöneltmesi gerçekte muhalifleri yanlışlarını düzeltmeye sevk amacı taşıyan iyi niyetli eleştiri değil siyasi çözüm formüllerinin önünde asıl Baas diktasının değil muhalif kanadın engel teşkil ettiği, yolları onun tıkadığı kanaatini yaygınlaştırmaktır.

Oysa asıl sorun diplomatik ve siyasi ataklarda Esed’in iktidara ortak olamayacağı bir çözüm formülü üzerinde ittifak sağlanmasının imkânsız olduğu varsayımının bir hareket noktası olarak kabul edilmesi için çalışılmasıdır. Muhaliflerin tüm ön şartlarından vazgeçerek masaya oturmaya zorlanmasının amacı da esasta budur. Çünkü muhaliflerin, tartışma ve pazarlığın dışında tutmak istedikleri ön şartları budur.

Çünkü Esed’li formül asla bir çözüm formülü olamaz. Direnişin böyle bir formüle razı olması cephedeki kazanımlarından vazgeçerek teslimiyeti kabullenmesi anlamına gelir. Bugün Mısır’da yaşananlar, diktatörün kendisi çekilse bile dikta rejiminin kalıntılarıyla yola devam edilmesi durumunda diktatörün adamlarının ve zulüm uygulamalarının geri dönüşüne imkân sağlayabilecek arka kapının açık bırakılması anlamına geldiğini ortaya koymuştur. Mısır’da bu arka kapının açık bırakılması acı bir tecrübe oldu ve bu tecrübeyi Suriye direnişinin mutlaka dikkate alması, her ne pahasına olursa olsun zulüm rejiminin ve diktatörün adamlarının sızma yapabileceği kapıları kapatması gerekir.

Görüşmelerde kâtil Baas rejiminin uluslararası platformda resmi hamisi sıfatı taşıyan ve onu sürekli silahlarıyla besleyen Rusya’nın müdâhil olması yetmiyormuş gibi İbrahimi, İran’ın da müdâhil olarak katılmasına imkân sağlanması yönünde girişimlerde bulundu. Kâtil Baas rejimine arka çıkmak, ona silah ve asker desteği sağlamak masa başı görüşmelere de müdâhil olarak katılma hakkı veriyorsa, özgürlüğü ve meşru hakları için mücadele eden Suriye halkının direnişine destek vermek neden bu hakkı kazandırmıyor? Görülen o ki asıl mesele Esed’in iktidarı paylaşamayacağı bir formülün uygulamaya geçirilmesinin imkânsız olduğu ön yargısına dayalı dayatmada Baas diktasının bileğinin güçlendirilmesi, muhalefetin ise yalnızlaştırılmasıdır.
Sergilenen bu tutum 2. Cenevre Görüşmeleri’nin de siyasi çözüm girişimlerinde bir ümit ışığı yakmadığını gösteriyor. Bu açıdan planlandığı gibi gerçekleşmesi konusunda tereddütler var. Esed diktasının geleceğini kurtarma çabası içinde olanların kendilerinin çalıp kendilerinin oynayacağı türden görüşmeler de olabilir.

yeniakit

 

Bu yazı toplam 471 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim