• BIST 107.229
  • Altın 142,587
  • Dolar 3,5512
  • Euro 4,1287
  • Ankara 34 °C
  • İstanbul 34 °C
  • Konya 35 °C
  • Antalya 31 °C
  • Diyarbakır 38 °C
  • Erzurum 29 °C
  • İzmir 36 °C
  • Rize 30 °C

Bu Saray Mollaları Var Oldukça...

Nureddin Şirin


Bu Saray Mollaları Var Oldukça İslam'a ve Müslümanlara İhanetlerin Sonu Gelmeyecektir…!

SARAY MOLLALIĞINA KISA BİR BAKIŞ (1)

İslam ümmetinin tarih boyu karşılaştığı en büyük ihanet kuşkusuz ki, "zalim ve gasıp rejimlere kapıkulu olmuş saray mollaları"nın İslam"a vurduğu darbeler olmuştur. Kralların, sultanların, meliklerin beslemesi olan bu saray mollalarının İslam Şeriatı"nın mukaddesat ve kaynaklarını hiç bir perva etmeksizin gayri meşru düzenlere payanda kılmasından daha büyük bir ihanet ve zulüm olabilir mi..?

Suud ve Katar rejimlerinin koçbaşı haline gelen bu kapıkulu mollalarının ifsadına dikkat çekmeye çalıştığımızda, birileri buna “mezhepçilik” yaftası yapıştırarak, bizim İran ve Hizbullah taraftarı olmamızı öne çıkarıp meselelere İran gözüyle baktığımızı ve "Şiilik" yaptığımızı ileri sürüyorlar...

İngiliz emperyalizminin ekip yeşerttiği munharif akımları “İslam mezhebi” (!) olarak pazarlamakta beis görmeyenler, onların ifsad ve ihanetlerine gözlerini kapayıp fitnelerine çanak tutanlar, bizleri istediği gibi suçlayabilir ve nitelendirebilirler. Yine birileri kendilerini “mezhepler üstü” tanımlarken, mezhepçiliğin ve kışkırtıcılığın en âlâsını yapıyor ve İslami mevzuları sokak ağzıyla konuşmaya başlıyorsa, seviyesizliğin bu kadarına “pes doğrusu” demekten başka yapacak bir şey yok demektir...

Şimdi yazımıza konu edindiğimiz bu “saray molları”nın yayınladıkları fetvalardan birkaç tanesini aktaralım:

Suud rejiminin başkadılarından Salih Bin Fevzan el Fevzan"a soruyorlar:

“Biz güvenlik biriminde çalışan bir grup insan olarak size sormak istiyoruz: Biz güvenlik güçlerine saldırmayı ve yönetime karşı isyanı planlayan bir grubu ortaya çıkarma görevi aldık. Fakat bazılarının bu kişilere karşı savaşmanın caiz olmadığını, zira onların Allah yolunda savaştıklarını, İslam memleketlerindeki kafirleri kovmak istediklerini söylediğini işittik. Bu konuda doğru olan görüş nedir?”

Salih Bin Fevzan el Fevzan bu soruya şu şekilde karşılık veriyor:

“Allah size yardım etsin. Sizin bu işi yapmakla cihad ediyorsunuz. Siz halkın onurunu, hayatını, esenliğini sağlama niyetindesiniz. Allah sizi mücahidlerin ecriyle ecirlendirsin. Zira siz Müslümanların emirine itaat etmektesiniz. Sizin bu yaptığınız kutsaldır, bunda hiçbir şüphe yoktur. Onların yaptığını cihad olarak diyenler kim? Makbul alimlerden bunu diyen var mı? Asla. Bu yalandır. Onların yaptığı Müslüman kanı dökmek ve yönetime isyan etmektir. Bu ise en büyük günahlardandır. Buna cihad denmez. Bu Allah yolunda bir amel değil, şeytan yolunda bir ameldir. Kafirlerin ülkeden çıkarılması sizi ilgilendirmez, bunu yapacak tek kişi yöneticidir. Melik onlara güvenlik garantisi vermiştir. Süreleri dolduğunda da onları Emir çıkartır. Peygamberimiz (s.a.v) buyurmuştur: “Müşrikleri Arab yarımadasından çıkarınız.” (Buhari 2888 ve Müslim 1637)

Bu mesaj doğrudan yöneticilere yöneliktir. Onları ilk çıkartan Ömer (r.a)dır. Bunu diğer vatandaşlar yapmamışlardır. Onları getirecek de çıkartacak da sadece Emir"dir. Onlar buraya diplomasi ve ticaret için gelmişlerdir. Müslümanlar onları kendi menfaatleri için buraya getirmişlerdir. Onlar buraya geldiklerinde de eman almışlardır. Peygamberimiz buyuruyor ki; “kendisiyle anlaşma yapılmış bir kafiri kim öldürürse cennetin kokusunu alamaz.” (Buhari 3166) Bu büyük bir tehdittir.”

Görüldüğü üzere, Suud başkadısı Salih Bin Fevzan el Fevzan"ın bu fetvası, Hicaz İslam topraklarındaki Amerikan varlığını hedef alan mücahidlere yöneliktir.

Başkadıya göre, Amerikalılar ve diğer Batılılar Müslümanların yararına Hicaz topraklarına gelmişlerdir ve Suud kralının koruması altındadır. Onları getiren Suud kralı olduğu gibi, vakti gelince çıkaracak olan da yine kendisidir.

Bir başka fetva:

Suud baş müftüsü Abdulaziz el eş Şeyh"e soruyorlar:

“Peygamberin şöyle bir hadisi var mıdır? “Sizi sırtınızdan kırbaçlasa ve mülkünüze el koysa da yöneticilerinizi işitin ve onlara itaat edin.” Bu sadece bireysel davalara mı uygulanır yoksa bütün haksızlıklara mı?

Şeyh Abdulaziz bu soruya şöyle cevap veriyor:

“Bu geneldir. Günahkar da olsalar yöneticilere itaat etmek farzdır. Yöneticilere itaatsizlik ve isyan olduğunda nasıl sıkıntılar çıktığını Allah biliyor. Arap baharı diye adlandırılan bazı İslam ülkelerindeki isyanların nasıl sıkıntılara yol açtığından ders almak gerekiyor. Bu sıkıntılar kendilerinden kaynaklandı. Ey kardeşlerim, mutlu bir hayat, güvenlik, selamet ve istikrara ulaşmanın yolu yöneticileri işitip onlara itaat etmekten geçer. Biz yöneticilere itaat etmekle, onların yanında durmakla ve onları savunmakla yükümlüyüz. Biz Kur"an ve Sünnet üzerine sadakat sözü verdik.”

Suud baş müftüsünün bu fetvası, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerindeki halk ayaklanmalarının Suudi Arabistan"a sıçramasından duyduğu kaygıyı dile getiriyor. Müftü ayrıca, zalim ve fasık yönetimlere itaat etmenin farz olduğunu da Hz. Resulüllah"a dayandırmaya kalkıyor.

Bir başka fetva:

Suudi Arabistan Başkadısı Salih bin Muhammed el Luheydan"a soruyorlar:

“Ortaya çıkıp gösteri yapma davetten sayılabilir mi?”

Başkadı Luheydan bu soruya şu cevabı veriyor:

“Hayır, bu yeryüzünde fesat çıkarmaktır.”

Bir başka fetva:

Yukarıdaki sorunun bir benzeri Abdulaziz Bin Abdulaziz Bin Baz"a soruluyor:

“Gösteri ve grev cihaddan sayılır mı?”

Cevap:

“Hayır, bu yanlıştır. Bu bir fitnedir. Bu bir şerdir. Doğru değildir.”


Bir başka fetva:

Suud Şeyhulislamı Abdulaziz bin Abdullah bin Baz"a soruyorlar:

“Minberlerden yöneticilerin hatalarını dile getirmek Selefin usulüne uygun mudur? Selefin usulüne gore bu nasıl yapılmalıdır?”

Şeyh bin Baz bu soruya şöyle cevap veriyor:

“Bu soruyla değişik defalar karşılaştım. Minbirlerden yöneticilerin kusurlarını dile getirmek selefin usulüne uygun değildir. Bu isyanlara yol açar. Bu halkı itaatten sakındırır. Bunun hiç bir hayrı da yoktur, zarardan başka bir şey vermez. Selefin takip ettiği usül yöneticilere tenha bir yerde nasihatta bulunmak, onlara mektup yazmaktır.”

Suud başkadısı Şeyh el Fevzan"a da benzer bir soru soruluyor:

“Yöneticileri açıktan eleştirmenin yasak olduğuna dair bir ittifak ya da ihtilaf var mı?”

Şeyh El Fevzan bu soruya şöyle cevap veriyor:

“Bu konuda hiç bir ihtilaf yoktur. Biz Peygamber (s.a.v)"in şu buyruğuna tabiyiz: “Müslüman yöneticileri işitin ve onlara itaat edin, velev ki zalim olsalar bile.” Zira yöneticilere karşı isyan çok daha büyük fesatlara yol açar. Müslüman oldukları sürece, onların zulümlerine karşı sabırlı olmalıyız. Allah “kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın buyuruyor.”

Başka bir fetva:

Suud müftülerinden Muhammed BinSalih bin Useymin Suudi Arabistan hükümeti ve krallığını hakkında şunları söylüyor:

“Kraliyet hükümetine,özellikle de kraal çok teşekkür ediyorum. Allah ona başarılar inayet buyursun ve onu hayırla ecirlendirsin ki hayırlı amellerini sürdürsün. Onun büyük projelerini saymakla bitiremeyiz. Onun amelleri zaten konuşuyor. Onun tüm kardeşlerine de teşekkür ediyoruz. Allah"tan onlara hayırlar lütfetmesini niyaz ediyoruz. Allah"a kasem olsun ki, onların omuzlarında çok büyük bir sorumluluk var. Bazılarımız küçük bir aileyi bile yönetemeyiz. Bir kişinin büyük bir milletten sorumlu olmasına ne denir ki?

Suud Müftüsü Salih Bin Fevzan el Fevzan"a soruyorlar:

“Emiri İşitin ve ona itaat edin, velev ki sırtınızı kamçılasa ve mülkünüze el koysa da” hadisinin sıhhati nedir?

Şeyh el Fevzan şöyle cevap veriyor:

“Bu hadis sahihtir. Zalim de olzsa Müslüman bir yöneticiye sabredilmesi gerek. Zira bunda güvenlikve birlik gibi büyük bir maslahat vardır. Buhem yöneticinin hem de müslümanların yararınadır.”

Suud başkadısı Muhammed Bin Salih bin Useymin Suudi Arabistan krallığını şöyle değerlendiriyor:

“Biliyorsunuz ki bu ülke şeriatla yönetilen bir ülkedir. Hakimler İslam şeriatına göre hükmeder. Oruç ve hacc, ikame edilir, camilerde hutbeler irad olunur. Buna karşı kim yanlış yaparsa büyük bir fitneye yol açar. Fitneciler önlenmelidir.

Memleketimize bir bakalım; nemezarlar üzerine yapılmış binalar, ne de mezarlarının etrafında yapılan tavaflar görmeyiz.

Bununla birlikte her ülkede fesat örneklerine rastlanır. Eğer Suudi Arabistan dışındaki ülkelerle bir mukayese yapacak olursak, arada büyük farklar görürüz. Alkollü içecekler dükkanlarda açıkça satılır. Lokantalar Ramazanda gün boyu açık olur. İsteyen yer, içer. Açıkça fuhuş yapılır. Bu ülkelere seyahat edenler bana dediler ki, “hava alanına vardıklarında kendilerine şöyle deniliyor:”oğlanlarımız ve kızlarımız var, hangisini istersiniz” Bunlar açıkça olan şeyler.”

Başka bir fetva:

Suud şöyhulislamı Abdülaziz bin Abdullah Bin Baz diyor ki:

“Bu ülkeye düşmanlık hakka ve tevhide düşmanlıktır. Bugün hangi ülke tevhidin devamlılığını sağlıyor? Komşularımızdan Mısır, Şam, Irak gibi ülkelerin hangisi bunu yapıyor? Tevhide çağıran ve İslam şeriatını tatbik eden kimdir? Allah"ın dışında ibadet edilen kabirleri yıkan kimdir? Kim ve nerededirler? Bu ülkeden başka bunları yapan başka bir ülke var mı?

Suud Başkadısı Salih Bin Fevzan el Fevzan"a “vahhabilik” konusunda bir soru soru soruluyor:

“Şeyh Muhammed Bin Abdulvahhab"tan bu yana niçin tevhid çağrısında bulunanlar “Vehhabiler” şeklinde tanımlanıyor? Bu sözden dolayı birçok insan tevhide çağıranlardan ürküyor.”

Şeyh el Fevzan bu soruya şöyle cevap veriyor:

“Hayır, kesinlikle bundan ürkülmez. Biz, birilerinin tevhide çağıran kişileri “vahhabi” şeklinde tanımlamasından iftihar eder, bundan dolayı da Allah"a hamd ederiz. Peki Şirke çağranlar nasıl tanımlanır:”cahilî”

Biz bundan gurur duyuyoruz, bırakın “vehhabi” desinler. Onların kendileri şahittirki Vehhabilik çağrısı bir tevhid çağrısıdır. “El Lenca” yazarı (r.h) şöyle der:

“Biri Ahmed"i takip ederse o bir vehabidir. O halde insanlar ve cinler şahit olsun ki ben bir vehabiyim.”

Burada Ahmed, peygamber (s.a.v)dir. (Ben de onu diyorum:) “Kim Ahmed"i takip ederse o bir vehabidir. O halde, insanlar ve cinler şahit olsun ki, ben bir vehabiyim.”

Burada bazı örneklerini aktardığımız fetvalar, kapıkulu saray mollalarının zalim ve gasıp düzenleri koruma ve savunma noktasında üslendikleri misyonu gözler önüne serdiği gibi, “Vehabilik” adı altında arkasına gizlendikleri inançların gerçekte bir saray ideolojisi olduğunu açıkça gösteriyor.

İşgalcileri, zalimleri, diktatörleri “din adına” “Allah adına” “İslam şeriatı adına” koruyup kollayan, İslam dünyasının en şerlileri kralları, melikleri ve sultanları ”kendilerine itaat edilmesi farz olan yöneticiler” olarak sunan bu saray mollaları ile ilgili hazırladığımız ikinci dosyayı da yakında yayınlayacağız…

 

velfecr

Bu yazı toplam 1834 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim