• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Konya 6 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Erzurum -11 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 12 °C

Bu bir ihanet savaşıdır

Ahmet Varol

PKK öncülüğünde yürütülen savaşın sadece bu ihanet çetesinin savaşı olmadığı açıktır. Savaşın Kürt sorunuyla da bir ilgisi yok. Çünkü Kürt sorununun çözümü için en uygun ve Kürt toplumunun yararına olan formül silahsız çözümdür. Silahsız çözümde önemli ilerleme kaydedilmişken birden silaha sarılan hainler en başta Kürt toplumuna ve onun geleceğine darbe vurdular. Sebebi ise küresel emperyalizmle ortak plan yapmalarıdır. 

Savaş sadece bir ihanet çetesi tarafından değil küresel emperyalizmle işbirliği içindeki farklı çeteler, Suriye’de Baas zulmünün geleceğini garantiye almaya çalışan bölgesel güçler ve onları kumanda eden uluslararası güçler tarafından ortaklaşa yürütülüyor. Bunu işbirlikçi ve ihanetçi unsurların tamamının aynı safta birleşmesinden, küresel emperyalizme hizmet eden medya organlarının tümünün de bu kirli savaşta onların sözcülüğünü yapmalarından açıkça görüyoruz. Küresel emperyalizmin böyle bir savaşa ihtiyaç duymasının arka planında ise Türkiye’nin İslâm coğrafyasında yeniden bir güç birliğine ve Müslüman toplumlar arasında dayanışmaya öncülük etmesinden duyduğu endişedir. 

İslâm coğrafyası yüzyıllar boyunca bugün Türkiye sınırları içinde kalan topraklardan yönetildi. Ama bunun sebebi bu toprakların cazibesinden veya büyülü yapısından değil geniş bir alana yayılmış Müslüman halkların tümünü aynı zeminde birleştiren ortak kimliği güç birliği için değerlendirmesinden kaynaklanıyordu. İslam coğrafyasının ulusal kimliklere göre küçük parçalara bölünmesine neden olan dağılma sürecinden sonra Türkiye’ye hükmeden zihniyetin ortak kimliği ve yapıyı reddetmesi bir tür reddi miras dolayısıyla büyük bir servetten vazgeçme anlamına geliyordu.

Şimdi kendi ülkelerindeki zulüm rejimlerinin sultasından ve küresel emperyalizmin de tasallutundan kurtulmak, yeniden kendi özlerine, özgür ve bağımsız kimliklerine dönmek isteyen halklar bu konuda kendilerine cesaret verecek bir güç oluşması arzularını ortaya koyarken Türkiye’nin tarihteki rolüne dönmesine ümit bağladılar. Çünkü daha o “reddi miras” konusunda ısrarlı, o yüzden de Müslüman halkların sorunlarıyla ilgilenme gibi bir duyarlılıktan uzak siyasi anlayışın hüküm sürdüğü dönemde bile tarihi ve güncel konumundan dolayı böyle bir öncülüğe en müsait ülkenin Türkiye olduğu kanaati İslam dünyasında oldukça yaygındı. İslâm âleminde güç birliğinin sağlanması için Türkiye’nin son derece önem arz eden tarihi fonksiyonuna dönmesi gerektiği görüşünü benimseyenlerin siyaset sahnesinde etkili olmasından sonra bu ümit doğal olarak arttı ve yeşerdi. Özellikle küresel güçlerin, İslam dünyasındaki dikta rejimlerinin ve ihanet merkezlerinin hedefe yerleştirdiği özgürlük mücadelelerine Türkiye’deki siyasi mekanizmanın sahip çıkması bu ümidi güçlendirdi.

Gerek Türkiye’deki siyasi yönetimin İslam âlemini eli güçlü kılacak ve küresel emperyalizmin dikte edeceği politikalara mahkum olmadan rahatça karar verebilme özgürlüğünü elde etmesini sağlayacak güç birliğine öncülük etme girişimleri, gerekse zulüm rejimlerinden artık tamamen kurtulmak isteyen halkların bu duruş ve tavır sebebiyle ümitlenmeleri tabii ki küresel güçlerin ve onların uzaktan kumanda ettiği işbirlikçi rejimlerin yahut bu rejimlere hizmet eden ihanet merkezlerinin dikkatlerinden kaçmadı. Türkiye’nin böyle bir güç birliğine öncülük etme ve tarihi rolüne dönme teşebbüsleri ise onları rahatsız etti. O yüzden bu konudaki siyasi girişimlerinin önüne geçmek, diplomatik ve ekonomik alanda bileğini güçlendirecek yeni ataklar gerçekleştirmesini zorlaştırmak amacıyla çok yönlü bir savaş başlattılar. Bu savaşı önce yalancı, iftiracı medyadan, siyasi nüfuz oluşturarak kapıları tutmaya çalışan paralel çetesine kadar bütün etkin mekanizmaları harekete geçirmek suretiyle başlatmışlardı. Seçim sonrası oluşan şartları silahlı milislerini de devreye sokmak için kullandılar.

Bir yandan kamuoyunu yanıltmada işe yarayacak araçları yaygın bir şekilde devreye soktular. Dolayısıyla askerlerin geçtiği yollara antitank mayını döşeyerek sekiz askeri birden katleden katil militanlarla, medyayı arkasına alıp kavram sömürücülüğü yaparak “barış” numaralarıyla psikolojik savaş yürütenlerin amaçlarının ve hedeflerinin aynı olduğu dikkatlerden kaçmamalı.

yeniakit

Bu yazı toplam 454 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim