• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Erzurum 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Rize 15 °C

Bu Apaçık Post Modern Bir İşgaldir

Nureddin Şirin
Bizler Türkiye’de 28 Şubat darbe süreciyle birlikte yeni bir kavrama tanık olmuştuk: “post modern bir darbe”

Öyle ki bu deyim darbecilerin önde gelenlerinden Erol Özkasnak Paşa tarafından üretilip telaffuz edilmişti.

Buradan hareket edecek olursak; Refah-Yol hükümetini yıkmayı kararlaştıran uluslararası emperyalist ve Siyonist eksen, ülke içinde silahlı kuvvetlerden, sendikalardan, medyadan oluşan bir grubu yıkım için gereken hazırlıkları ve operasyonları yapmakla görevlendirmişti.

Önce irtica tehlikesi imajını oluşturmak, ardından Türkiye’deki İslami kesimler, cemaatler, tarikatlar üzerinde kara propaganda yöntemleriyle bir algı operasyonları gerçekleştirmek için o dönem adına “kartel medyası” denilen işbirlikçi medyayı kullanmışlardı.

Manşetler, kasetler, ürkütücü, korkutucu ve nefret ettirici görüntüler, tehditler sürekli gündemi oluşturmuştu…

“Birini tehdit irtica” konseptini başa koyan Türk Silahlı kuvvetleri içindeki darbeci lobinin başını çektiği bu yıkım operasyonu sonucunda Refah-Yol hükümeti yıkıldı.

Refah-Yol hükümetinin yıkılmasının ardından çok geçmedi ki, ne irtica tehdidi kaldı ne de 28 Şubat kararları...

Aslında tüm bunlar amaçlanan yıkımın sağlanması için oluşturulan bir argüman, bahane ve araç idi; güncel deyimle, profesyonel bir şekilde “algı operasyonu” yürütülüyordu. Manşetler karargahtan gidiyor, ülke bir gerilim ve belirsiz bir gelecek atmosferine büründürülüyordu…

28 Şubat sürecinin (post-modern darbenin) arkasındaki asıl güç olan Amerikan emperyalizmi, Afganistan ve Irak işgalleriyle hesapladıklarını gerçekleştiremeyince, aynı emperyalist amaçlar için bölgeye tekrar dönüp yerleşmek amacıyla, bu kez “post modern bir işgal senaryosu”nu sahneye koydu..

Yine değişmeyen yöntem psikolojik savaş, algı operasyonu, korku ve endişe ortamı…

Bölgede Amerika ve küresel müttefiklerinin dışında kimsenin baş edemeyeceği, Kürtlerin, Arapların, Şiilerin, Sünnilerin, Hristiyanların, Ezidilerin, yani sonuçta “canavar” (!) gibi herkesi, her devleti, her kesimi yutma istidadı gösteren büyük bir tehlikenin “insanlık adına” (!) etkisizleştirilmesi gerekiyordu…

Amerika öylesine kapsamlı, örgütlü ve yaygın bir algı operasyonu oluşturdu ki, neredeyse dört bir taraftan herkes “yetiş ya Amerika” deme durumunda kaldı.

Amerika dün Afganistan ve Irak’ı işgal ederken başaramadıklarını bugün başarma peşinde.

Artık Amerika öyle gelecek ki, bulunduğu yerde “işgalci” olarak değil de “kurtarıcı” olarak duracak; Obama ve diğer ABD’li siyasi-askeri erkanın ifadesiyle bu savaş uzun süreli bir savaş olacağı için de, Amerika bölgedeki askeri varlığını kalıcı hale getirecek, kendisine yeni üsler oluşturacak ve bölgeyi kendisine minnettar, borçlu ve itaatkar hale getirecek...

İşte bunun adı “post modern işgal”dir…

Amerika önderliğindeki batılı işgal güçleri Irak işgaline başladığında batı başkentlerinde bile yüzbinlerce insan “işgale ve savaş karşı koalisyon” oluşturmuşlar ve kesintisiz eylemler düzenlemişlerdi.

Bugün ise işgal karşıtı koalisyonlar, yaygın protesto eylemleri değil, işgalciyi alkışlayan, işgalciye dua eden, işgalciyi bağrına basan, işgalciyi kutsayan bir kamuoyu oluşmuş durumda…

İşte bunun adı “post modern işgal”dir…

Türkiye hükümeti, IŞİD’in elindeki rehinelerin geri dönmesinden sonra, Amerikan koalisyonuna askeri açıdan da aktif destek vereceğini açıkladı.

Irak işgali sırasında Türkiye kamuoyunda oluşan savaş karşıtı irade ve sonuçta meclisten çıkan 1 Mart tezkeresi, şimdi Amerikan koalisyonu içinde aktif rol için “savaş tezkeresi” çıkma durumda…

Öncelikle adını koymamız gerekir ki; eğer bölgede bugün krizler, çatışmalar ve iç savaşlar yaşanıyorsa, bunun başlıca müsebbibi her şeyden önce Amerika’nın bizzat kendisidir.

Dolayısıyla, Amerika’yı bölgede daha da güçlendirecek, daha da kalıcı hale getirecek ve daha da buyurgan kılacak bir sürece katkı sunmak; daha derin, daha uzun ve daha yaralayıcı bir dönemin oluşmasına imkan ve fırsat vermek anlamına gelir.

Latin Amerika’nın onurlu ve devrimci sesi Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, sözde IŞİD ile mücadele adı altında oluşturulan Amerikan koalisyonunu, “dünyanın kontrolünü elinde tutmak, ekonomik yağmasını ve politik sultasını devam ettirebilmek” için “bir araç” olarak tanımlıyor ve şu çağrıyı yapıyor: “Emperyalist savaş suçlusu Obama yargılanmalıdır.”

Bu koalisyon kirli bir ittifaktır. Bu ittifakın yakınlarında durmak bile kirlenmeye yol açacakken tam içine girmek hiçbir mantık ile izah edilebilecek bir şey değildir.

Şüphesiz ki Amerika bu süreçte kendisiyle ittifaka girecek olanlara bir şeyler vadediyor aynı zamanda…

Yoksa dünyanın öbür ucundan bir takım devletlerin “benden üç uçak” “benden 6 uçak” demeleri, insanlık adına bir hayır işlemek için değil, sofradan kendilerine pay ayırabilmek içindir.

Şimdi Türkiye jeo-politik ve jeo-stratejik gerekçelerle bu halkaya girerse, geriye kendisine şerden başka bir şey kalmaz; masaya bir şeyler konsa da o hamurdan helal lokma çıkmaz…

Kısacası bu savaş bir emperyalist savaştır, haçlı savaşıdır; sonuçta İslam’a ve Müslümanlara karşı yeni haince bir savaştır.

Amerika bizi “post modern darbe” ile bir kere ısırmışken, şimdi de “post modern bir işgal” ile bir kez daha ısıracaksa eğer; demek ki Türkiye aynı Türkiye demektir; değişen fazla da bir şey yok…

Allah bizi böyle bir musibetin ve vebalin içine düşürmesin…

velfecr

Bu yazı toplam 1188 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim