• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 25 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 18 °C

Bölgesel sorunların odağındaki İran

Ahmet Varol

İran’ın küresel güçlerle nükleer teknoloji konusunda anlaşma sağlaması uluslararası platformda bayağı yankı uyandırdığı gibi İran’da da halk tabanında büyük bir sevince vesile olurken üst kademede bazı ihtilafları ve tartışmaları da beraberinde getirdi. Biz bu anlaşmanın böyle bir döneme denk getirilmesinde teknik boyuttan ziyade siyasi boyutun ağır bastığına kanaat ediyoruz. O yüzden değişik boyutlarıyla ele alınmasına ihtiyaç var. Ancak daha nükleer anlaşmanın sıcaklığının ve tartışmaların devam ettiği sırada Cumhurbaşkanı Tayyib Erdoğan’ın İran içinden gelen itirazlara rağmen gerçekleştirdiği ziyaretle birlikte Türkiye’de İran’la ilgili gündem tamamen bu ziyaret konusuna kaydı ve nükleer anlaşma konusu gölgede kaldı. Fakat anlaşma, uygulamaya geçirilmesi aşamalarında yeniden gündeme taşınacağından önümüzdeki dönemde de konuşulacaktır. 

İran’da ideolojik tavır sergiliyormuş görünmeye çalışan bazı milletvekilleri, siyasiler ve gazeteciler Tayyib Erdoğan’ın ziyaretine tepki gösterdi; hatta ziyareti eylemlerle karşılayacakları tehdidinde bulundular. Oysa bu ziyaret planı İran’ın birçok yönden lehine ve yararınaydı. Bunu onlar da çok iyi biliyorlardı ve devletin üst kademedeki yetkilileri de iptalini arzulamıyorlardı. Ama bu tür tepkilerle, bölgede yaşanan sorunlardan dolayı kendilerine yöneltilecek eleştirilerin de önünü kapatmayı amaçlıyorlardı. Yani insanların vahşice katledilmesindeki rollerinin üstünü örtme ve zeytinyağı gibi üste çıkma amaçlı bir taktiğe başvuruyorlardı. 

Ziyaretten Erdoğan’ın da olumlu beklentileri ve bilhassa bölgesel sorunlarda İran’ın doğrudan rolünün olması sebebiyle bu sorunların üzerine gidilmesi açısından onunla yapılacak görüşmelerden iyi sonuçlar elde edilmesi ümidi olduğu için İran içindeki siyasi çevrelerin diplomatik açıdan da çirkin nitelikteki çıkışlarını nazarı dikkate almadan ziyaretinde ısrarlı davrandı. 

Erdoğan ziyaret vesilesiyle yaptığı basın açıklamalarında bölgesel sorunların üzerinde durduklarını ve artık akan kanın durdurulması için çarpışan tarafların ikna edilmesi gerektiğini dile getirdi. Yaptığı açıklamalar onun İran’ı bir aracı olarak gördüğünü ve çarpışmaların durdurulması için de devreye girmesini talep ettiğini ortaya koyuyordu. Diplomatik üslûp ve stratejik bakış böyle bir yaklaşımı zorunlu kılmış olabilir. Ama bizim burada özellikle vurgulamak ve dikkatten uzak tutulmamasını istediğimiz bir husus var. Kastedilen sorunlarda İran, aracı kılınması gereken değil ikna edilmesi gereken taraftır. Çünkü Suriye ve Irak’ta askeriyle, pilotuyla, silahıyla ve küresel emperyalist güçlerle kurduğu köprülerden de yararlanarak bilfiil cephede savaşan, Yemen’de ise savaşan taraflardan birini yönlendiren güçtür. 

Suriye’de Baas rejiminin büyük ölçüde tükendiği, Şebbiha çetelerinin bile etkisini kaybettiği ve rejim cihetinden savaşın İran’ın gönderdiği askerlerle yahut dünyanın değişik ülkelerinden topladığı militanlarla sürdürüldüğü artık gizlenmesi, saklanması mümkün olmayan bir gerçektir. 

Irak’ta Nuri el-Maliki’nin askerlerinin üstlerindeki askerî elbiseleri bile çıkarıp kaçmasından sonra Bağdat yönetiminin Tikrit ve çevresinde yeniden hâkimiyeti ele geçirmesi ve özellikle bölgedeki aşiretlere ağır darbeler indirmesi İran’ın gönderdiği General Kasım Süleymani’nin karadan ve ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin havadan verdiği destekle oldu. 

Yemen’de ise devlet olarak cephede yer almasa da savaşan taraflardan birinin yani eski diktatör Ali Abdullah Salih ile Husilerin kurduğu ittifakın tamamen İran desteğiyle çatışmaları sürdürdüğü biliniyor.

Suriye’de saltanatını sürdürebilmek için vahşette sınır tanımayan bir diktatörle, Yemen’de devrilen saltanatını geri getirmek isteyen ve zulümde sınır tanımamada Baas liderinden farklı olmadığı anlaşılan eski diktatörle, Irak’ta da küresel emperyalizmle işbirliği yaparak yayılmacı politikalarını uygulamaya çalışan ve bunun için silahın gücünü sınırsızca kullanmaktan çekinmeyen taraf İran’dır. Yani İran, kan dökülmemesi, akan kanın durdurulması amacıyla birilerini ikna etmesi için devreye sokulması gereken aracı değil bütün bu katliamlara son vermeye ikna edilmesi gereken taraftır. Temennimiz birilerinin bunu başarabilmesidir.

yeniakit

Bu yazı toplam 326 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim