• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Konya 3 °C
  • Antalya 13 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Erzurum -6 °C
  • İzmir 10 °C
  • Rize 7 °C

Böcek Soruşturmasında Yapılan Skandal Hata Mahkemede Ortaya Çıktı

Böcek Soruşturmasında Yapılan Skandal Hata Mahkemede Ortaya Çıktı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisinde ve konutunda bulunduğu iddia edilen dinleme cihazıyla (böcek) ilgili 13 kişinin yargılandığı dava dün başladı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisinde ve konutunda bulunduğu iddia edilen dinleme cihazıyla (böcek) ilgili 13 kişinin yargılandığı dava dün başladı. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına dönemin TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz'ın sözleri damgasını vurdu. Palaz, böcek olayında yapılan skandal hatayı mahkemede şöyle anlattı, "Yıllarca elektronik istihbarat ve kriptoloji konusunda çalıştım. Bir yerde böcek bulunursa sökülmez. Oradan sökerseniz kanıtı yok edersiniz. Oradan sökmeyip zayıf sinyal verdirerek dinleyen adamı yakalarsınız."

"MİT'İN İŞİ BU, BÖCEK KOYAR, BULUR"

Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisi ve konutunda bulunduğu iddia edilen dinleme cihazıyla (böcek) ilgili davada eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz ifade verdi. Palaz, "Hakikaten çok doluyum. Gazetede benim hakkımda bir haber çıkıyor. Boğaz'da bir yalı varmış. Oradan dinleme yapıyormuşum. Tekzip talep ediyorum, kabul edilmiyor." dedi. Palaz, böceğin hangi tarihte konulduğunun tespit edilmesi için kendilerine geliş hikâyesini şöyle özetledi:

"2012 Ocak ayında MİT'ten kişiye özel gizli bir paket geldi. Dinleme cihazı bulunmuş. Menşei nedir, kim üretmiş, ne zaman kullanıma girmiş gibi sorulara cevap vermemiz isteniyordu. MİT'in işi bu, ya böcek koyar ya bulur. Bize böceğin konulduğu silikonun ne zaman katılaştığı noktasında bir analiz yapılıp yapılmayacağı soruldu. Daha sonra MAM'da görevli Hamza Turhan incelemede bulundu, Gökhan Vıcıl da elektronik inceleme yaptı. Ben de üst yazıyı yazdım. Özetledik koyduk. 2012 Şubat gibi cevabı yolladık. 2012 Haziran aylarında Başbakanlık Teftiş Kurulu'ndan aradılar, sözlü bilgime başvurmak istediklerini söylediler. Konuyu çıtlattılar. Böcek olayını ancak orada öğrenmiş olduk. Tekrar yazı geldi. Analizin doğru olup olmadığı noktasında bir rapor istendi.

"BİR YERDE BÖCEK BULUNURSA SÖKÜLMEZ"

2013 Kasım ayında tekrar teftiş kuruluna davet edip yazılı ifademi aldılar. İçlerinden bir müfettiş arabama kadar refakat etti. Geçirirken bana rapordan hoşlanılmadığını söyledi. 'Biraz takvimin geriye doğru gelmesi gerekiyor, senin için hoş olmaz, görevinden alınırsın' dedi. Kasım ayında müfettiş beyle telefon görüşmemiz oldu, yine tehdit edildim. Konuyu ciddiye almadık. 3 yıl geçmiş bir raporun değiştirilmesi mümkün değildi. 17 Aralık'tan sonra bakanımız değişti. Beni hedefe koydu. Gideceksin dedi. Ben de o zaman olayları anlamaya başladım. Yerime gelen kişi beni ziyaret etti, 'İstifa etmen gerekiyor, siyasiler seni istemiyor' dedi. Ben de 20 Şubat'ta meşhur açıklamamı yaptım. Aynı gün beni işten attılar. Yıllarca elektronik istihbarat ve kriptoloji konusunda çalıştım. Bir yerde böcek bulunursa sökülmez. Oradan sökerseniz kanıtı yok edersiniz. Oradan sökmeyip zayıf sinyal verdirerek dinleyen adamı yakalarsınız.

"TEHDİTLE İLGİLİ SAVCI İŞLEM YAPMADI"

Kendisini tehdit eden Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişinin 'Mehmet Emin Baysa' olduğunu ifade eden Hasan Palaz, bu konuyla alakalı suç duyurusu yapıp yapmadığını sorulması üzerine de, "Yapsam ne olacak, savcıya ifademde bildirdim. Savcı işlem yapamadı." cevabını verdi. İfadesini alan savcının tehdit ile ilgili ifadeleri tutanağa geçirmek istemediğini, son anda müdahale ettiklerini belirtti.

"4,5 YIL İZİN YAPMADAN ÇALIŞTIM BU SUÇLAMAYI HAK ETMEDİM"

Suçlama tarihinde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın yakın koruma müdürlüğünü yapan sanık polis müdürü Zeki Bulut şu savunmayı yaptı: "Beyefendi'ye 4 buçuk yıl hizmet ettim. Ortalama 17-18 saat çalışıyordum. 4 buçuk yılda sadece bir gün, kayınbabam vefat ettiğinde çalışmadım. Amiyane tabirle Sayın Erdoğan'ı yataktan aldım, yatağa bıraktım. Bin 500 gün çalışmışım, bunun bin gününü Ankara dışında geçirmişim. Çocuklarımın hangi sınıfa gittiğini unuttuğum oldu. Çocuklarımın büyüdüğünü hiç görmedim. Bunu yapabilmek için hakikaten Beyefendi'yi sevmeniz gerekiyor, bu kadar gönül bağı, bu kadar aşk ile bağlanmanız gerekiyor.

Görevi aldığım ilk gün ellerimi başıma aldım ve düşündüm. Allah'a, 'Devletimin başbakanını koruyacağım. Bundan daha büyük bir görev yok' diye şükrettim. Sayın Başbakan'ı kazasız belasız, kılına zarar gelmeden görevi bırakmayı nasip etmesi için Allah'a dua ettim. Görevi bırakınca da bu yerine geldiği için iki rekat şükür namazı kıldım. Ama şimdi ne yazık ki hain olarak addediliyoruz. Bu kadar büyük bir sevginin, bu kadar büyük bir aşkın karşılığının bu olmaması gerekiyordu. Başbakan'ımızı, beyefendiyi, iddia ediyorum ki biz gelene kadar Allah korumuş. Öncekilerden tanıdığım, sevdiğim arkadaşlarım da var. Ama ne yazık ki böyleymiş."

"CİHAZ BULUNDUKTAN SONRA 10 AY DAHA GÖREV ALDIM"

Dinleme cihazı bulunduktan sonra 10 ay daha görevini sürdürdüğüne işaret eden Bulut, daha sonra Denizli Emniyet Müdürlüğü'ne getirildiğini söyledi. Görevden ayrılırken, Erdoğan'ın memnuniyetini bizzat dile getirdiğini anlattı. Bulut, "Hiç anlamadığım bir süreçte, Şubat 2014'te görevden alındım. Neden alındığımı bilmiyorum." dedi.

Yoğunluktan dolayı denetim görevini yapma ihtimalinin olmadığını ifade eden Bulut, "Ben Beyefendi'nin yanındaki son adamım. Yanında olunca mevcudiyetten kaynaklı her türlü iletişim sizin üzerinizden oluyor. Danışmanlar, özel kalem müdürü beni arıyor. Beyefendi'nin konuşma metinleri, uçak saatini, uçak listesinde kimler var, onları Beyefendi'ye hep siz arz ediyorsunuz. Koruma Müdürlüğü'nün ötesinde bir özel kalem müdürü gibi oluyorsunuz." diye konuştu. Öte yandan Zeki Bulut, "Böcek için nereyi ararlarsa arasınlar, o birimden mutlaka bir refakatçi olur." cümlesini kullandıktan sonra mahkeme başkanının söylediği, "Yalnız arama yapsalardı zaten böcek bulunmazdı." ifadeleri salondakileri şaşırttı. Bulut'un avukatı Hakan Yıldız ise casuslukla suçlanan müvekkili hakkında tek bir teknik takip ve mal varlığı incelemesi olmadığını vurgulayarak, "Müvekkilim bu dosyanın reklam yüzüdür, reklam malzemesidir." değerlendirmesini yaptı.

FETHULLAH GÜLEN'LE GÖRÜŞTÜN MÜ?

Hakim Hüseyin Karamanoğlu, polislerden Ahmet Türer'e, "Fethullah Gülen'in yardımcısı Sinan Dursun'la irtibatlı olduğunuz söyleniyor." ifadesini kullandı. Bunun üzerine Türer, "Kendisi Emniyetçi ve ABD'ye gelenlere yardımcı olan biridir." derken Gülen'in yardımcısı olduğunu bilmediğini kaydetti. Dosyada Fethullah Gülen Hocaefendi ile alakalı herhangi bir suçlama ve iddia yer almamasına rağmen hakim, "Amerika'ya gittiğinizde Gülen'le görüştünüz mü?" sorusunu yöneltti.

Öte yandan polislerden İbrahim Sarı, fen lisesini kazandığı halde polislik mesleğini çok sevdiği için polis okulunu tercih ettiğini söyledi. Hakim Hüseyin Karamanoğlu'nun yine garip bir şekilde fen lisesini kazanmışken neden polis okuluna gittiğini sorması üzerine Sarı, "Bu soruşturma başıma geldiğinden beri ben de aynı soruyu kendime soruyorum." karşılığını verdi. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim