• BIST 107.401
  • Altın 151,137
  • Dolar 3,6765
  • Euro 4,3226
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Konya 19 °C
  • Antalya 29 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Erzurum 13 °C
  • İzmir 26 °C
  • Rize 21 °C

BM'nin Sopası Kime Karşı?

Ahmet Varol

Suriye'de vahşi katliamlarla hâkimiyetini sürdürmeye çalışan Baas rejiminin artık son nefeslerini saydığı görülüyor. Bu rejimin güçlü bir destekçi tabanının olduğu, ayrıca önemli bir dış desteğe sahip olduğu dolayısıyla devrilmesinin çok da kolay olmayacağı yönündeki tahminlerin tutmadığı inşallah çok yakın bir zamanda görülecektir.

Vahşi Baas rejiminin direniş karşısında artık iyice sıkıştığı ve nefeslerini saymaya başladığı yaptığı tehditlerin dozajını iyice artırmasından da anlaşılıyordu. Libya'daki Kaddafi rejiminin taktiklerinin aynısına başvurması dikkat çekiyor. O da kara güçlerinin hareket alanının iyice daraldığını ve askerlerinin büyük bir çoğunluğunun dağıldığını görünce muhaliflerin kontrolündeki bölgelerin tamamını ateşe verebileceği, bütün her yerin altını üstüne getirebileceği tehdidinde bulunmuştu. Ama bu tehditler onu kurtaramadı.


Baas rejiminin vahşetin şiddetini, tehdidin dozajını artırmasına rağmen etrafındaki çember de iyice daraldı. En son bütün bu vahşi saldırıların infazından ve tehditlerin icrasını takipten sorumlu Savunma Bakanı da tasfiye edildi. Saldırı hakkında tartışmalar olacak, çeşitli komplo teorileri üretilecek ve muhtelif taraflara ithamlarda bulunulacaktır. Ama sonuçta Savunma Bakanının tasfiyesi zulüm ve vahşetle ayakta durmaya çalışan Baas rejiminin tam beline balyozun indirilmesi anlamına gelir. Önceki saldırılar belki elini bacağını yaralıyor veya kırıyordu. Ama bu saldırı belini kırdı. Bir daha doğrultması da mümkün görünmüyor.


Öte yandan Beşşar'ın en yakın çevresindeki adamları da tası tarağı toplayıp kaçmaya başladı. Bunlardan bazıları meydanı terk ederken bazıları da Hür Suriye Ordusu'na katılma teklifinde bulundu. Katılma talebinde bulunanların bazıları Hür Suriye Ordusu tarafından kabul edilirken bazılarının istekleri reddedildi. Aslında bu kaçışlar artık rejimin gazının tükendiğinin ve son nefeslerini saydığının ispatıdır. Çünkü bu adamların kaçışı onların saf değiştirmelerinden değil Baas'ın sonunun iyice yaklaştığını görmelerinden ileri geliyor. Katil rejimin sonunu gördükleri için kendi sonlarını kurtarmak amacıyla kaçıyorlar. Amaçları saf değiştirmek ve direnişin saflarını güçlendirmek olsaydı bu işi samimiyetle yapanlarla birlikte hareket ederlerdi. Hür Suriye Ordusu'nun, Baas rejimiyle birlikte çukura yuvarlanmamak için onu terk edenlerin tavırlarına şüpheyle yaklaşması ve bu gibileri direnişin saflarına almak istememesi de bu yüzdendir. Yoksa orduyu ve istihbarat organlarını içten bilen, askerî alanda tecrübeleri olan bu derece önemli şahsiyetleri arasına niye almasın.


Bu merhalede Suriye direnişinin önünde duran en önemli tehlikeli alan BM çatısı altında olaylara müdahale etmeye çalışan uluslararası güçlerin sinsi taktiklerinin döşendiği mayın tarlasıdır.


Katil Baas rejimi aylardan beri Suriye'nin değişik bölgelerinde vahşi katliamlar gerçekleştirirken olaylara fiili müdahalede bulunmak için sopasını göstermeye kalkışmayan BM, bugün bu rejimin artık son çırpınışlarını yapmaya başladığı günlerde müdâhil olmaya ve sopasını göstermeye başladı. Dıştan bakıldığında sopasını katil Baas rejimine gösteriyor ve artık onu katliamlara son vermeye zorlamak istiyor. Gerçekte ise onu tasfiye etme ve dizginleri ele alma noktasına gelen direnişe göstermek suretiyle gidişata el koymaya çalışıyor.


BM güya uluslararası gözlemcilerin görev süresini uzatmayı ve Annan Planını zorla uygulamak için kuvvete başvurmayı tartışıyor, bunun kabul edilmesi için oylamalarda bulunuyor. Oysa uluslararası gözlemcilerin bugüne kadar bir işe yaramadığını, katliamların, vahşetin önüne geçmek için aktif hiçbir rollerinin olmadığını bütün dünya gördü. Bugün beli kırılmış, en güçlü elemanlarını kaybetmiş ve son nefeslerini vermekte olan Baas rejimini gözetlemek için görev süreleri uzatılsa ne olacak?


Direnişi devre dışı bırakarak katil Baas rejimini muhatap alan Annan Planı zaten istenen ve tercih edilen bir plan olmamıştır. Dün Humus'ta, Halep'te, Hama'da, Der'a'da, İdlib'de insanların vahşice katledilmesinin önüne geçmek için güç kullanmayan BM bugün Annan Planı'nı uygulamak için kuvvete başvuracak öyle mi? Canavara kuvvet kullanmayan BM onun ölüsüne mi kuvvet kullanmaya hazırlanıyor?

yeniakit

Bu yazı toplam 705 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim