• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 8 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum 3 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 14 °C

BM 70. Genel Kurulu

Ahmet Varol

Bu sıralarda dünya gündeminde, Birleşmiş Milletler diye adlandırılan, gerçekte ise milletlerin değil emperyalizmin farklı kanatlarının birleşmesini ifade eden küresel teşkilatın yetmişinci Genel Kurul faaliyetleri öncelikli yer tutuyor. 

Türkiye’nin kendi gündemi özellikle de bir yandan PKK terörünün sürmesi bir yandan da erken genel seçime hazırlıkların başlaması zihinleri meşgul ettiğinden BM Genel Kurulu çok fazla dikkatleri çekmiyor. Ama konu genel boyutuyla olmasa da yapılan konuşmalar, konuşmalarda ele alınan meseleler ve  yöneticilerin bu meselelerle ilgili tavırları münasebetiyle gündem oluşturuyor. Ayrıca Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bu vesileyle New York’ta olması, muhtelif ülkelerin yöneticileriyle görüşmeler yapması da gündemin ayrı bir boyutunu oluşturuyor. 

BM Genel Kurulu tüm üye ülkelerin resmen temsil edildiği bir parlamento sayılır. Bu parlamentoda üye ülkeleri temsilen sürekli toplantılara katılan daimi temsilciler var. Bunlar büyükelçi statüsündedir. Görüşülen konular hakkında ülkelerinin hükümetleriyle sürekli irtibat halinde olur ve aldıkları talimat doğrultusunda tavır belirler. Yılda bir kere devlet yöneticilerinin katıldığı genel kurul toplantısı düzenleniyor. 

Genel Kurul kararları üye ülkeler için tavsiye niteliği taşır, bağlayıcı değildir. Fakat siyonist işgal lehine olan Genel Kurul kararlarının takibinin yapılıp uygulandığını; kararları bağlayıcı olan Güvenlik Konseyi’nin siyonist işgal aleyhindeki kararlarının genelde ABD tarafından veto edildiğini, 1967’de işgal ettiği topraklardan çekilmesini isteyen kararlarının uygulanması için de hiçbir yaptırıma başvurulmadığını özellikle belirtelim. 

1945’te kurulmuş olan BM’nin yetmişinci Genel Kurul çalışmaları 15 Eylül’de başladı ve 6 Ekim’e kadar sürecek. Tabii üye ülkelerin yöneticileri bu süre içindeki çalışmaların tümünü başlangıçtan bitişine kadar izlemiyor. Yöneticilerin orada bulunmaktaki amaçları başkalarını dinlemek değil başkalarına kendilerini dinletmek. Ama diğerleri de aynı amaçla geldikleri için özellikle küresel ya da bölgesel ağırlığı veya devam eden önemli bir meseleyle ilişkisi olmayan yöneticiler biraz kendileri çalıp kendileri oynamış oluyorlar. O gibiler kendi basın mensuplarını da yanlarında götürüp halklarına BM kürsüsünden mesaj veriyorlar. Gerçi o mesajları her gece yatmadan önce veriyor olsalar da BM kürsüsünden poz vermek farklı oluyor. 

Küresel emperyalizmin başını çekenlerin veya yaşanan sorunlarda etkin konuma sahip ülkelerin yöneticilerinin durumları farklı. Onların uluslararası siyaset alanında veya etkin rol oynadıkları meselelerde BM kürsüsünden ne gibi bir mesaj verecekleri merak edildiğinden söyledikleri de medya organları tarafından tüm dünya kamuoyuna yansıtılıyor, gündem oluşturuyor ve konuşuluyor. Hoşumuza gitmese de vakıa bu.

Genel Kurul toplantısı aynı zamanda ülke yöneticilerinin birbirleriyle oturup görüşmeler yapmaları, yeni meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunmaları, doğrudan birbirlerini ilgilendiren konularda karşı karşıya görüşmeleri ve yeni bağlantılar kurmaları için geniş çaplı fırsatlar oluşturuyor. Örneğin Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun BM Genel Kurulu çalışmalarına katılmak için gittiği New York’ta elde ettiği fırsatlardan yararlanarak gerçekleştirdiği görüşmeleri yapabilmesi için birkaç ülke ziyaret etmesi gerekirdi. Aynı şey diğer ülkelerin yöneticileri için de söz konusu. 

Bu yılın BM Genel Kurulu toplantısında gündeme gelen konulardan biri “gözlemci devlet” statüsü verilen Filistin’in bayrağının da teşkilatın gönderlerinden birine çekilmesiydi. Türkiye’nin Filistin’e verdiği desteği ve Davutoğlu’nun BM’deki desteğini bayrak çekme töreninde de yanında yer alarak göstermesini elbette takdir ediyoruz. Ama şunu da ifade etmeliyiz ki siyonist işgalcinin her türlü zulmüne sessiz kalan veya göstermelik kınamalarla geçiştiren BM’nin bayrak çekme işi biraz işgalci katillerin eline otomatik silah verirken Filistinlinin eline lolipop şeker vermeye benziyor. ABD Başkanı Obama’nın Genel Kurul’daki konuşmasında Filistin davasıyla ilgili meselelerin kuyruğuna bile dokunmaması bu açıdan düşündürücüdür. 

Bu yıl ele alan meselelerin başında da Suriye yer alıyordu ki o konuyu müstakil bir yazıda değerlendirmeye ihtiyaç var.

yeniakit

Bu yazı toplam 387 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim