• BIST 81.712
  • Altın 147,154
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 13 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Erzurum -14 °C
  • İzmir 11 °C
  • Rize 6 °C

"Biz Susarsak Coğrafya Susar"

"Biz Susarsak Coğrafya Susar"
Bugün Mısır cuntasının 529 kişiye verdiği idam cezalarını tartışıyoruz.

Biz susarsak coğrafya susar

İbrahim Karagül / Yenişafak

Türkiye büyüdükçe Ortadoğu hareketlendi. Türkiye güç kazandı, cesaretini hissetti, bütün bölgede değişim rüzgarları esmeye başladı. Ne zaman ki Türkiye yeniden içe kapanmaya zorlandı, enerjisini iç sorunlara harcamaya başladı coğrafyadaki değişim dalgası zayıfladı, kırıldı.

Bugün Mısır cuntasının 529 kişiye verdiği idam cezalarını tartışıyoruz. Bu halde bile, aylardır kör bir kavgaya mahkum edilsek bile, bu kavga yüzünden çevremize bakamayacak hale getirilsek bile bunu biz tartışıyoruz, biz tepki gösteriyoruz.

Arap dünyası suskun, Arap medyası suskun, ABD ve Avrupa siyaseti, kurumları, medyası, insan hakları kuruluşları suskun. Ortadoğu'nun en büyük demokrasi çıkışını yok edenler, kitlesel kıyım görüntüsü veren idam kararlarına, cunta rezaletine utangaç da olsa tepki vermekten uzak.

Türkiye'de, yakın çevremizde, 'kriz coğrafyası', 'fay hattı' olarak tanımlanan ülkelerde genç kuşaklar Batı'ya, yüz yıldır bize ve bu ülkelere dayatılan anlayışa, zihin esaretine karşı derin bir sorgulama başlatmalı, tarihi bir meydan okuma şekli geliştirmeli.

Geleceğimizin sadece ve sadece kendi ellerimizde olduğunun idraki ülkeden ülkeye, toplumdan topluma, nesilden nesile aktarılmalı, coğrafya tarihi tersine çevirecek bir çıkış yolu bulmalı. Diktatörlüklerin, zorbalıkların, fakirliğin ve adaletsizliğin kader olmadığına dair coşkulu bir bilinç oluşturulmalı.

Gezi olaylarından bu yana Türkiye'yi içe kapatmaya yönelik girişimler maalesef kısmen de başarılı oldu. Türkiye, içerideki krizle boğuşmaktan çevresine bakamaz hale getirildi. Hükümeti düşürmekten darbe yapmaya kadar her uğursuz girişimin arkasında yer alan çevrelerin son derece bilinçli, kapsamlı bir senaryo çerçevesinde hareket ettiklerini düşünüyorum. Siyaseti felç etmek, ekonomiyi çökertmek, toplumsal krizleri tekrar canlandırmak gibi ülkeyi intihar noktasına sürükleyenlere bu ağır suçun sorumluları olduğu mutlaka hatırlatılmalı.

Son dört aylık mücadelede, devleti ve hükümeti köşeye sıkıştırmaya çalışan inisiyatif kesinlikle bir cemaat öfkesiyle sınırlı değildi. Kendi geleceği için ülkeyi yakmayı bile göze alabilenlerin adlarının, tarihin en büyük casusluk operasyonuyla birlikte anılması ibretlik bir durumdur. Türkiye içinde binlerce bireyi fişleyenlerin, devleti de fişlediklerini, ülkeye diz çöktürmek isteyenlere malzeme servis ettiklerini unutmamak lazım. Aslında senaryo çok büyük. Senaryonun gerçek hedefinin; Türkiye'nin son yıllarda çevresindeki ülkeler ve toplumlar üzerinde oluşturduğu o güçlü siyasal söylem, değişim dalgası olduğunu da…

Başlatılan dinleme ve casusluk soruşturmaları, çok daha çarpıcı gerçekler sunacak bize. Belki o zaman ne kadar ürkütücü bir durumla karşı karşıya bırakıldığımızı daha iyi anlayacağız. İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın sözlerine bakılırsa, yüz seksen civarında soruşturma dosyası var. Bunların büyük oranda dinleme ve casusluk konulu olduğundan şüphe yok.

Zaten dinlemelerin hepsi ya şantaj içindi ya bir yerlere servis için. Aslında her ikisi içindi. NSA'nın küresel çapta casusluk ağının Türkiye ayağını oluşturanlar, aldıkları ihaleyi yerine getirirken içeride de devleti ve toplumu yeniden dizayn etmeye girişmişler.

İşte bunlar, Türkiye'yi eskiden olduğu gibi yeniden içe kapanmaya zorladı. Ortadoğu'daki gelişmelere bakamadık bile. Kuzeyimizde Kırım Ukrayna'dan koparılıp Rusya'ya bağlandı, bakamadık bile. Ukrayna fiilen parçalandı, Karadeniz'in kuzeyinde Doğu Avrupa'dan Kafkaslara kadar yeni bir kriz haritası oluştu, dikkat edemedik bile.

Türkiye susturuldu. Kuzeyimizde Rusya şovu başladı. Avrupa ile Rusya arasında müthiş bir restleşme, kapışma yaşanıyor. Dünyanın dikkati Ortadoğu'dan Türkiye'nin kuzeyine kaydı. Moskova'nın Ukrayna'da yapıp ettiklerine karşı Güney Kafkaslarda bir hareketlilik, Bulgaristan ve Romanya'da ABD askeri hareketliliği, bugüne kadar krizlerden uzak tutulan Karadeniz'de gerilimler başlayabilir. ABD ve Avrupa'nın genel durgunluğuna karşı Asya'da müthiş gelişmeler izliyoruz. Rusya'nın hem Kuzeyimizde hem de Ortadoğu'daki manevralarına cevap bile verilemiyor.

Ortadoğu'da eski yönetim tarzı tekrar ipleri eline alırken, zorba rejimler tekrar güç kazanırken, en hareketli olması gerektiği dönemde Türkiye'nin sinir sistemini felç edenler kimler adına ne görevler üslenmiş olabilir? Bunun ciddi biçimde sorgulanması lazım. Türkiye'nin, yüzleşmek zorunda bırakıldığı felaket senaryosunu iyi anlaması, sorumlularından hesap sorması lazım.

Başlatılacağı söylenen soruşturmaların neden casusluk ve dinleme odaklı olduğu bu yüzden önemli. Bütün ülkeyi ABD, Avrupa ve İsrail istihbaratına gammazlayanların, nasıl bir ihanet içinde olduğu kamuoyuna gösterilmesi lazım. Başka ülkelerin istihbarat faaliyetleri için kendi ülkesine ihanet eden suçluların ifşa edilmesi lazım.

Türkiye'nin içerideki bu yapılanmadan bir an önce kurtulup, onları tasfiye edip başlattığı uzun yürüyüşü devam ettirmesi lazım. Özgürlükleri alabildiğine genişletip, ekonomik ve siyasi istikrarı güvence altına alması, yakın çevresinde yeniden değişim dalgaları oluşturması, bölgesel dönüşümün öncülüğünü devam ettirmesi lazım.

Biz susarsak bütün coğrafya susar. Biz susarsak yüzyıllık uyku ve esaret yeniden başlar. Biz ayağa kalkarsak, sağlam adımlarla yürürsek omuz omuza yürüyeceğimiz çok ülkenin olduğunu göreceğiz.

Yüz yıl sonra kendine gelen bu ülkeyi, bu milleti tekrar dar alanlara hapsetmeye yönelik bütün girişimler boşa çıkarılmalı. Küresel güç haritasının yeniden şekillendiği, Doğu-Batı arasındaki güç farkının hızla yok olduğu bir dönemde, Türkiye'yi diz çöktürmeye yönelik her girişim ihanettir.

Mısır'da idamları tartışırken, Ortadoğu'da demokrasi mücadelesinin neden başarılı olamadığını sorgularken, aynı dönemde Türkiye'nin neden susturulmaya çalışıldığına bakmalıyız. Bu zamanlamaya dikkat etmeliyiz. Türkiye'de olup biten münferit gibi görünen hareketleri bu büyük resimle birlikte anlamalıyız.

Unutmayın, biz yürürsek coğrafya yürür. Biz susarsak onlar da susacak. Susacak ve o karanlık tarih yeniden başlayacak.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim