• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Konya 6 °C
  • Antalya 9 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Erzurum -6 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 3 °C

Biz Allah’a aitiz ve O’na döneceğiz

Ahmet Varol

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor: “Biz sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmeyle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele! Onlar başlarına bir musibet geldiğinde: “Şüphesiz biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz” derler. İşte böylelerine Rablerinden bağışlanma ve rahmet vardır. Doğru yol üzere olanlar da bunlardır.” (Bakara, 2/155-157)

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de yine şöyle buyuruyor: “Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet gününde ecirleriniz eksiksiz olarak verilecek. Kim ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulursa kurtuluşa ermiş olur. Dünya hayatı aldatıcı geçinmeden başka bir şey değildir.” (Ali İmran, 3/185)

Bir başka âyeti kerimede de şöyle buyrulur: “Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak biz sizi hayra da şerre de mübtela kılıyoruz. (Sonuçta) bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya, 21/35)

Aslında, bilgisi sadece Allah katında olan ve kimsenin ne gün gerçekleşeceğini bilmediği büyük kıyamet gelmeden önce insanların yaşadığı kendi özel kıyametleri vardır ki o da ölümdür. İnsanlar “küçük kıyamet” adı verilen bu özel kıyamet ihtimaliyle her an karşı karşıyadır.

Şu âyeti kerime büyük ve küçük kıyamet hakkında bilinmesi gerekenleri çok özlü ve özet bir şekilde ortaya koyuyor: “Kıyamet saatinin ilmi şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah bilendir, haberdar olandır.” (Lokman, 31/34)

Bizim inancımıza göre ölüm bir yok oluş değil yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu itibarla inkârcılar ölümle birlikte, kabul etmedikleri gerçeklerle karşı karşıya gelmektedirler. Yüce Allah dünya hayatını ve ölümü insanı bir imtihandan geçirmek için yarattığını bildirir: “Hanginizin amelinin daha güzel olduğu konusunda sizi sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk, 67/2)

Dün sabah namazını kılıp eve döndükten sonra değerli insan ve gerçek bir dava adamı olan Hasan Karakaya’nın vefatı haberini, namaz için buluştuğumuzda henüz haberi olmayan muhterem imamızın telefon etmesiyle öğrenince Resûlullah (s.a.s.)’in: “Namazını, dünyaya veda eden bir kimsenin namazı gibi (son namazın gibi) kıl (Salli salate muvadi’in)” hadisini daha yakından anladım. Bir namazın son namaz olacak. Ama sen bunun hangisi olacağını bilmiyorsun. Öyleyse hazırlıklı ol ve her namazını son namazın gibi kıl. 

Muhterem Hasan Karakaya ağabeyimiz kalbindeki rahatsızlığa rağmen gayretliliğiyle ve tabii en çok da cesaretli yazılarıyla, onurlu duruşuyla tanınan bir gazeteci ve yazardı. Internette sabah haberlerini gözden geçirdikten sonra merak ettiğim makalelerin başında onun yazısı yer alıyordu. Cazibesinde bilgilendirme özelliğinin yanı sıra akıcı üslûbunun ve duygulara tercüman olmasının büyük payı vardı. 

Kendisiyle henüz bu ekibin günlük gazete çıkarmaya başlamadığı, sadece Cuma dergisini yayınladığı dönemden beri tanışıyorum. İlişkilerimiz her zaman karşılıklı sevgi temelli oldu. Kendisine ne zaman bir önerim olduysa beni ilgiyle dinledi. Tepkileri, zulme ve haksızlığa maruz kalan mü’minlere karşı aşırı gidenlere dönüktü. 

Yüce Allah’tan kendisine rahmet ve mağfiret, tüm aile efradına, yakınlarına, Yeni Akit camiasına ve bütün okuyucularına başsağlığı diliyorum. 

Bilgi: Kendi kitlesel tabanını seferber etmek için mezhepçiliği kalkan edinen, gerçekte mezhebi de bir sömürü aracı olarak kullanan, Irak’ta ABD emperyalizmiyle, Suriye’de de Baas zulmüyle ve Rus emperyalizmiyle işbirliği yaparak siyasi çıkarları hesabına yüz binlerce insanımızın hunharca katledilmesine kapı açan veya fiilen katleden anlayışın vahdetten ne anladığını, bu zihniyetin sahiplerine “aman mezhepçilik yapmayalım” öğütleri vermenin ne yarar sağlayacağını yazmayı düşünüyordum. Ama kıymetli kardeşimiz Özgür Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya’nın “Mezhepçiliği Lanetlemek ve Gölge Boksu” başlıklı yazısı benim düşünce ve duygularımı aynen dile getirdiğinden ikinci bir yazıya ihtiyaç kalmadığına kanaat ettim. Haksöz Haber sitesinde yayınlanan bu yazıyı okumanızı öneriyorum. 

Düzeltme: Dünkü yazımızda konu Irak olduğundan PYD’den söz ederken de yanlışlıkla Kuzey Irak ifadesini kullanmışım. Doğrusu Kuzey Suriye’dir. Bunun sürçi kalem olduğunu okuyucular da tahmin etmişlerdir sanıyorum, ancak biz yine de düzeltelim.

 
yeniakit
Bu yazı toplam 219 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim