• BIST 104.123
  • Altın 145,676
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Konya 19 °C
  • Antalya 24 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 19 °C
  • Rize 22 °C

Bırakın da Hizbullah Sünni Filistin Devleti'ni Kursun…!

Nureddin Şirin
Suriye olayları ile ilgili kapıkulu saray mollası körfez şeyhleri ile birlikte Hizbullah'a yönelik karalama ve yıpratma kampanyasını sürdüren birtakım karanlık odakların hak, adalet ve insaftan uzak saldırıları karşısında doğrusu insan ne diyeceğini bilemiyor...

Öylesine iddia ve iftiralar ileri sürüyorlar ki insanın kanının donmaması mümkün değil.

Sözde ulema kılıklı birtakım körfez mollası, sözün ona "Filistin davası"na desteklerini sunarlarken, diğer taraftan da Hizbullah"ın İsrail"e karşı gerçekte hiçbir şey yapmadığını, bilakis Hizbullah ile siyonist rejimin çıkarlarının birbiriyle örtüştüğünü ileri sürebilecek kadar pervasızlaşabiliyor..!

Böylelerinin, bu küstahça beyanda bulunanların, bunlara çanak tutanların, sessiz ve tepkisiz kalanların Kur"an ve Sünnet-i Resulüllah ile bir bağlarının olduğunu söyleyebilmek mümkün mü..?

Yani, Hizbullah"ın siyonist İsrail rejimine karşı savaştığı, siyonistlere karşı direndiği bir aldatmaca öyle mi?

Bu iddiaların sözde Müslüman alimler topluluğu içinde dillendirilmesi ise tam bir facia. Çünkü, İslam toplumları sonuçta Müslüman alimlerin beyanlarına itibar ederek, “bunu filan alim dedi” gibisinden bir güvencenin altına girebiliyor.

Bunlar mı “Müslüman alim”..?

Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v) “alimler peygamberlerin varisleridir; dünyaya dalmadıkları sürece” buyurmuş, ashab “ya resulallah, "dünyaya dalmak" nedir?” diye sorduklarında, Hz. Resulallah (s.a.v) “zalim yöneticilere meyletmektir” buyurmuştu.

İslam dünyası Amerikan emperyaliziminin kulu ve kuklası olmuş kral, melik ve diktatörlerin egemenliği altında. Bunların başında al-i Suud diktatörlüğü geliyor. Acaba körfez ülkelerinin hangisi Amerika"nın karakolu değil? Hangisinde Amerika"nın üssü, donanması ve filosu bulunmuyor..?

Ama bu ülkelerden gelen sözde alimler ağızlarını açtıklarında “Hizbullah”a saldırmada hiçbir beis görmüyor ve bundan imtina etmiyorlar. Bilakis, Hizbullah"a saldırmayı bir görev ve sorumluluk biliyorlar. Zira ceplerini ve midelerini dolduran melik ve kral efendilerinin onlara yüklediği misyon da bu...

Peki bu alimlerden kim kalkıp, İslam yurtlarını emperyalistlerin çiftliği haline getiren zalim ve işbirlikçi krallarına karşı, onların ihanet ve zulümlerini yüzlerine haykırıyor? Onlardan kim kalkıp Katar"daki, Bahreyn"deki, Hicaz, Emaret ve Kuveyt"teki Amerikan donanmalarının, filo ve üslerinin İslam ümmetine karşı saldırganlığın merkezi olduklarını söyleyebiliyor? Onlardan kim kalkıp emperyalizmin sulta ve boyunduruğu altına girmenin İslam"a ve Müslümanlara karşı en büyük bir ihanet olduğunu haykırabiliyor?

Meliklerin ve kralların önünde eğilip bel bükenlerin Hizbullah karşısında ağzına gelenleri söylemeleri gerçekte onların tiynetlerini gözler önüne seriyor. Çünkü Hizbullah"a saldırmak onlara menfaat, makam, mevki, şöhret ve unvan kazandırıyor; Hizbullah"a iftara atmak ve töhmet vurmak onlara terfi, iltifat, madalya ve rütbe kazandırıyor.

Bir de hiç ar etmeden, hicab duymadan ”Hizbullah İsrail karşısında şimdiye kadar hiçbir şey yapmadı” diyebiliyor...

Tamam, Hizbullah İsrail"e karşı hiçbir şey yapmadı. (!) Peki siz ne yaptınız? Bu gayri meşru yapının varlığını güvence altına alabilmek ve siyonizme karşı direnişi baltalamak için her tür ihanet ilişkisi içine giren sizin melikleriniz mi İsrail'e karşı bir şey yaptı..?

Nakura ve Nebatiye"de, Bint Cübeyl ve Marun Ras"da, siyonist rejim güçlerini yok edenler sizin efendileriniz miydi? Siyonist rejim güçlerine tarihin en ağır darbelerini indirip onların üslerini ve karargahlarını başına yıkan, zelil bir şekilde onları kaçmak zorunda bırakan sizin krallarınız mıydı yoksa?

Siyonist rejimin askeri ve siyasi yapısını alt üst eden, onların bakanlarını, generallerini yenilgiden dolayı istifa etmek zorunda bırakan sizin ağalarınız mıydı?

Siyonist rejimin “büyük İsrail” projesini toprağa gömen, 33 günde siyonist rejimin üzerine 4.500 füze atan, hiç vurulmaz sanılan hedeflerini füzelerine hedef yapan, bu Filistin işgalcilerini sığınaklara doldurup bu işgalin bedelini onlara ağır bir şekilde ödettiren, ABD kuklası ve jandarması efendileriniz miydi?

Sizler bu ümmete “din” adına "Amerikancı İslam"ı yüklediniz..

Sizler peygamber minberlerini, "Beyazsaray kürsüleri" gibi kullandınız…

Sizler Allah"ın ayetlerini, efendilerinizin kirli emelleri için mızraklar üstüne takıp yalandan "Kur"an”,“Kur"an” diye bağırdınız.

Sizler, Petro-dolarların bol çeşitli ziyafet sofralarında midelerinizi şişirmek için Müslümanların izzet, onur ve şerefini sattınız.

Bir de utanmadan, sıkılmadan kendinizi “Müslüman alim” diye tanıttınız…

Siyonist rejim güçleri Beyrut"un kapılarından girip Sabra ve Şatilla kamplarında masum ve savunmasız Filistinlileri katlettiğinde, bütün Filistinlileri Lübnan"dan çıkartıp ülke ülke dağıttığında, Amerikan, Fransız, İngiliz ve İtalyan orduları Beyrut"ta "istikrar ve güvenlik” karargahları kurduğunda, sizler sıcak yataklarınızda yatıp sağa sola dönerken, Hizbullah savaşçıları batılı emperyalistleri ve Siyonistleri İslam topraklarından söküp etmek için şehadet operasyonları düzenliyor, dünyalarını başlarına geçiriyordu...

Sizler, siyonist rejimin yenilmesinin mümkün olmadığına inanıp siyonist rejimle normalleşme ihanetine kılıflar ararken, Hizbullah savaşçıları, “Biz Muhammed ordusuyuz, geri döndük ve Kudüs yolunda ilerliyoruz!” diye haykırıyordu…

“Zer”in sarı parıltısı sizin gözlerinizi kamaştırırken, Hizbullah savaşçıları direniş meydanlarında Kudüs"ün özgürlüğü için kızıla boyanıyordu…

Ümmetin kaynaklarını yağmalayıp batılı patronlarına peşkeş çeken melik ve sultanlarınız size torbalar içinde ulufe dağıtırken Hizbullah savaşçıları kendilerini Allah"a kurban sunuyordu…

Hizbullah “Şii” imiş…

Öyle ya, Beyaz Saray ve Riyad"daki efendileriniz “atış serbest” dedi…

Ayrıca her atışın başına bir de ödül koydu…

Hizbullah savaşçıları silahlarını siyonist düşmana doğrulturken, yüreğini ve ellerini Filistinli kardeşlerine uzattı; yurtlarından sürülen milyonlarca Filistinlinin vatanlarına dönmesi için…

Onlar, işgal altındaki Filistin toprakları kurtulsun, Kudüs ve Aksa hürriyetine kavuşsun diye, göğüslerini ölüm makinalarına siper etti.

Peki ya siz, ne yaptınız..?

Başınıza siyonistlerin füzeleri ve bombaları yağdı öyle mi?

Göğüslerinize kurşunlar saplandı, öyle mi?

Alınlarınız kızıla boyandı, öyle mi?

Filistinli Müslümanlar "Sünni" değiller mi? Eğer bir mezhebe nisbet edilecekse, "Filistin" bir "Sünni yurdu" değil mi?

Filistin özgürleşince, siyonist rejim ortadan kalktığında ne olacak? "Şii Hizbullah" gidip Filistin toprakları üzerinde bir “Şii devleti” mi kuracak? Ya da, “Filistin"e Filistinliler giremez, burası Şiilerin ülkesi..!” mi diyecek?

Sizinle aynı meşrepten olan Saad Hariri geçen gün, “asıl problem Hizbullah"ın elindeki silahlardır” diyordu. Hizbullah şimdiye kadar füzelerini kime karşı kullandı ve bundan sonra kime karşı kullanacak..?

Gidin bunu Begin"lere, Olmert"lere, Halutz"lara, Netanyahu"lara sorun! Gidin bunu Yadlin"lere, Ashkenazi"lere sorun, Gidin bunu Barak"lara, Dagan"lara sorun…!

Siyonist rejimi tarihin çöplüğüne atmak için sabırsızlıkla tutuşan ve gece gündüz nöbette bekleyen Hizbullah savaşçıları neyin peşinde? Kimden hangi parayı, hangi serveti, hangi mevkiyi alacak?

Siz de, efendileriniz de göreceksiniz; Hizbullah savaşçıları canlarını, kanlarını vererek Filistin"de bir “Sünni devlet”in kurulmasının kapısını Filistinlilerin ve ümmetin yüzüne pek yakında açacak. Peki sizin zorunuza giden ne? Başınızda sarık olsa da, yoksa siz Barak mısınız, Obama mısınız? Siz Netenyahu musunuz, Liberman mısınız? Sizin acınız neden..?

Hizbullah, sizin gibi saray eşiklerini öpmedi, müstekbirlerin önünde diz çöküp istikbara boyun eğmedi; onun şiarı Kudüs, dünyası ümmet, yolu mukavemet, iftiharı şehadettir...

Hizbullah sadece bir direniş, bir siyasi hareket değil, bir ruh, bir mantık, bir yol, bir istikamettir. Hizbullah sadece Lübnan'da değil, onurlu insanların ve özgür vicdanların bulundugu her yerdedir...

Hizbullah, Muhammed'in (s.a.v) ahdi, Ebuzer'in derdi, Hüseyn'in peymanıdır...

Hizbullah, Mekke'nin sedası, Medine'nin cihadı, Hayber'in büşrası, Kerbela'nın misakıdır...

Hizbullah, Kudüs'ün izzeti, Aksa'nın fahrı, ümmetin yüz akıdır...

Hizbullah, velayetin tâcı, ittihadın miracı, hidayetin minhacı, zaferlerin miftahıdır...

Bunu siz nerden bilesiniz..?

Sizin habis hamurunuz ve karanlık ruhunuz bunu anlamaya kifayet etmez...!

Siz ancak kendinize esfel'de efendi seçer, safilin'de sarayları öper, dehlizlerde sofraları bölüşürsünüz...

Demek siz alimsiniz, öyle mi?

Minber ve kürsü sahibisiniz, kitab ve eser sahibisiniz, tefsir ve kalem sahibisiniz öyle mi?

Geçelim “alim” olmayı,

Sizler “Müslüman”sınız, öyle mi?

Sizler “insan”mısınız ki, Müslüman olasınız...!

Ve siz ey kirli sarayların ve haramzade meliklerin çocukları! Ve siz ey hak ve adaletin cellatları! Ve siz ey hevanın ve tezvirin şaklabanları! Ve siz ey kirli savaşların ve sinsi planların hokkabazları! Meydanları boş bulup Hizbullah'ı yalnız mı sandınız...!

O halde göreceksiniz...

Anlayacaksınız,

ve de pişman olacaksınız...!

Arun aleykum....
Bu yazı toplam 1632 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim