• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 13 °C
  • Antalya 21 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Erzurum 6 °C
  • İzmir 14 °C
  • Rize 20 °C

"Bir Ensarullah Savaşçısı, 2 Hizbullah Savaşçısı Gibidir"

"Bir Ensarullah Savaşçısı, 2 Hizbullah Savaşçısı Gibidir"
Enis Nakkaş Suudilerin Yemen saldırısını değerlendirdi...

Spiker: İyi akşamlar. Amerikan sponsorluğunda Yemen üzerine çöken ”Kararlı Fırtına” ne tür etkiler yaratacak? Bu ”Fırtına” bölgenin dengelerine nasıl etkiyecek? Suudi kararının arkasındaki hakikatler nedir? Riyad bu kararı ile yanlış mı yaptı doğru mu? Yemen’den Suriye’ye, Irak, Bahreyn ve Lübnan’a uzanan bu çatışmanın özünde ne var? Mezhepsel olmak üzere Sünni-Şii savaşı mı? Milliyetçi bir Arap-Fars savaşı mı? Yoksa siyasi bir çatışma mı? Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah’ın konuşmasında işaret ettiği noktalar nelerdir?

 

Bütün bu soruları Güvenlik ve Strateji Kurumu Koordinatörü Sayın Enis Nakkaş ile tartışacağız. Sayın Nakkaş hoş geldiniz.

 

 Enis Nakkaş: Ehlen ve sehlen.

 

Seyyid  Nasrallah’ın birçok mesajla dolu az önceki konuşmasını nasıl buldunuz?

 

Saldırının gayri meşru olması ile birlikte söylediği önemli bir husus şöyleydi: ”Bu saldırı başarısız olacak ve yenilecekler.” Bu araştırmaların sonucu ve bilinen iki şeyden ötürüdür: Halkların deneyimleri ve Yemen sahasındaki realiteler.

 

Yani siz bu saldırının yenileceğini ve Yemen halkının zafer kazanacağına mı inanıyorsunuz?

 

Evet. Bundan daha fazlasını da söyleyeyim, Seyyid’in ”bu saldırıdan sorumlular” diyerek işaret ettikleri, ki onlar Suud ailesinin emirleridir, bedel ödeyecek onlardır.

 

Bu noktaya varmak için erken değil mi?

 

Bu saldırıya dile getirdikleri hedeflerle devam etmeleri halinde o hedefler tepetaklak olacak ve kendileri hedef olacak, yenilecek ve bunun sorumluluğunu onlar taşıyacaklardır. Bu yenilgiyi, açık olmak gerekirse Suudi Riyali üzerinde bir araya gelmiş diğer 10 müttefikleri taşımayacaktır. Benim niye umudum var? Çünkü ben Yemen halkını ve Ensarullah Hareketini iyi biliyorum. Bunun yanında önümüzde halkların deneyimleri var, eski deneyimlere gitmeden yeni deneyimlere bakarak da bunu görebiliriz. Lübnan’dan Irak’a ve Afganistan’a kadar, halk direnişi olan yerlere dünyanın bütün orduları ile gelin sonucunu beraber görelim.

 

Seyyid Nasrallah Yemen’e yönelik hamleyi destekleyen taraflara sert sözler söyledi. Konuşmasında Ebu Mazen’e (Mahmut Abbas) doğrudan verdiği mesajlar oldu. Seyyid Nasrallah bu saldırıya katılan veya bu saldırının üzerini örten diğer hükümetlere de mesajlar gönderdi. Sizce de Seyyid Nasrallah herkese karşı geniş bir cephe açmış olmadı mı bu şekilde?

 

Açık olalım. Devletler veya devlet olmayan yapılar bir araya gelip, bu yönde uluslararası veya bölgesel bir küme oluşturduğunda, öncelikle yenileceklerine eminiz. Sondan başlamış oldum. Yenilecekler. Yenileceklerine inanmıyor olsaydık, protokoller için bir iki açık kapı kalırdı. Kaçınılmaz olarak yenilecekler. Sen direkt bir ”Kurtuluş Örgütü” olarak, Mahmut Abbas’tan bahsediyorum, uluslararası kanunların dışında ve hatta Arap Birliğinde bir oylama bile yapılmadan kabul edilen bu saldırıyı, halka yönelik saldırıyı nasıl kabul edersin? Ülke içinde de bir meşruiyeti olmayan biri için? Görev süresi bitmişti, ardından istifa etti ve Aden’e kaçtı, daha sonra diğerlerinin (Körfez) kararı ile geri dönmeye karar veren biri için? Ne askeri ne de tabanı olan biri. Suudi ordusu ile birlikte savaşan biri. Dolayısıyla doğru olmayan bu meşruiyet iddialarının, bölgeye yeni anlayışlar yığmasına izin veremeyiz.  Çünkü bizim bölgedeki savaşımız ne için? Uluslararası meşruiyet, halkların kendi kaderini belirleme hakkı ve ulusal kurtuluş hareketi esaslarına dayanıyor. Bütün bunların yerine Riyal’e rıza gösterirsek, bütün kavramlar ve değerler nereye gider?

 

Siz birkaç defa zaferin kaçınılmaz olduğunu dile getirdiniz. Güç dengeleri, yani görünenler, böyle bir zafere işaret etmiyor. Ensarullah Hareketi, hava saldırılarına başlayan ve 10 devletten oluşan Koalisyon karşısında ne yapabilir?

 

Biliyorsun biz koordinatörlerin görevi, strateji sunmak, strateji değerlendirmek, tehlikeleri değerlendirmek vs.dir. Yemen gibi bir olayı değerlendirmek için doğal olarak bir dosya açtık. Bazı arkadaşlar bu dosya ile ilgili bazı konuları sundular. Dosyanın başlığı ”Kararlı Fırtına” idi, saldırının adı da bu biliyorsunuz. Üzerini çizdim ve yeni bir başlık attım: Boş Çeyrek Savaşı. Boş çeyrek ki buna dahil olan kayıptır, bundan çıkan da kurtulmuştur. Bugün çalıştığımız bu dosyada, Suud Ailesi emirlerinin kararları ile Suud-i Arabistan Krallığının bugün yaptığı şey ”Boş Çeyrek Savaşıdır”. Bu yorum, operasyona yönelik eleştiri çeşitlerinden biri değildir. Bu yorum, bölgeyi, coğrafyasını ve hem Yemen hem diğer taraf olmak üzere üzerindekileri iyi bilmek ile ilgilidir. Bu savaş ilan edilen hedefleri ile birlikte devam ederse, başarısızlık dışında bir şey elde edemeyeceğine eminim.

 

Spiker: Ama şimdiye kadar duygularla konuştuk. Nasıl yenileceğini söylemediniz. Verilerle söyleyiniz, nasıl?

 

Ben stratejik değerlendirme yaparken şiir yazmıyorum. Bundan önceki programlarda bizi bölgede ”yaratıcı kaos” ile tehdit ettiklerini söylemiştim. Biz bu tahrip edici kaosu istemediğimizi söylemiştik fakat kaos istiyorsanız, biz buna nasıl karşı koyabileceğimizi ve onu irademiz ve hedeflerimiz doğrultusunda olmak üzere nasıl olumlu bir yöne çevirebileceğimizi biliyoruz. Irak işgaline bakın. Lübnan’dan Arap devletlerine, batılılara ve Amerikalılara kadar herkes, Bağdat’ın düşüşü ve Saddam Hüseyin’in heykelinin yıkılması ile mevzunun bittiğini sandı. O günlerde ben ”savaş bugün başladı, Irak’ta yenilecekler, istikrar sağlayamayacaklar ve politikaları başarısız olacak” demiştim. ABD 250 bin askeri ve güvenlik şirketlerinden 250 bin kişi ile daha yani 500 bin asker ile sahaya indi. Tüm imkanlarını kullandı ama Irak’ta tutunamadı. Irak’taki Mukavemet’i destekleyenler ise, tecrübe sahibi olan Suriye ve İran idi. 2006 Temmuz’unda dünya, uluslararası bir karar var dedi. Seyyid Hasan Nasrallah çıktı ve ”Bu esiri karşılıklı esir takası dışında kimse alamayacak” dedi. O dönemde Amerika’nın İsrail’den talep ettikleri ve İsrail’in hedefi olan noktalar vardı. Lübnan’a savaş Amerika’nın kararıydı. İsrail’in morali de yüksekti o zamanlar. Çünkü arkasında ABD vardı. Arapların da o zamanlar havaları yerindeydi. Mukavemet’i ”maceraperest” diye kınadılar. Sonuç ne oldu? Yenildiler. Bu da bir tecrübeydi.

 

Bu tecrübelerin olduğu dönemlerde müttefikler, şimdikinden 10 kat daha zayıftı. Yemenli savaşçılar ile ilgili bir değerlendirmemiz var. Hizbullah’taki kardeşlerimize ve dostlarımıza saygı ve sevgimizi belirterek demek isterim ki bir Yemen savaşçısı, iki Hizbullah savaşçısına denktir. Pratik olarak bir örnekle bakalım. Bizim burada 100 savaşçıdan 10 tane keskin nişancı seçebiliyorsak Yemen’de iş tersine döner ve 100 savaşçıdan 90 keskin nişancı çıkar. Burada deneyimleri dikkate alarak konuşuyorum. Zırhlı araçlar, tanklar, orta seviyede silahlar vs. savaşlarda da Yemen savaşçısının başarılı olacağına eminim. Bugün de Yemen savaşçısının bu tür silahlara da sahip olduğuna söyleyebiliriz. Girip terbiye etmeleri gereken bir grup Husi’den ibaret sanıyorlar karşılarındakini. Yemen savaşçısı, belirlenmiş hedeflerini gerçekleştirmek üzere, stratejik bir savaş yürütebilecek taktik akla sahiptir. Bir savaşta senin belirli hedeflerin ve buna entegre stratejin yoksa, taktiklerin geçici olur. Fakat başarılı olan taktiklerin, hedefi belli stratejik bir savaşla paralelse kaçınılmaz olarak zafer senindir.

 

Spiker: Nedir bu strateji?

 

Suudi Krallığı bu saldırıdan vazgeçmezse bu savaş, Suud Emirleri bedel ödemeden bitmeyecektir.

 

Nasıl?

 

Bedeli kendi ülkelerinde ödeyecekler.

 

Peki kim ödetecek bu bedeli?

 

Yemen’deki savaşçılar. Kimle savaşıyorlar? Yemenlilerle. Örnek verelim. Sosyalist örgütlerin gücü belliydi ama Kızıl Ordunun ulaştığı her yerde sosyalist devletler doğdu. Devrimler yoktu. Ne Çekoslovakya’da ne de Polonya’da komünist devrimler oldu. Kızıl Ordu Avrupa’nın yarısını kontrolüne geçirip bayrağını Berlin ortasına dikince, bütün bu bölge sosyalist oldu. Kızıl Ordu Afganistan’da vurulduğunda, Kızıl Ordunun heybeti gitti. İktisadi kriz dışında, kas gücünü kaybettikten sonra ne oldu? Tam bir çöküş geldi.

 

Bugün bu bağlamda Suudi Krallığında iki nokta var. Suud ailesinin yönetimi var. Bu yönetim, ordu üzerinde hegemonyasını korumak ve rıza sağlamak için Arabistan’daki her kesime para dağıtıyor. Mali ve askeri heybeti gider ve ona lojistik ve istihbarat desteği sağlama kararı alan müttefiki başarısız olursa…

 

Kim o müttefik?

 

Amerika. Savaşın başı, başkanı o değil mi? Yeşil ışığı yakan o değil mi? Elçileri Amerika’dan ”Anlamayan varsa anlasın Amerika bizimle” mesajı vermek amacıyla savaşı oradan ilan etmedi mi? Peki. Amerika olmadan senin ağırlığın nedir? Irak, Suriye ve Lübnan’da o harcadığın tüm parana rağmen bir sonuç alamadın, elindeki tüm paranla birlikte ağırlığın ne ki senin? Bu bölgelerde harekete geçirdiğin tüm güçlerle birlikte ağırlığın nedir? Dünyanın en büyük silah müşterisi kendileri. Bölgede en güçlü ve en büyük orduya sahip olan İsrail ama yenildi. Dünyanın en büyük silah müşterisi Suud ailesi bize güçlerini ve bu kadar silahı kullanma imkanlarını göstersin bakalım.

 

Bu savaşta üç şeyi daha değişecek: Bu derecedeki silah modernizasyonunun başarısızlığı, mali gücün başarısızlığı -ki Arabistan savaşmadan Yemen’de dizginleri para ile satın alabiliyor olsaydı emin ol satın alırdı. Görünüşe bakılırsa Riyal değersizleşmiş, Yemen’de iş yapamıyor artık. Riyal ile ile satın alınmayan insanlar varmış meğer-. Mali güç sadece bölgede değil, içte de bir kontrol mekanizması kurmuş ama artık başarısız. Üçüncüsü de, müttefikiniz sizi koruyamıyor. İngilizler Abdülaziz’e gelip ”Sana krallık kuralım” dedi ve İngilizler eliyle kuruldular. İngilizler nüfuzlarını Amerikalılara miras bıraktılar. Bölgedeki halklar artık bu üç şeyi keşfetti: Müttefikleri olan koruyucuları başarısız, Riyal patladı, silah modernizasyonun başarısız. Bu üç şeyden sonra dengeler değişecek.

 

Ayrıca stratejik değerlendirmelere göre buradaki yenilgileri sadece askeri yenilgi olmayacak. Bu, önceki savaşlar gibi değil. Biliyorsunuz Husiler sadece birkaç köyü ele geçirmiş ve Suudi ordusu geri çekilmişti. Yemen ordusu da Husileri vuruyordu, o zamanlar müttefiki değildi. Bugün Yemen ordusu ve Yemen halkının çoğu Husilerle. Ayrıca tecrübe sahibi müttefikleri de var. Hesaplarını tekrar gözden geçirmeleri gerekecek. Benim değerlendirmeme göre Seyyid Hasan’ın konuşmasını anlamayacaklar, müzakere yoluna gitmeyecekler ve inat edecekler. Çünkü bu Firavun mantığıdır.

 

Spiker: Şimdi siz verileri görüşünüzü destekler şekilde kullandınız. Bir başkası, gidişatı başka bir yerden görebilir. Sizin anlattıklarınıza bakılırsa, Ensarullah veya Husilerin kendisi savaşı başlatmış ve Suudilere saldırmış. Havadan yoğun saldırılar var. Hava üstünlüğü Suudilerde. Askeri hava alanları vuruluyor. Ben bu arada var olanı objektif olarak anlatmaya çalışıyorum. Askeri üsler ve silah depoları vuruluyor. Bu bir. İkincisi Suudi Arabistan şimdi savunmadan saldırıya geçti. Yani şimdi heybetini kazanmaya çalışıyor. Sizin dediğiniz gibi kaybetmiyor. İran ile kaybettiği o dengeleri geri kazanmaya çalışıyor. İçten destek alıyor, Araplar destek veriyor, Türkler destek veriyor, Amerikalılar destek veriyor, uluslararası alandan destek alıyor… Yani Suudilerin elindeki kağıtlar çok güçlü. Siz, onlar için hezimetin kaçınılmaz ve yakın olduğunu nasıl çıkardınız anlamadım. Az önce söylediklerim hakiki faktörler değil mi?

 

İsrail’in Gazap Üzümleri için harcadıkları, desteği nerede? İsrail’in Gazap Üzümleri ismi ile Lübnan’a saldırısı, Şarm El-Şeyh neticesidir. Tüm devletler orada bir araya geldi ve Şimon Peres’e Lübnan’a girmesi için yeşil ışık yaktı. Git Lübnan’ı vur ve bizi bu Mukavemet’ten kurtar dediler. O dönemdeki bölgesel ve uluslararası işbirliği seviyesi veya hacmi ne derseniz deyin, şimdikinden daha büyüktü. Gazap Üzümleri’nde ayrıca öfke de var, ”Kararlı Fırtına” ismindeki fırtına değil sadece. Ne oldu? Sonuç ne oldu? Nisan ittifakı ile ve Mukavemet’in meşruluğu ile bitti. Bu Fırtına’nın üstadı olan ”Sahra Fırtınası” operasyonu nerede? Amerikan neticelerinin neresinde kullanılıyor? Ordu ve savaşlarla kontrol  etme mantığı artık başarısızlığını ilan etmiş durumda. Hava saldırılarına bakalım. Temmuz Savaşında İsrail tarafından 14.000 sortiye maruz kaldığımızı biliyorum. Sonuç ne oldu? Mukavemet ve halk kararlı durdu ve kazandı. Bugün Yemen’e saldıran uçakların stratejik hedefleri yok. Yemen devletinin altyapısını vuruyorlar. Dün onların müttefiki olan Yemen ordusuna ait yerleşim yerlerini vuruyor. ABD ile birlikte razı oldukları bir orduydu. Bugün ne oldu da birden öfkelendiler? Ayrıca Husiler bu orduya mı güveniyor yoksa gerilla savaşı ve taktikleri ile mi hareket ediyor? Vurduklarından bir şey elde ediyor değiller. Yemen uçaklarını vuruyorlar da Yemenliler bu uçakları savaşta kullanmayacaklar zaten. Havada boşluğu vurmalarıyla Yemen’de vurdukları arasında bir fark yok.

 

Hava saldırısı yakın bir zamanda kara savaşına dönebilir mi?

 

Kaçınılmaz. Bana saldırmazsan ben sana saldıracağım. Husiler kendisini nasıl koruyacak? Uçaklar tarafından vurulsunlar diye sürekli yerinde mi oturacaklar? Seyyid Husi konuşmasında onlara mühlet verdi. Hesaplarınızı gözden geçirin, biz şu ve şu noktalara hazırız, dedi. Bu mühlet verildi ama bir süre sonra seçeneklerimiz kullanıma açık olacak, dedi. Herhangi bir şeye başlamadı ama seçeneklerimiz açık, dedi. Ne zaman olacağını bilemeyiz.

 

Yani burada Riyad’ın hiçbir kazanımı olmadı mı? Kararlı Fırtına’yı başlatarak, ilk atışı yaparak herhangi bir şey elde etmedi mi? Az önce dediğim gibi İran ile olan çatlamış dengeleri yeniden restore ediyor olamaz mı?

 

Suudilerin bu saldırıları Yemen’de ”korku ve endişe”ye yol açtı diyelim,  evet Riyad bir şeyler elde eder ama İran ile ilgisi ne? Bunlar Yemenliler. Sana’da oturan Yemen halkı. Onları muhatap alan Seyyid Abdülmelik El-Husi. Yemen halkı ve Husiler biz direneceğiz dedi. İran müzakerelere geri dönün diyor. Siyasi çözüm gerekiyor diyor. Açıklamalarını duyuyoruz. Yemen halkı direnme kararı verdi. Bizden örnekler var. Kanımızla canımızlar öğrendik. Bunun ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Dahiye’de evlerimiz yıkıldı, çocuklarımız katledildi ve yerlerimizden edildik. Korkmadık ve Mukavemet’e feda olsun dedik ve kazandık. Dolayısıyla Suudilerin bu saldırıları Yemen halkında ”endişe ve korku” olarak sarf edilmiyor.

 

Sizce Ensarullah ve Husiler oyundaki kırmızı çizgiyi aşmadılar mı? Sana’ya girdiklerinde, Aden’e yürüdüklerinde, Bab El-Mendeb ve Kızıldeniz’e yaklaştıklarında… Bölgenin tüm dengeleri ile oynuyorsun. Bu şekilde, cevap almadan oynamasına izin verirler miydi?

 

Nerede bütün bunlar? Bu hassas bölgeler nerede bulunuyor? Hepsi Yemen’de. Ensarullah Yemenli bir hareket. Yani sen kırmızı çizgilerden bahsettiğin zaman ya sınırı aşmaktan veya uluslararası kanunları aşmaktan bahsediyorsundur ama biri kendi ülkesinde Saada’dan Sana’ya taşınıyor. Yani en basitinden, pasaport için gidecek başkenti olan Sana’ya uğrayacak. Abdrabbo Mansur Hadi Yemen’i bölmek için Aden’i ikinci başkent yapmaya çalıştı. Yemen halkı kabul etmiyor. Nereye gittiler? Nereyi aştılar? Yemen içindeler.

 

Fakat Yemen’de de dengeler var.

 

Ne var? Hangi dengeler? El-Kaide ve IŞİD var çatıştıkları. Suudilerin dengelemek için finanse ettiği ama başarısız olan kabileler ve aşiretler var. Bakalım ne yapacaklar, ne yapabilecekler göstersinler.

 

Abdrabboh Mansur Hadi var.

 

Neden kaçtı? Varsa gücü nereye neden kaçtı?

 

Temsiliyeti ve imkanı var.

 

Hangi imkanlardan bahsediyorsun? Aden’i neden koruyamadı?

 

Geri dönecek Aden’e. Arap Birliği zirvesine gitti, geri dönecektir (gülerek).

 

Sana ve ardından Aden’i neden terk etti bu adam?

 

Peki sizce Yemen’de korunması gereken bir düzen ve hassas dengeler yok mu? Galip veya mağlup olunması halinde taşınamayacak bir düzen yok mu?

 

Yemen içinde ”galip veya mağlup” olsun talebi yok ama Suudiler ve Yemen arasında ”galip veya mağlup” olsun talebi yüzde yüz var. Çünkü onlar saldırı altında. Yemen’de diyalog talebi var.

 

Suudiler diyalog için fırsat verdik, diyor. 

 

O kim? Ona ne ki? Yemenliler arasındaki diyalog onu ne ilgilendirir?

 

Yemen sınırında.

 

Herkesin bir sınırı ve komşusu var. Umman Sultanlığı Yemen sınırında. Umman Sultanlığı herhangi bir tehdit hissetmedi. Suudileri ne ilgilendiriyor ki Arap ve Müslümanların patronu gibi davranıyor? Yemen’de 70 yıldır bu hatta Suudiler.

 

Spiker: Suudiler biz sabrettik ve bekledik diyorlar. İran siyasetine tahammül ettik, Husilerin genişlemesine izin verdik, diyor. En sonunda Aden’e girdiğinizde işler değişti.

 

Yemen’de Abdullah Salih’in gitmesini isteyen bir halk devrimi vardı. Abdulkadir Salih ancak başarısız bir suikast girişiminden sonra Arabistan’a gitti. Suudiler Yemen’e, tek adaylı, o aday da Hadi Mansur, seçim dayattılar. Tek adaylı seçim. Herkes bu ismin uzlaşı için cumhurbaşkanı olmasını kabul etti. Çıkış ve uzlaşı yolu olarak diyalog vardı. Gerçekleştirmesi gereken diyalog yolları vardı. Bu görevini yerine getirmedi. Belirli bir süresi vardı bu cumhurbaşkanının. Verilen süreden sonra istifa etti. İstifadan sonra Aden’e kaçtı. Bu nasıl bir meşruiyet? Tamam meşruiyeti var diyelim, onu koruyan ordu nerede? Onu oradan kim çıkardı? Dışarıdan ordular mı geldi? Yemen ordusu bugün teröristlerle savaşıyor ve ilerliyor. Uçaksavarlar kimin uçaksavarları? Yemen ordusunun. Suudilerin bugün vurduğu uçaksavarlar Yemen ordusunun. Yemen ordusunun da mı meşruiyeti yok? Bugün ordulardan bahsettikleri zaman medyada ”Beşşar Esad Ordusu,  bilmem kimin ordusu, şunun ordusu” gibi söylemler var ama Arabistan’ın Ulusal Muhafızları veya ordusu Suud ailesinin değil!

 

(Yemen’in başkenti Sana’dan sokak röportajları girildikten sonra)

 

Spiker: Görünen o ki Sana’da maneviyat yüksek siz  ne dersiniz Sayın Nakkaş?

 

Şüphesiz. Devrim sürüyor. Fransız Devrimine bakalım. Cumhuriyet kurma kararı verdiğinde Avrupa’nın tüm krallıkları yığıldı üzerine. Başarısız oldular. Napolyon da askeri güç olarak, diğer orduları yenen devrimden sonra ortaya çıkabilmiştir. Bolşevik Devrimine bakalım. Beyaz Orduya destek vermeyen ve güç göndermeyen devlet kalmadı ama yine başarısız oldular. Tarihte örnekleri çok. Devrim haline saldırıyorsun, devrim halinin zirvesinde olan bir halka saldırıyorsun. Az önce dediğim gibi bu Boş Çeyrek savaşıdır ve başarısız olacaklar.

 

Spiker: Siz bu krizin Yemen iç krizi olduğu üzerinde ısrar ediyorsunuz. Yani ne İran ne de Suudi boyutu var, öyle mi?

 

Şöyle, Amerikan ve Suudi müdahalelerinden dolayı onlarca yıl boyunca süren bir iç kriz. Hatta son dört yıldaki devrim sürecinde, Yemenli dostlarım ”Bir tane toplantı yok ki Amerikan elçisi orada hazır bulunmasın, sonuç alacak uzlaşı arayışları Suudi parası ile sonuçsuz bırakılıyor” diyorlar. Dış müdahaleler işte bunlar. Seyyid Husi de bundan bahsetti. Yemen bu dış müdahalelerden çok çekti. Bu ülkenin bağımsız olmasını ve halkın iradesinin kazanmasını istemiyorlar. Niye istemiyorlar? Yanıbaşlarındaki Yemen halkının bağımsızlıklarını kazanıp kendi iradeleri ile seçimlere gitmesi halinde bu durumun Arabistan’a, yani on yıllardır yönetimi sadece Suud ailesinden birine miras bırakılan Arabistan’a ve halkına yansımaları olacak.

 

 Medyaşafak

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim