• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 22 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Erzurum 11 °C
  • İzmir 11 °C
  • Rize 17 °C

Bir dava, bir karar

Merve Kavakçı

Susan Bashir bir Amerikalı. Bashir, İslam'la tekrar şereflenmiş beyaz Amerikalı kadınlardan biri. İslam'la şereflenmiş demiyorum -ki İngilizce ifade ile 'convert' kelimesi ile ifade edilerek bu şekilde de kullanılıyor- İslam'ı ile 'tekrar' idrak etmiş, İslam'a tekrar dönmüş -ki bu da 'revert' ile ifade ediliyor. Bugün Batı'da İslam ile alakalı bilgisi belli bir düzeyin üzerinde olanlar yani her ins ve cinin İslam üzere doğduğunu bilenler, ve dolayısıyla daha sonra diğer dinlerden İslam'a girenlerin aslında asıl dinlerine dönüş yaptıklarını idrak edenler, birincisi yerine ikincisini kullanmayı tercih ediyorlar ve bu kullanım sade vatandaş sayılabilecek Amerikalılar arasında günden güne daha da yayılıyor- Susan Bashir de İslam'a dönüş yapan ABD'lilerden biri. Malumunuz, ABD'de İslam en hızlı yayılan din. Yapılan araştırmalar ayrıca bize en çok beyaz ırktan kadınların Amerika'da İslam ile tekrar şereflendiğini gösteriyor. Bu gerçek sosyal bilimcileri hayrete düşüren bir veri olmuştur hep. Bunun muhtemel sebeplerine girmeden şunu söylemekle yetinelim: Açıkça görülmektedir ki Batı medeniyeti -dediğimiz ki böyle homojen bir medeniyet varsa eğer- iddia ettiği gibi kadınlara mutlu bir hayat sunamamıştır. Batılı kadın da bir arayış içine girmiş ve yolu İslam ile genelde bu sebeple kesişmiştir. ABD çerçevesinde incelersek de Amerikan toplumunun genelde alt ekonomik katmanlarını oluşturan zenci kadınlar değil de sosyoekonomik açıdan orta ve üst katmanlarını teşkil eden beyaz ırkın mensubu kadınlar İslam'ı kendilerine yol olarak seçmişlerdir. Bu da eğer arayış için asıl itici gücün 'mutmain bir kalp' öldüğü gerçeğini kabul edersek, o zaman ekonomik refahın Batı insanına ve konumuz icabı Batılı kadına mutluluğu veremediğini, insanların nerede olurlarsa olsun başka bir şeylerin arayışı içinde olduklarını göstermektedir.

Gelelim Susan Bashir'e. Ülkemizin haberlerine de yansıdı. Bashir'i dünya gündemine sokan olay kazandığı davası. Bashir ABD'nin en büyük 'telekom' servisine tekabül eden AT&T şirketine karşı açtığı davada altı milyon dolar kazandı. Kansas şehrine bağlı Jackson büyükşehir metropol mahkemesinde görüşülen davada Bashir çalıştığı bu şirketin kendisine karşı yaptığı ayrımcılık sonucu bu davayı kazandı. Adı geçen miktarın yüzyirmi bin doları asıl zarar olarak geçiyor kararda. Geri kalan yaklaşık beş milyon doları ise ceza hükmünde. Yani AT&T'nin yaptığı ayrımcılığın cezai müeyyidesi. Bunu önemsiyorum çünkü bu bir toplumun ayrımcılığı nasıl algılandığını ve olduğu takdirde cezasını nasıl bir hukuki güvence altında verdiğinin önemli bir örneği... Susan hanım 2005 senesinde İslam ile tekrar şereflendikten sonra o zamana kadar altı senedir çalışmakta olduğu telefon şirketi yöneticilerinden çeşitili baskılara maruz bırakılmış. Başını örtmeye başladıktan sonra bu tacizleri iyice artırmışlar. Yöneticiler başını açmaya zorlamışlar. Susan Bashir direnmiş kabul etmemiş. Başörtüsünü çekiştirmişler de bir defasında. Şirketin insan kaynakları departmanına yaptığı şikayet dilekçesinden sonra da işine son verilmiş.

Davayı görüşen jürinin kararı 'düşmanca iş ortamı' ifadesini içeriyor. Bu karar AT&T'ye de onun gibi büyük diğer şirketlere de ders olacaktır. Bashir davası örneklik teşkil edecektir. Ama orası ABD. Seversiniz, kızarsınız ama Batı... Orada böyle. Ya bizde?... Yeni bir anayasa yapmak için kolların sıvandığı ülkemizde de keşke böyle cezai müeyyideler olsa ve biz Bashir Türkiye'de yaşıyor olsaydı, biz onu sadece basını açmaya zorlamaz, yerden yere vurar, ailesini fişler, Müslüman olduğuna olacağına pişman ederdik diyemesek...

yeniakit

Bu yazı toplam 939 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim