• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Konya 22 °C
  • Antalya 27 °C
  • Diyarbakır 30 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 27 °C
  • Rize 25 °C

'Bedelini Er veya Geç Ödeyecekler'

'Bedelini Er veya Geç Ödeyecekler'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör'ün sorularını cevapladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden yapılan TRT ortak canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu.

TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör'ün gündeme ilişkin sorularını cevaplandıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çözüm Süreci'nden Paralel Yapı ile mücadeleye, terörle mücadeleden 1 Kasım seçimlerine, Mescid-i Aksa'da yaşananlardan Suriyeli sığınmacıların durumuna kadar birçok önemli konuya değindi.

Hakkında hazırlanan çirkin karikatüre cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunun adı bir basın özgürlüğü olamaz... Bu kapağı yapanlar şerefsizdir, alçaktır" diyerek hukuki zeminde bunun hesabının sorulacağını söyledi.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması:

Türkiye güçleniyor, bu adımları attıkça bundan rahatsız olanlar oldu

"Gerçekten sıkıntılı sancılı bir dönemi yaşıyoruz. Maalesef geçmişten bugüne, özellikle bir demokratik açılım projesiyle başlattığımız terörle mücadele yol haritasında, bildiğiniz gibi bunu geliştirdik, akil insanlar toplantılarıyla vs. çözüm sürecine ulaştırdık. Birilerinin karşı çıkmalasına rağmen, başbakanlığım döneminde, bunu da ileri safhalara götürelim, 78 milyon vatandaşımız kardeşlik içinde yaşasın. Hep birlikte Türkiye olalım hedefiyle yürüdük. Yola çıkarken farklı hedeflerimiz vardı. Batı'da ne varsa, Doğu'da da o olacak.. Bir bölge gelişmiş, diğeri geri kalmış. Böyle bir Türkiye istemiyoruz. Bunun için atılmış önemli adımlar vardı. Biz bu adımları attıkça birileri rahatsız olmaya başladı. Kişi başına milli gelire bakıyorsunuz, 11 binlere ulaştı. Bunlar birilerini rahatsız ediyordu."

Güçlü bir konuma sahip olan Türkiye'yi içeriden, dışarıdan birilerini rahatsız etti. Neden acaba terör örgütü Türkiye'de kendisini temsil edecek birilerini arıyordu. Siyasete önce bağımsız girdiler, grup kuracak çoğunluğa sahip oldular ve parlamentoya da girdiler. Bu terör örgütünün alıp veremediği nedir. Yapılan bu terör eylemleri milletimizi tabiiki rahatsız ediyor. Devlette, can, mal bütün güvenlikleri korumak durumunda. Çözüm süreci içerisinde valililerimiz, kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği, şuandaki operasyonlara girmiyordu. Belki kendilerine çeki düzen verirler diye. Ama maalesef bir hazırlık safhasının içine girdiler. 7 Haziran seçimlerinde gördük, seçim güvenliği noktasında alınan bütün tedbirlere rağmen, terör örgütü belli yerlere belli kanallarla tehditlerini yapmak suretiyle, ne yazık ki bir çok yerde oyların kendi destekledikleri siyasi partiye gittiğini tespit ettik.

Kandil'deki terörün ileri gelenleri ne tür mesajlar veriyor, hepsini görüyorsunuz. Buralarda bizim çok hassas dikkatli olmamız lazım. Eğer bu ülkede birlik beraberlik istiyorlarsa, bu yola niye başvuruyorlar? Vatandaş sandığın yolunu bilmiyor mu, istediği partiye oyunu versin. Bir taraftan elinde silahi, öbür taraftan tehdidi.

Lafa geldiği zaman saz, lafa geldiği zaman caz. Öbür taraftan bakıyorsunuz, şehitlerin ağlayan anası babası...

-Medya'ya seslendi-

Özellikle paralel medya, onun yanında "amiraliz vs." şeklinde kendini gösteren medya. Ey medya ey sermaye, acaba Cizre başta olmak üzere, Yüksekova'da diğer yerlerde, bu açılan kanallar neyle açılıyordu? Belediyenin iş makinasıyla. Bu kanallar niye açılıyor? Buralara güvenlik güçleri giremesin. Bu döşenen mayınlar nasıl döşeniyor? Zırhlı araçlar olduğu halde, polisimiz askerimiz şehit edildi. Bütün bu hazırlıklar kime karşı, ne için yapılıyor? Terör eylemlerini görmezden gelmeye nereye kadar devam edeceğiz? Bir taraftan güvenliği sağlamaya çalışan, polisimiz, askerimiz var; diğer taraftan kalleşçe, alçakça bomba, mayınlarla ateş edenler var. Lojmanlarda yaşayan insanlar, Ceylanpınar'da uyuyan iki şehidimizi düşünün. Bütün bunlar Cizre'de yapılırken ne yapacaktık? Devlet atılması gereken adımı attı.

-"Bunlar haindir, alçaktır!"-

Niye sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor. Eğer sokağa çıkılırsa, çıkan teröristir. Ama ilan edilen saatin dışında çıkar, ekmeğini alırsın. Çünkü o operasyonunun rahatlıkla yapılabilmesi lazım. Evler havan toplarıyla dövülüyor. Havan topunu kullanan kim? Teröristler.

Devlet, bugüne kadar hep vatandaşının yanında yer almıştır. Ama bunlar haindir, alçaktır, bunlar bu sıfatlarıyla tecelli ederek maalesef benim binbaşımı çapraz ateşe alarak, eşinin yanında yavrusunun yanında şehit etmiştir. Lojmana ateş ediyorlar. Niye, çünkü orada devletinin resmi güvenlik gücünü asla kabul etmiyorlar. Bu ülkede bunlara asla böyle bir fırsatı vermeyeceğiz.

Onlara destek veren, medya grupları, sermaye grupları, bunun bedelini er ya da geç ödeyecek. Türk milleti bütün halkıyla bu olanlar karşısında, cevabı hukuk çerçevesinde verecektir. 1 Kasım bunun en güzel sınavıdır.

Terör odaklarına karşı, verdiğimiz mücadelenin haklı bir mücadele olduğu ortaya çıkıyor. Kimin söylediği çok önemli. Bunlar bu millete sevdalı değil. Biz meyvesi yenen ağaç konumundayız, bu yüzden rahatsız ediyorlar.

Cizre olayından sonra yeniden sokağa çağırmadı mı? Ama bu defa aradığını bulamadı. Bunların en önemli özelliği yalandır. Yalanı çok rahat kullanırlar, Bunların gerçek yüzünü bilmedin mi inanmak durumunda kalırsın. İftira atarlar, tutmasa da izi kalır.

-Paralel Yapı-

Paralel yapının medya ağları, bunlar şimdi el ele vermiş durumdalar. Bizim bulunduğumuz makam, tüm cumhurun haklarını korumak, bu ülkede barış içinde yaşatmanın yollarını aramaktır.

Bizim daha önce Milli Güvenlik Kurulu olarak aldığımız bir karar vardı. Ulusal güvenliğimizi tehdit eden legal veya illegal örgütlerin hakkındaki bütün işlemlerin yapılabilmesinin yolunu açmak. Hükümetimiz bununla ilgili yasal düzenlemesini yaptı. Bununla ilgili yurt içinde yurt dışında takip mücadele sürdürüyor. Buradan olumlu neticeler almaya başladık. Ekonomik alanda da aynı kararlılıkla devam ediyor. Bazıları yurt dışına kaçıyor. Bu manidardır. Yargı içinde olanlar da var. Herhangi bir suç yoksa, neden kaçıyorsun? Çünkü arkada nelerin olduğu kendi taraflarından biliniyor, bundan dolayı kaçıyorlar. Yargımız, polisimiz, askerimiz el ele omuz omuza, paralel yapılanmalara karşı bu mücadeleyi sürdürmeleri lazım.

"İnlerine gireceğiz" dedim, inlerine girme mücadelesini veriyoruz. Bu bizim bir milli güvenlik meselemizdir. Kimde bu konuda bilgi varsa, yetkili mercilere bildirmeli. Şuan da gelen bilgiler ışığında, alınan neticeler çok manidardır.

İlgili kurumlar ellerinden geldiğince toplumu bilgilendirmeye çalışıyor. Bu paralel yapı kurumlarımız içindeki bütünlüğü bozdu. Her zaman söylediğimiz, bizim bir rabiamız var: Tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan. Bunu yakalamadıktan sonra biz o bütünlüğü yakalayamayız.

-"Hani sizin bayrağa saygısızlığınız yoktu?"-

Bu ifadeleri kullanan kişi Türk bayrağını eline almış değil. Son seçimde üst akıl onlara akıllar verdi. Bunların biz kongrelerinde bayrağımızı bırakın asmayı, asılan bayrak varsa indirdiklerini biliriz. Teröristlerin cesetleri üzerinde, bölücü terör örgütünün kendine ait paçavralarını sarmışlar, kendilerine göre ibadetlerini yapmışlar. Sonra da sosyal medyayla paylaşmışlar. Hani sizin bayrağa saygısızlığınız yoktu? Aslınız ortaya çıkıyor. Milletin tek bayrağını kabul etmediğini ortaya koyuyorsun. Nasıl oluyor böyle bir saygı? Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

-Terörle mücadele de dünya-

Dünya samimi değil. Her zaman bize uzak durdu. Bunları kısmende olsa desteklediler. Silah, mühimmat her türlü desteklediler. Bunlarla ilgili görüştüğümüz ülkelerin liderleri, "gerekli tedbirleri alıyoruz" diyorlar ama kusura bakmayın bizimde istihbaratımız var. Bunu bize yutturmaları mümkün değil. Kararlılıkla, azimle bu mücadelemizi sürdüreceğiz, bu oyuna da gelmeyeceğiz. Milletimin şirin görünen, gülücükler dağıtan temsilcilerin oyununa gelmemelerini istiyorum.

-"...Çözüm süreci neden devam etmesin?"-

Şuanda farklı bir safhadayız. Demokratik açılım geride kaldı. Çözüm süreci şu anda dolapta. Olumlu gelişmeleri yakaladığımız zaman kaldığı yerden neden devam etmesin. Ama bütünüyle bu süreç maalesef, terör örgütünü arkasına almış olan siyasi parti tarafından baltalandı. Zaman zaman bakıyosunuz, parlamentodaki o siyasi partinin eş başkanlarından bir tanesi kalkıyor bir açıklama yapıyor, ertesi gün bir açıklama yapıyor. Niye çünkü düzeltme yapıyor. Ordan talimat alarak yönetiliyor.

-"Koalisyon hükümetinin kurulacak diye umutlanmıştım"-

Elimde anayasa var. Anayasa neyi amirse ben bu süreç içerisinde hep onu yaptım. Ve cumhurbaşkanına en fazla oyu alan siyasi partiye yetkilendirme hakkını veriyor. En fazla oyu almayana da verebilir. Ama ben bir şey yaptım, cumhurbaşkanı olarak, cumhurun bana emaneti neyse, o emanetin gereğini yaptım. En fazla oyu alan siyasi parti hangisiyle onun genel başkanına görevi vermem gerekiyordu. Sayın başbakan CHP'yi ziyaret etti mi etti, MHP'yi hatta HDP'yi ziyaret etti mi etti. CHP, MHP ile ilgili olarak bazı komisyonlarda oluşturdular. Öyle bir tablo ortaya çıktı ki, ben de umutlanmıştım kuracaklar diye. Fakat ikinci tura başlandığında Sayın Başbakan, CHP'ye ve MHP'ye bir ziyaret yaptı. MHP tamamen kapısını kapatmıştı. CHP de Sayın Başbakan'ın kabul edemeyeceği tekliflerle karşısına çıkınca tabii bunun olamayacağı yönünde kararını verdi ki, geldi bana almış olduğu vazifeyi iade etti.

Cumhurbaşkanı isterse, kendi arzusu dahilinde, ikinci bir sayısal durumu müsait olana verebilir. E vakit dar, bu partiler birbiriyle zaten görüştü. MHP, ben o partinin olacağı koalisyonda yer almam diyor.

Erken seçim kararını aldık. Erken seçim kararını alırken de, mevcut hükümete, geçici hükümeti kurma görevini verdik. Ve bunu kurmaya teşebbüs ettiğinde de parlamentoda grubu olanların sayısına göre, TBMM başkanı oranlamasını yapar, "A partisine ne kadar düşüyor, B partisine ne kadar düşüyor" bunu belirler. Bu belirlemeleri yaptı. Bildirdi ama ana muhalefet CHP, aslında yönetim burdan kimse girmeyecek diyemez. Sadece görev almış olan başbakan ya da kişi, o gruptan 5 kişi veya 6 kişi ister. Yani kişiye davetini yapar, o kişi kabul eder veya etmez. CHP grubundan, herkes bu işe hayır dedi. MHP grubundan sadece Sayın Tuğrul Türkeş bu konuda evet dedi, diğer iki kişi hayır dedi. HDP'den de bir tanesi partesinin talimatıyla hayır dedi, ikisi evet dedi. Bunlarla beraber 25 kişilik kabine kurulmuş oldu. Geçici seçim hükümetiyle 1 Kasım'a yürüyoruz. Temennimiz odur ki, bu sıkıntıları yaşatmayacak bir seçim olsun.

Türkiye bugün artık en batısından doğusuna bir dönüşümü yaşadıysa, tek başına iktidar olma olayıdır. Koalisyona karşı olmak gibi bir prensip içinde değiliz.Geçmişten bu yana, koalisyon kültürü gelişmediği için başaramadık. Batıda da, Almanya rahat kurarken Belçika kuramıyor. Tekrar bir hükümet kurulduğu zaman, ekonomik performansımız yeniden sıçramaya geçer. Bunu görmek lazım. Milletim bunları görerek oyunu vermeli. Bu ülkede meydana gelecek bir koas 78 milyonun yaşayacağı bir kaos olacaktır.

-AK Parti Kongresi

Gerek atılan başlıklar, köşelerde yazılan yazılar bunlar hoş değil, çirkin yaklaşımlar. Sayın Davutoğlunun kongre öncesi, benimle görüşmesinin daha doğal bir şey göremem. Ben bu partinin kurucu genel başkanıyım. Bu gayreti ortaya koyan kişi benim. Dolayısıyla adeta bir anne baba evladını nasıl izlerse, doğrusu bende öyle izledim. Ama öncesinde de Sayın Davutoğlu geldi kanaatlerimi sordu bende düşüncelerimi kendisiyle paylaştım. Türkiye bir dönüm noktasında, atılması gereken adım çok önemli.

Bir tane parti çıkmış, bu bir vesayettir diyor. Allah rahmet eylesin, Türkeş hayatta olsaydı, acaba Türkeşin göz hareketlerine bakmadan bir şey yapabilir miydi, yapamazdı. Bunu bir vesayet olarak görmek mümkün mü, değil.

Sayın Tuğrul Türkeş bir irade ortaya koydu. Koyduğu irade bir milli iradedir. Bu ülke hükümetsiz kalamaz diyerek kabul etti. Temennisi, o partiye verilmiş olan üç milletvekilliği hakkının hepsini kullansın. Ama diğer ikisi kabul etmedi, Sayın Tuğrul bey kabul etti. Hemen disipline sevk ettiler. Niye ihraç ediyorsunuz? Burada bir milletin vekili olarak, kendisine verilmiş olan bir hakkı kullanıyor. Bu anayasal bir hakkı kullanıyor. Siz onun iradesine müdahele etme yetkisini nerden buluyorsunuz? Yatıyor kalkıyor, Recep Tayyip Erdoğana hayırlı olsun. Tuğrul Bey benim yanıma gelmediki, hükümetten görev aldı. Böyle bir anlayışla milliyetçilik, vatanseverlik olmaz.

-Mescid-i Aksa

Mescid-i Aksa ile ilgili maalesef, İsrail yönetiminin özellikle oradaki vandallığın, izah edilemeyecek seviyelere vardığı. Üç semahi dinin bir mabedi durumundadır. Kapıların kırılmasından, camların kırılmasına varıncaya kadar, orada yani minbere varıncaya kadar, polis asker çıkmak suretiyle, adeta bir işgal durumuna geldiler.

Şu anda başta ben doğrusu, Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas ile bir görüşme yaptım. Arkasından Halid Meşal ile bir görüşme yaptım. Sonrasında Suud Kralı, BM Genel Sekreteri Ban ki-Mon ile bir görüşmem oldu. Ve bugün Almanya Başbakanı Merkel aradı, onunla görüştüm. İngiltere, Ürdün Kralı, Sayın Obama ile görüşmelerimiz devam edecek. Bir taraftan süreci yakın takipte tutuyoruz. Temennim o ki bu sorun çözülür. İsrail yönetimi, çok çok yanlış bir adım atıyor. Adeta İslam dünyasını tahrik etmek suretiyle, Filistin de yeni bir ateşlemeyi, Ortadoğu ya çok ciddi zarar verecekler.

Türkiye olarak, önümüzde G20 var. G20'de de konuşacağız. Arap Ligi'nin hiç böyle bir derdi yok. Bu akşam Katar Emiri ile görüşmem olacak. Bu konuda kendisi çok hassas. Ne gibi adımlar atabiliriz bunları paylaşacağız.

Biz bugüne kadar, ibadethaneleri hep korumanın gayretinde olduk. Kilise olur şapel olur bizim için hiç fark etmez. Şuanda bizim ülkemizde Sümela Manastırı ortada, Van Gölünde aynı şekilde, orayı devlet kesesinden imar ettik. Hem dinimizden gelen bir gerektir, hem de vicdani yaklaşımımız budur. Sevgili peygamberimizin, devrin önemli komutanlarımızdan bir tanesine, bir başkasının arazisinde mescid yapılmasında dahi, oradan müsade aldınız mı şeklinde sorduğunda ve hayır cevabını aldığında, o zaman yıkın demiştir.

-Suriye'deki durum

Yaklaşık 5 yıl kadar önce, bu Tunus, Mısır olayları patlak verince, o zaman benimde Esed ile bazı görüşmelerim olmuştu. Bu dalga Suriyeyi de kapsayabilir, bir an önce gelin demokratik açılım yapın diye. Orada bazı görüşmelerimiz olmuştur. Bazı heyetler gönderiyim demiştim, gönderdim. Daha sonra Ahmet beyi göndermiştim. Sayın Davutoğlunun kendisiyle 5 6 saatlik bir görüşmesi olmuştu. Dedi ki, bu iş bunlarla olmayacak. Bir Ramazan gecesiydi, telefonla kendisini aradım ve dedim ki, Sayın Esed yarın Cuma, şu tanklarını toplarını lütfen çıkartma. Cuma namazını herkes rahatlıkla kılsın. Ne yazıkki bunlar dinlenmedi, cuma namazında 16 kişiyi öldürdüler. Suriye de 300 bini aşkın insan ölmüş vaziyette. Biz bunları görünce, biz bir strateji uygulamalıyız. Açık kapı politikası uygulayalım dedik. Gelene kapımızı kapatmadık. Batının yaptığını yapmadık, hepsini aldık. Bu arada Iraktan da geliyordu tabi. Toplamda gelenlerin sayısı 2 milyonu aşmış vaziyette. Suriye de de ölenlerin sayısına baktığımızda 300 bin civarında, belki bir o kadar da Irakta var.

Bütün bunlar olurken, son 4-5 yıl içinde, Batıya sesimizi duyuramadık. Geliyorlar kamplarımızı geziyorlar, yaptıkları görüşmelerde, biz dünyada böyle kamplar görmedik, insanlara bakışınız bambaşta, tebrik ediyoruz diyorlar. Tamamda bunlar bedava yapılmıyor. Biz ne gibi bir katkıda bulunabiliriz, demiyorlar. şuana kadar bize tüm dünyadan gelen rakam, 417 milyon dolar civarında. Bizim harcadığımız 6,5 milyon dolar.

Milletimin sabrını şükranla karşılıyorum. Hele hele sınır boylarındaki vatandaşlarıma şükranlarımı iletiyorum. Ama İstanbul gibi bir şehirde 350 bin Suriyeli var. İstanbul zaten kalabalık bir şehir. 350 bin Suriyelinin olması sosyolojik denge içerisinde bir sıkıntı meydana getirirken, oraya gelen Suriyelilerin geçinmesi içinde bir sıkıntı sinyali veriyor.

Temenni ederim ki Almanya bir 800 bin kişi alsın. Sayın Merkelin kullandığı ifade. Sanki Suriyeden çıkanların sayısı 800 bin mülteciyi bulur gibi. Akdenizde Ege de boğulanları gördük. Bizim sahil güvenlik komutanlığımızın kurtardığı sayı 54 bin civarında.

Türkiye olarak ben rahatsızım, Suriye'den Rusya, İran rahatsız olamaz. Çünkü Suriyenin Rusya ya, İran'a sınırı yok. Suriye tarafından geçenlerde bir artış oldu, bir askerimiz şehit oldu. Başta DAİŞ olmak üzere, bütün bunlara karşı tedbirimizi almak durumundayız. Koalisyon güçleriyle de özellikle terör güçlerine karşı, bir güvenli bölgenin oluşturulmasını birimlerimiz yürütüyor.

-Güvenli bölge

Özellikle terörden arındırılmış, güvenli bölge noktasında atılacak bu adım daha çok Cerablus Azez arasında gibi planlanıyor. Geçişler esnasında başka sıkıntılarda meydana gelebiliyor. Güvenli geçiş bölgelerimiz dışındaki geçişleri engellemek gibi de planlarımız var.

-DAİŞ ile mücadele

Bizim DAİŞ'e karşı mücadelemiz devam ediyor. Bunların hepsi, tamamiyle Türkiye'ye karşı bakışı değiştirmeye yönelik iddialar. DAİŞ'in mazisi çok eski değil. El Kaide terör örgütünden ayrılarak oluşmuştur. Şimdi El Kaide'nin adını duymuyoruz. Bu algı operasyonuna karşı, durması gereken medya grupları, bakıyorsunuz belli bir grup var, bu hükümete devlete karşı gruplar. Bunlar onlara servis yapıyorlar. Aradıkları malzemeyi buldukları anda, Amerika da Avrupa'da başlıklarına taşıyorlar. İçerde olan olayları yaşıyoruz. Gönül arzu ediyor, İç İşleri Bakanlığı, Genelkurmayla bu işi yapsalar, doğru bilgileri alacaklar ama öyle bir şey yok.

DAİŞ, DHKP-C tüm terör örgütlerine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

-Yakın gelecek öngörüsü

Ülkeme daha farklı ne gibi faydalı olabilirim, onun gayreti içindeyim. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içindeki mevcut çalışma arkadaşlarım, bunların daha da takviye edilmesi. Kalifikasyonu yüksek bir ekiple bu çalışmaları yürütmemiz, ülkeye faydalı olma noktasında farklı neticeler doğruyor. Buranın teşkilatlanma yapısı Çankaya gibi değil. Buraya ben kalkıpta, yoldan geçeni bulup yerleştireceğim bir mekan değil. Kalitesiyle, kariyeriyle, bize faydalı olabilecek arkadaşları alıyoruz. Danışmanlar kurulu olarak aldıklarımız, kadroya aldıklarımız var. Yüksek istişare kurulu gibi bir kurul oluşturmak suretiyle, bu ülkeye emeği geçmiş üst düzey yöneticilerden oluşan insanları katmak istiyoruz. 65 yaşa geldi ayır koy kenara değil. Katkısı olabilecek, gerçek dinamizme sahip bir ekiple bunu yürütelim istiyoruz. Buradaki attığımız adımlarda, sadece yönetim merkezi değil. Yan tarafa kongre merkezi, arkaya camimizi yaptık. Bu cami bir ziyaret camisine dönüştü. İnsanlar burayı ziyaret ediyorlar, ibadetlerini yapıyorlar. Her cuma tıklım tıklım. Bu bizi ayrıca sevindiriyor. Kongre merkezinde de 2 bin kişiliK bir salonumuz, opera salonu da olacak şekilde bütün bunlar yürütülüyor. Türkiye'de ilk defa olacak. Devletin kurumlarının da bir çok toplantılarını yapacağı bir salon hizmeti verecek. Bir diğer adım, bizim bir sergi salonumuz olacak. Bir çok bu noktada sanatçı eserlerini burada sergileyebilecek. Onun yanında da bin kişiye iki bin kişiye yemek verebileceğimiz bir salonumuz olsun. En önemlisi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi. Bu külliyenin de proje işi bitmek üzere. Burada asgari 5 milyon cilt kitap olacak. Halka gençliğe açık olacak.

-Dergi kapağı

Ona ait kanunlarımız neyi söylüyorsa, o söylensin. Bunun adı bir basın özgürlüğü olamaz. Hayatımda ben bir selfie yapmış değilim. Bazı insanlar bunu yapabilir, ben yapmadım. Ben bir defa bir şehit tabutuna sırt dönecek kadar şerefsiz değilim ama o kapağı yapanlar şerefsizdir. Olması gereken neyse, hukuk içerisinde onu yapacağım. Şehidin bizim dünyamızdaki anlamı bellidir ama onların dünyasındaki anlamı belli değildir. Peşinden gittikleri zatın resimlerini koymak suretiyle bunu yapsınlar.

Yazılı ya da görsel medya, özgürlük adı altında bir başkasının özgürlük alanını işgal edemez. Bu benim ilkelerime, şahsıma saldırıdır.

-G20 Konferansı

2008'den bu yana cereyan ediyor. İlk zamanlar altı ayda bir yapılırdı, daha sonra yılda bir yapılmaya başlandı. Geçen yıl Avustralya da yapılmıştı, bu yıl bizde yapılacak. Önümüzdeki yıl da Çin Halk Cumhuriyetinde yapılacak. Antalya da çok güzel bir hazırlık yapılıyor. Giriş çıkışın yasak olduğu bölgede, tüm misafirlerimiz en iyi şekilde ağırlanacak. Bu G20 nin taçlanmış bir toplantısı olsun istiyoruz. Bu Cumhurbaşkanı olarak ilk katılacağım ve idare edeceğim bir G20 toplantısı olacak.

Özellikle ana başlıklar noktasında bir kapsayıcılık, büyüme ve yatırım olayı var. Bütün bunları masaya yatıracağımız bir G20 olacak. Ama bununla da kalmayacağız. Çalışma yemeklerinde de terörle mücadele masaya yatırılacak. Son gelişmelere baktığımızda, Mescid-i Aksa konusunu da gündeme getirmeliyiz. Ve özellikle şu andaki çalışmalarla birlikte, katılan ülkelerin paylaşabileceği, iklim değişikliğiyle alakalı o da çalışma yemeklerinden bir tanesinde yerini alacak. Dünya ekonomisinin yüzde 75-80'ini temsil ediyor. Bu ülkelerle yapılacak zirve, bizim için büyük bir anlam ifade ediyor.

Zirvelerle Türkiye konumunu ortaya koyuyor. İstiyoruz ki Batı da terörle mücadele de Türkiye'deki yerini güçlü bir şekilde alsın.

G20'nin özellikle iş adamları bölümü var, açılışı kapanışı Ankara da yapıldı. Sendikalarla, kadınlarla, gençlikle ilgili bölümü var yapıldı. Örneğin gençlik ilk defa yapılıyor. Gençlikle ilgili G20 toplantısı olmadı. Bunların içine bazı şeyler serpiştiriliyor. Enerji Bakanları, Gıda Tarım Bakanları bir araya geliyorlar, ön çalışmalarını yaparak, sonuç bildirgelerini hazırlıyorlar...

Pazar günü İstanbul Yenikapı'da, TBMM Başkanı ve Sayın Başbakan birlikte, teröre karşı bir olma mesajını verelim. STK, ana muhalefet ve ikinci partiye de böyle bir teklifi yapmış ama onlardan olumlu cevap alamadıklarını söylediler. Onlarda katılsaydılar, o birlik mesajı çok daha farklı bir şekilde verilirdi.

 (TRTTÜRK.COM)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim