• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Erzurum -2 °C
  • İzmir 19 °C
  • Rize 15 °C

Bayramda İslâm âlemi-1

Ahmet Varol

Öncelikle tüm okuyucularımızın, bütün İslâm âleminin mübarek Ramazan bayramını tebrik ediyor, Yüce Allah’ın hayırlara vesile kılmasını ve bütün Müslümanların gerçek özgürlüklerine kavuşacakları mutluluk dolu bayramları da bizlere yaşatmasını diliyoruz. 

Ramazan bir eğitim, nefis terbiyesi ve günâhlardan arınma dönemidir. Temennimiz bizim için de öyle olması ve bu eğitimin amaçladığı gerçek arınma ile mübarek Ramazan bayramına ulaşmış olmamızdır. Fakat böyle bir eğitim döneminde kazanılan iyi hasletlerin korunması için de mücadele etmek gerekir. 

Ramazan’da güçlendirilmesi gereken en önemli hasletlerden biri de iman kardeşliği bilincidir. Bu bilincin ve onun kazandıracağı duyarlılığın bütün İslâm coğrafyasını kapsaması için de küresel emperyalizmin Müslüman halkları birbirinden ayırmak amacıyla çizdiği sınırları aşmış, bu sınırları zihinlerden tamamen silip atmış olmamız gerekir. 

Biz de bayram vesilesiyle İslam coğrafyasının hareketli bölgelerinden bazıları hakkında kısa ve özet bilgiler vermek istiyoruz. 

Suriye’nin bu bayrama, zulme başkaldırının başladığı 15 Mart 2011 tarihinden bu yana en sıkıntılı şekilde girdiğini söylemek gerekir. En önemli sebebi ise bu ülkede halkın özgürlüğüne kavuşmasını istemeyen tüm karanlık güçlerin kirli oyunlarının birleşmesidir. Görünüşte birbirleriyle savaş halindeki IŞİD ile uluslararası koalisyon gerçekte aynı hedefi, Baas’la mücadele halindeki direniş güçlerini vuruyor. Bu da tabii Baas’a ve onun arkasında duran ihanet güçlerine yarıyor. Dolayısıyla tümünün hesapları nihai amaçta birleşiyor. Oyunun nasıl oynandığı hakkında ayrıntılı bilgiye ihtiyaç olduğundan şimdilik sadece Suriye’nin bu bayrama öncekilerinden daha büyük zorluklarla girmesinin sebebine dikkat çekmekle yetinelim. 

Filistin bu Ramazan’ı da büyük zorluk ve sıkıntılarla geçirdi. İşgal rejiminin ateşkesin şartlarını yerine getirmemesi, anlaşmaya gözlemci olan Mısır cuntasından da zaten işgalciyi şartlara uymaya zorlamasının beklenemeyeceği için Gazze üzerindeki abluka ve ambargo bütün şiddetiyle sürüyor. Fakat işgal rejimi sonunda bazı askerlerinin sağ olarak ve öldürülen iki askerinin cesedinin Filistin direnişinin elinde olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Bu önemli bir gelişmeydi. Çünkü bu aşamadan sonra Filistin direnişiyle esir takası pazarlığına girmeye mecbur kalacak. Ancak siyonist işgalci bundan önceki takas anlaşmasının şartlarına bağlı kalmadı ve serbest bıraktığı esirlerden bazılarını yeniden hapse attı. O yüzden Filistin direnişi esir takası pazarlığının başlaması, dolayısıyla elindeki askerler hakkında bilgi vermek için önce işgalcinin önceki anlaşmada serbest bırakılanlardan yeniden hapse attıklarını özgürleştirmesini şart koşuyor. 

Mısır’da katil Sisi cuntası Sina’da IŞİD’le irtibatlandırılan olayları bahane ederek bu örgütle hiç ilgisi olmayan insanlara yönelik yargısız infazlarını başlatırken idam kararlarını da halkın özgürlük mücadelesine öncülük eden İslâmî harekete karşı tehdit aracı olarak kullanma politikasını sürdürüyor. Bu vahşi politikasında küresel emperyalizmin desteğini almanın da rahatlığı içinde. Ama buna rağmen halkın ve onun özgürlük mücadelesine yön veren İslâmi hareketin zulme karşı kararlılığından vazgeçmediğini görmekten dolayı sıkıntılı olduğu da gözden kaçmıyor. 

Yemen’de her ne kadar Ramazan’da bir ateşkes sağlandıysa da sular durulmadı. Ramazan bayramı sonrası bu ülkede çatışmaların yine şiddetlenmesi muhtemeldir. Özellikle İran’ın nükleer projesi hakkında küresel güçlerle anlaşma sağladıktan sonra kendisine uygulanan yaptırımların kalkmasının getireceği rahatlığın Yemen üzerindeki planlarını destekleme konusunda daha rahat düşünmesini sağlayacaktır. Ayrıca onun artık ABD ile sadece Afganistan, Irak ve Suriye’de değil Yemen’de de işbirliği içinde olduğu, hedeflerinin aynı olduğu dikkatlerden kaçmıyor. 

Suudi Arabistan her ne kadar Yemen’de ABD’nin kazığına oturduğunun farkında olsa da Mısır’daki katil cuntaya destek vermekten de vazgeçmiş değil. Bunun da sebebi halkların özgürlük mücadelesinin elde edeceği zaferlerin hâlâ Suudi Arabistan’daki mevcut yönetimin geleceği için risk oluşturduğunu görmesi olabilir. Çünkü Suud yönetimi hâlâ bir zulüm ve dikta rejimi vasfını koruyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 334 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim