• BIST 97.717
  • Altın 144,143
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 14 °C
  • Antalya 21 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Erzurum 6 °C
  • İzmir 23 °C
  • Rize 14 °C

Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta(FOTO)

Başörtüsü Eylemleri'nde Bu Hafta(FOTO)
Sakarya'da 553., Ankara'da 528., Konya 449.,

Sakarya 553. Hafta: Türkiye, İslam Ülkeleriyle Bağımsız İttifaklar Kurmalı!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 553. hafta basın açıklamasında AK Parti Hükümeti’nin, İslam ülkeleriyle ilişkilerini ABD, İsrail ve bölgesel işbirlikçilerinden bağımsız bir siyasetle kurması gerektiği mesajı verdi.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 553. hafta basın açıklamasında gündem, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İstanbul'da yaptığı dönem toplantısı oldu. Diriliş Saati Dergisi’nden Muhammed Emin Duman’ın okuduğu açıklamada AK Parti Hükümeti’nin, İslam ülkeleriyle ilişkilerini bağımsız bir siyasetle kurması gerektiği belirtilirken “Ak Parti Hükümeti, bir taraftan Neo-Conlar ve Siyonist lobilerle yeni bir pazarlık süreci işletirken, bir taraftan da onların bölgesel güvenliğinin garantörü olan Suudi Arabistan ile ilişkilerinde yeni bir safha açmaktadır. Bu durum, hayra alamet değildir. ABD-Suud-İsrail şer ekseninden ayrılmadığımız müddetçe Türkiye ve İslam coğrafyası için aydınlık bir gelecek inşa edemeyeceğimiz açıktır. Türkiye, içeride ve dışarıda yaşadığı sıkışmışlığı bu şer eksenine bel bağlayarak aşamaz. Bu şer ekseni bizi yalnızca dipsiz bir uçuruma doğru iter. Ak Parti Hükümeti'ne düşen görev; ABD, İsrail ve bölgesel işbirlikçilerinden bağımsız bir siyasetle İslam ülkeleriyle ilişkilerini tamir etmektir. İslam ülkeleriyle yıpranan ilişkilerimizi tamir ederek dışarıda barışı sağlamamız, içeride de barışı sağlamamıza olanak tanıyacaktır.” dedi.

 

Duman, toplantıdaki çelişkilere de değinerek “Cumhurbaşkanı'nın, "Sorunlarımızı kendi aramızda çözmeliyiz" ifadesi olumlanabilir bir tutuma işaret ederken, sorunlarımızın çözümüne adres olarak Teröre Karşı İslam İttifakı'nı göstermesi bir dizi çelişkiyi ortaya çıkarmıştır. Zira, burada başlıca sorulması gereken soru “Teröre Karşı İslam İttifakı”nın veya bir diğer adıyla İslam Ordusu'nun ne denli bağımsız olduğu ve hangi politik ajandayı takip ettiğidir. ABD'nin, kuruluşunun hemen ardından memnuniyet beyanında bulunduğu İslam Ordusu, Suudi Arabistan öncülüğünde 34 ülkeden müteşekkil bir askeri yapı olarak kurgulanmış ve içine İran, Irak, Suriye gibi ülkeleri almaması yönüyle mezhepsel bir görünüm sunmuştur. Yine Dünyadaki en organize terör örgütü olan ve İslam coğrafyasındaki yıkımın sorumluluğunu birinci derecede üzerinde taşıyan NATO ise, bu süreçte İslam Ordusu'na destek verebileceğini duyurmuştur. İkinci Dünya Savaşı öncesi İngilizlerin, İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikalıların kontrolünde hareket eden Suudi Arabistan rejmi, anlaşılan o ki bölgede yükselen İslami mücadelenin önüne set çekmek ve bölge Müslümanlarının "İsrail" eksenli gündemlerini başka yönlere kanalize etmek amacıyla stratejik bir rol üstlenmiştir. Bu rol çerçevesinde, petro dolarlarla teslim aldığı siyasal iktidarlar arasındaki anlaşmazlıkları çözerek yeni paktlar inşa etmektedir.” dedi ve Türkiye’nin bu süreçteki ilişkilerini kendi bağımsız siyasetiyle kurması gerektiğini vurguladı.

553. Hafta Basın Açıklamasının Tam Metni

TÜRKİYE, İSLAM ÜLKELERİYLE BAĞIMSIZ İTTİFAKLAR KURMALIDIR!

İslam İşbirliği Teşkilatı, İstanbul'da dönem toplantısını yapmak üzere toplandı. Türkiye'nin dönem başkanlığını devraldığı toplantıda, "Teröre Karşı İslam İttifakı" vurgusu öne çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda verdiği mesajlarda "Teröre Karşı İslam İttifakı"nın İslam ülkelerindeki sorunlara çözüm üretebileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı'nın, "Sorunlarımızı kendi aramızda çözmeliyiz" ifadesi olumlanabilir bir tutuma işaret ederken, sorunlarımızın çözümüne adres olarak Teröre Karşı İslam İttifakı'nı göstermesi bir dizi çelişkiyi ortaya çıkarmıştır.

Zira, burada başlıca sorulması gereken soru Teröre Karşı İslam İttifakı'nın veya bir diğer adıyla İslam Ordusu'nun ne denli bağımsız olduğu ve hangi politik ajandayı takip ettiğidir. ABD'nin, kuruluşunun hemen ardından memnuniyet beyanında bulunduğu İslam Ordusu, Suudi Arabistan öncülüğünde 34 ülkeden müteşekkil bir askeri yapı olarak kurgulanmış ve içine İran, Irak, Suriye gibi ülkeleri almaması yönüyle mezhepsel bir görünüm sunmuştur.

Mısır'daki Sisi darbesine verdiği sınırsız destekle adından epeyce söz ettiren Suudi Arabistan, İhvan ve İran gibi küresel sistem için potansiyel tehdit mesabesindeki unsurların tedhiş edilmesi adına Sünni devletlerin örgütlenmesi çabalarına ön ayak olmuş, İslam Ordusu da bu çabaların bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

İhvan'ı terör örgütleri listesine alan Suudi Arabistan, iddia edildiği gibi taht değişimi sonrası İhvan karşıtı politikasından vazgeçmemiş, Sisi'nin Mısır'ını finansal olarak desteklemek bir yana, Yemen ve İslam Ordusu gibi askeri koalisyonlara dahil etmeyi de ihmal etmemiştir. Buna dair en anlamlı tepkiyi de geçtiğimiz günlerde İhvan liderlerinden, Muhammed Mursi'nin Basın Danışmanı Ahmed Abdulaziz vermiş ve "Yeni Kral Selman'ın selefi Abdullah gibi darbeci çeteyi desteklediğini" belirtmiştir.

Suudi Arabistan, son birkaç yıldır İsrail ile basına açık görüşmelerde dostluk mesajları vermekten de çekinmez hale gelmiştir. Bugüne kadar İsrail'e karşı kılını kıpırdattığına şahit olmadığımız bu rejimin son hamlesi, 18 yıllık bir savaşın ardından İsrail'i Lübnan'dan kovan Hizbulah'ın terör örgütü ilan edilmesi olmuştur. Bu karar karşısında ellerini ovuşturan İsrailli resmi merciiler tepkilerini "Muhteşem bir gelişme" şeklinde dile getirmişlerdir.

İsrail Başbakanı Netanyahu, "Suud'un İran'a karşı İsrail'i bir müttefik olarak gördüğünü" söylerken, Savunma Bakanı Moshe Yalon da Körfez devletleriyle gizli temaslar yürüttüklerini ve İran-İhvan ortak tehlikesinin bu birlikteliğin temelini oluşturduğunu açıkça beyan etmiştir.

Dünyadaki en organize terör örgütü olan ve İslam coğrafyasındaki yıkımın sorumluluğunu birinci derecede üzerinde taşıyan NATO ise, bu süreçte İslam Ordusu'na destek verebileceğini duyurmuş, Genel Sekreter Stoltenberg "Suriye'de NATO askerlerini cepheye sürmektense Suudilerin liderliğindeki İslam Ordusu'nu destekleyeceklerini" ifade etmiştir.

İkinci Dünya Savaşı öncesi İngilizlerin, İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikalıların kontrolünde hareket eden Suudi Arabistan rejmi, anlaşılan o ki bölgede yükselen İslami mücadelenin önüne set çekmek ve bölge Müslümanlarının "İsrail" eksenli gündemlerini başka yönlere kanalize etmek amacıyla stratejik bir rol üstlenmiştir. Bu rol çerçevesinde, petro dolarlarla teslim aldığı siyasal iktidarlar arasındaki anlaşmazlıkları çözerek yeni paktlar inşa etmektedir.

Düne kadar darbeci Sisi'ye tavır alan Ak Parti Hükümeti'nin bugün Sisi ile aynı ittifaklarda buluşması ve barış sinyalleri vermesi bu petrodolarların hatırınadır. Suud Kralı'na devlet nişanı takmak suretiyle Rabia'daki Müslümanların, Esma'nın katili olan Sisi ile aynı kaderi paylaşmak zül addedilmelidir.

Ak Parti Hükümeti, bir taraftan Neo-Conlar ve Siyonist lobilerle yeni bir pazarlık süreci işletirken, bir taraftan da onların bölgesel güvenliğinin garantörü olan Suudi Arabistan ile ilişkilerinde yeni bir safha açmaktadır. Bu durum, hayra alamet değildir. ABD-Suud-İsrail şer ekseninden ayrılmadığımız müddetçe Türkiye ve İslam coğrafyası için aydınlık bir gelecek inşa edemeyeceğimiz açıktır.

Türkiye, içeride ve dışarıda yaşadığı sıkışmışlığı bu şer eksenine bel bağlayarak aşamaz. Bu şer ekseni bizi yalnızca dipsiz bir uçuruma doğru iter.

Ak Parti Hükümeti'ne düşen görev; ABD, İsrail ve bölgesel işbirlikçilerinden bağımsız bir siyasetle İslam ülkeleriyle ilişkilerini tamir etmektir. İslam ülkeleriyle yıpranan ilişkilerimizi tamir ederek dışarıda barışı sağlamamız, içeride de barışı sağlamamıza olanak tanıyacaktır.

Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Sakarya 553. Hafta: Türkiye, İslam Ülkeleriyle Bağımsız İttifaklar Kurmalı!

 

 

" İran ve Suudi Arabistan öncülüğündeki kimi devletlerinde izlemiş oldukları mezhepçi politikalar ile ayrılıkları körükleyip yüzbinlerce Müslümanın ölümüne ve milyonlarcasının da mülteci ve muhacir durumuna düşmelerine sebep olduklar..."

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu tarafından düzenlenen 528. hafta basın açıklamasına hoş geldiniz.

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. toplantısı İstanbul’da yapıldı. 1.7 milyar Müslümanı temsilen 57 devletin üyeliği ile ortaya çıkan teşkilat Birleşmiş Milletler ’den sonra dünyanın en büyük örgütlü yapılanmasıdır. Ancak teşkilat hacimsel olan büyüklüğünü kurulduğu 1969 yılından bu güne değin maalesef eylemsel olarak ortaya koyamadı.

21 Ağustos 1969 tarihinde Mescid-i Aksa’nın kundaklanması girişimlerinden sonra kurulmasına karşın geride kalan 47 yılda başta Filistin ve Doğu Türkistan davaları olmak üzere İslam dünyasının karşı karşıya kalmış olduğu sıkıntılı süreçlerde hiçbir zaman inisiyatif almamıştır. Örgütün kuruluş sebebi olan Filistin davasında İsrail işgali her geçen gün daha da bir yayılmış ve içinde bulunduğumuz günler itibari ile Mescid-i Aksa’ya yönelik taciz ve saldırılar hız kesmeden artarak devam etmiştir. Diğer yandan Afganistan, Irak, Çeçenistan, Somali, Mali, Karabağ gibi ülke ve bölgeler emperyalist devletler eli ile fiilen işgal edilmiş milyonlarca insan soykırıma tabi tutulmuş ve sürgün edilmişlerdir. İkinci dünya savaşı sonrası Avrupa kıtasında yaşanan en büyük katliamlar Boşnak Müslümanlara karşı yine bu dönemde işlenmiştir. Teşkilatın 13. Toplantısının yapıldığı saatlerde Suriye’den gelen katliam haberleri Teşkilatın İslam dünyasında yaşanan problemlere şifa olmadığının ve kısa vadede de olmayacağının adeta bir göstergesi niteliğindedir.

Hiç şüphe yok ki teşkilatın bu şekilde olmasının en önemli sebebi üye ülkelerin büyük bir çoğunluğunun emperyalist ülkelerin güdümünde olmaları ve yönetim kadrolarının batılı ülkeler eli ile göreve getiriliyor olması vardır. Toplumlarını kendi kültürlerinden, örf ve adetlerinden uzaklaştırmayı kendilerine vazife edinmiş bu kukla liderlerin hedeflerinde ilk olarak İslam yer almaktadır. Teşkilat üyelerinden sadece Mısır ve Bangladeş’in yönetim kadrolarının irdelenmesi durumunda bile batılı efendilerinden almış oldukları emir ve desteklerle İslam’a ve Müslümanlara karşı ne denli nefret içerisinde oldukları gayet net bir şekilde görülecektir. Diğer yandan İran ve Suudi Arabistan öncülüğündeki kimi devletlerinde izlemiş oldukları mezhepçi politikalar ile ayrılıkları körükleyip yüzbinlerce Müslümanın ölümüne ve milyonlarcasının da mülteci ve muhacir durumuna düşmelerine sebep oldukları ve bu yolla İslam tarihinde onulmaz yaralar açtıkları artık gizlisi saklısı olmayan bir durumdur. Teşkilat üye devletleri yöneticilerinin rejimlerinin ve iktidarlarının bekası adına tabir caiz ise “Şeytanla bile işbirliği” yapabileceklerini bildiğimiz halde yine de toplantının İslam ümmetine huzur getirmesini umut ediyoruz.

Bizler inanıyoruz ki; Müslüman coğrafyalar başta olmak üzere tüm yeryüzüne barış, huzur ve adalet İslam’ın zamanlar ve mekânlar üstü prensipleri ile gelecektir. Bu noktada bizlere düşen dil, ırk, renk, mezhep ve hizip ayrılıklarımızı bir kenara bırakıp Peygamber (S.A.V.)’in örnekliği ve önderliğindeki ilk İslam toplumun yeniden bedenlerimizde hayat bulmasını sağlamak olmalıdır. Aksi halde mazlumların akacak olan kanı ve gözyaşının müsebbibi olmaktan kendimizi kurtaramayacağımızı bilmemiz gerekmektedir.

Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.
ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU

 

İslam İşbirliği Teşkilatı mı? (Konya İ.Ö.P. 449. Hafta Basın Açıklaması)

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 449. kez Kayalıpark Meydanı'nda toplandı. Platform adına basın açıklaması yapan Servet ÖNLER, ''Tarih boyunca İslam ümmetinin önüne İslam birliği ve vahdeti adına yalan yanlış batıl projeler sunulagelmiştir. İslam işbirliği teşkilatı, referansını Allah'ın dininden almadığı sürece ve siyasi ilkelerini açık seçik beyan ederek İslam’ın karşısında olan düşmanları açıkça düşman kabul etmediği sürece, kendi makam ve çıkarlarını koruma amacının ötesine geçmeyecektir.'' dedi. Müslüman halkları Ademî hilafet ve İbrahimî imameti tesis etmeye çağıran ÖNLER,''İslam dışı hiçbir sistem, Müslümanların genel kabulüne mazhar olmayacaktır.'' dedi.

 

 

Rahman, Rahim, Allah’ın adıyla

Şüphesiz senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir. Öyle ise Allah'a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.( Neml 78,79)

 

Sevgili dostlar değerli basın mensupları; 

 

Birlik ve beraberliğimizin tesisi için, İslam topraklarındaki çatışmaların bitirilmesi öncelik arz etmektedir. Bu çatışmaların asıl kaynağı: Bu coğrafyadaki kanser tümörü İsrail'in varlığının tartışmaya açılması, yok edilmesinin talebi gerekirken, Siyonist İsraillin varlığını ve devamlılığını talep eden konuşma ve eylemlerdir.

İslam ümmetini, yeniden kardeşlik bilinci ile vahdete, siyasi basiretle bir olmaya, mü'min ferasetiyle düşmanın oyunlarını bozmaya davet ediyoruz.

Polisiye tedbirler ne kadar olursa olsun önemli olan, dini hayata hakim kılma mücadelesi içerisinde olmak ümmetin önceliği olamalıdır.  

Tarih boyunca İslam ümmetinin önüne İslam birliği ve vahdeti adına yalan yanlış batıl projeler sunulagelmiştir.

İslam işbirliği teşkilatı, referansını Allah'ın dininden almadığı sürece ve siyasi ilkelerini açık seçik beyan ederek İslam’ın karşısında olan düşmanları açıkça düşman kabul etmediği sürece, kendi makam ve çıkarlarını koruma amacının ötesine geçmeyecektir. Devamlı olarak İslam dışı düşünce ve pratiklerinin İslam sanılması için bir takım şeytani tuzaklar ve hileler hazırlamışlardır. Birlik ve beraberliği sağlayıp, bu şeytani oyunları bozmak ve dini Allah'a has kılmak için çalışmak zorunludur. Bu işin çözümü için hepimizin Allah'ın kitabı ve Rasulümüz Hz. Muhammed (s.a.s) 'in kendisi ve onun pak sünnetine sarılmamız gerekmektedir.

 

İslam ümmetine karşı oynanmak istenen tüm batıl projelere karşı basiretli ve ferasetli olmaya ısrarla davet ediyoruz

Bundan dolayı Müslüman halkların, Ademî hilâfeti ve İbrahimî imameti tesis etmeleri gerekmektedir. İslam dışı hiçbir sistem, Müslümanların genel kabulüne mazhar olmayacaktır.

Tarihin bir ibret levhası olduğu sonu kan ve zulümle bitecek heyecanların bulunmadığı tevhit ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 450. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU 9 RECEP 1437 (16.04.2016)

İslam İşbirliği Teşkilatı mı? (Konya İ.Ö.P. 449. Hafta Basın Açıklaması)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim