• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 29 °C
  • İstanbul 32 °C
  • Konya 30 °C
  • Antalya 31 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Erzurum 27 °C
  • İzmir 35 °C
  • Rize 26 °C

Başbağlar Katliamında Şok İtiraf

Başbağlar Katliamında Şok İtiraf
Alevi-Sünni çatışması çıkarmak için tertiplenen ve 33 kişinin hunharca öldürüldüğü Başbağlar Katliamı sonrası açılan davaya bakan hakim, ilk kez konuştu. 20 yıl sonra konuşan hakime göre sanıkların hepsi sahteydi.

33 köylünün katledildiği Başbağlar Katliamı'na ilişkin açılan davanın hakimlerinden Şakir Kadıoğlu, yıllar süren suskunluğunu Yeni Şafak için bozdu. "Katliamdan dolayı tutuklananların olayla hiçbir ilgisi yoktu" diyen Kadıoğlu, Başbağlar davasının Türkiye hukuk tarihinin yüzkarası olduğunu söyledi.

2 Temmuz 1993'teki Sivas Katliamı'ndan yalnızca birkaç gün sonra, 5 Temmuz 1993'te meydana gelen Başbağlar Katliamı ile ilgili yıllar süren suskunluğunu bozan emekli hakim Şakir Kadıoğlu, "O davada hiçbir sanık suçlu değildi. Olay yeri incelemelerini savcı değil, oradaki görevli bir asker yaptı. O kimin adını yazdıysa, mahkeme karşısına da o çıkarıldı. Başbağlar Türkiye'nin hukuk tarihinde bir yüz karasıdır. Yazıktır, günahtır" dedi.

BALİSTİK RAPORLAR HİÇ GELMEDİ 

Başbağlar Katliamı davasının 3 kişilik mahkeme heyeti üyelerinden Şakir Kadıoğlu, olayda kaç silah kullanıldığınin bile belli olmadığını dile getirdi. "Bulunan boş kovanların kaç silahtan çıktığı, o kovanların hangi silahlardan çıktığı bile belli değil. Bu kovanların balistik incelemesi bile mahkemeye hiç gelmemiş. Yani 500 küsûr kovan bir silahtan da atılmış olabilir, üç silahtan da atılmış olabilir" diyen Kadıoğlu, evleri kimlerin yaktığının tespit edilemediğini, dosyada şahit de olmadığını aktardı. Katliamla ilgili duruşmaya alakasız sanıkların getirildiğini dile getiren Kadıoğlu, "Peki, kimler geldi mahkemeye? Aleviler! Tunceli'de 'tırpancı' olarak tabir edilen bölgenin Alevilerinden yakaladıkları bazı kişileri çıkardılar. Getirilenlerin hepsi 'Bu işi biz yapmadık' diyorlardı" şeklinde konuştu.

SAVCILIK SORUŞTURMA BİLE AÇMAMIŞ 

İşlenen suç 'Ağır Cezalık cürüm' olduğu için, soruşturmayı o zamanki adıyla DGM Savcılığı'nın ya da Ağır Ceza Mahkemesi savcılarının yapmasının gerektiğini belirten Kadıoğlu, Başbağlar'la ilgili süreçte bunun yapılmadığını belirtti. Kadıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Savcılık soruşturma bile yapmadı. Bu soruşturmada neden Ağır Ceza Savcısı görevlendirilmedi? Bu işte direkt savcının bizzat keşfe gidip soruşturma yapması gerekirdi. Erzincan'ın Kemaliye ilçesinde görev yapan bir Astsubay Uzman Çavuş, Başbağlar'da kendi aklınca soruşturma yapmış. Kimden şüphelenilmişse onların adlarını yazıp ifadelerini yazmış. O dosya da savcıya gönderilmiş. Savcı da ona göre fezlekeyi hazırlamış ve Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunmuş. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi de Adalet Bakanlığı'na demiş ki, 'Can güvenliği açısından bu dosyanın görülmesinde sakınca var.' Böyleyken dosya Erzincan'dan İzmir'e gidiyor. Ankara, Erzurum gibi yakın yerlere göndermiyor, İzmir'e gönderiyor. Dosya böyle geliyor."

AVUKATLAR HAPSE GÖNDERMEYE UĞRAŞTI! 

Dava İzmir'de görülürken kendisinin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) üyesi olduğunu hatırlatan Kadıoğlu, şunları söyledi: "Davada yargılanan hiç kimse suçunu kabul etmedi. Başbağlar Köyü'nün avukatları da 'bizim elimizde şu şahitler var' demek yerine, 'bu deliller var' demek yerine, aslında gerçekten suçu olmayan kişilerin tutukluluklarının devamına diye karar çıkartmak için uğraşıp durdular. Yani davanın kendisi kadar, avukatların savunmalarındaki strateji de kusurlarla doluydu. Ben mahkeme heyetindeyken bile içimden bunlara şöyle kızardım. Kardeşim tutukluluğun devamı da, 33 tane can gitmiş, tutukluluğun devamına demeyle olmuyor ki bu işler. Olayı ortaya koy. Şahitleri bul. Tanık getir. İsim söyle... Ama yok! Bu davada deliller bile ortaya konulamadı."

İntikam provokasyonu 

1993 senesi, Türkiye'nin en karanlık dönemlerinden biri olarak tarihe geçti. 2 Temmuz'da Sivas'ta Madımak Oteli'nin yakılması sonucu 33'ü Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne gelen isimlerden olmak üzere 37 kişi hayatını kaybetti. Bu olaydan sadece 2 gün sonra Erzincan'ın Başbağlar Köyü'nde beliren kanlı katiller kadın, çocuk, yaşlı demeden 29 kişiyi kurşuna dizerek katletti. 1'i kadın 4 kişi de yakılmakta olan evlerinde saklandıkları sırada, alevlerin altında kalarak can verdi. Sivas'ta Alevilerin hedef alındığını ileri sürenler, Başbağlar'da da Sunni katliamına imza atıyordu. Katliamı yapan PKK'lı grubun köye bıraktığı nottaki "Sivas'ın intikamı alındı" ifadesi provokasyon için her şeyi açıklıyordu.

'Neden şimdi konuşuyorsun' 

Dava avukatı Kadir Kartal, mahkeme heyetinden emekli hakim Şakir Kadıoğlu'nun bu açıklamalarına tepki gösterdi. Kendilerinin dava sürecinde büyük mücadeleler verdiğini belirten Kartal, "Madem bu kadar kusurlu bir süreçti, kendisi neden şimdi konuşuyor. Onca kişinin tahliyesinde dahli varsa ben hakkımı helal etmem" dedi.

Olayla ilgileri yok 

Başbağlar Katliamı ile ilgili davanın görüldüğü mahkemenin üyesi Şakir Kadıoğlu, dava dosyasını okuduktan sonra, duruşma için DGM'ye getirilenlerin olayla hiçbir bağlantısı olmadığına kanaat getirdiğini belirtti. Kadıoğlu, "Olayları başkaları yapmış, bize başkaları getirilmişti. Onlarla ilgili tahliye talebinde bulundum. Ama mahkeme heyeti bunu kabul etmedi. Bu işte asıl faillere ulaşmak yerine süreç böyle devam etti. Olan da bana oldu ve adım 'Kızılbaş'a çıktı. 'Bu hakim Kızılbaş olduğundan karar değiştirdi' dediler. Erzurumluyum. Ben dosyanın gereğini yaptım. O davada asıl zanlılara ulaşamayanlar bu davanın gereğini yapmayanlardır. Bu üç dört kişiye örgüt üyeliği ve örgüte yardım yataklıktan ceza verildi. Dosya kapatıldı" şeklinde konuştu.

SAHİPSİZ KALDILAR

Başbağlar'ın sahipsiz kaldığına dikkat çeken emekli hakim Şakir Kadıoğlu, kimsenin Başbağlar'da gerçeğin ortaya çıkarılması için çaba sarfetmediğini belirtti. "Başbağlar sahipsiz kaldı. İzmir'deki duruşmalar sessiz sakin, eylemsiz yapıldı. Davalar sessizce görüldü. Kimse sormadı, 'Arkadaş bu davanın soruşturmasını nasıl bir Başçavuş yapar' diye... Kimse adliyenin önünde pankart açmadı, slogan atmadı, bağırıp çağırmadı. Sonuç da bu oldu. Bakın diğer davalara kadın kız, çoluk çocuk o kampüs önünde nöbet tutuyor."

Katliamın Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü'nde 5 Temmuz 1993 tarihinde olduğunu hatırlatan Kadıoğlu, "Bu katliamla ilgili anlatılanların çoğu tevatüre dayanır. Yine bu davayla ilgili konuşanların çoğu da dava dosyasında ne yazdığını bile bilmez. Bazıları çıkıp Başbağlar'da ne yaşadığını anlatır. Önce topladılar, sonra kurşuna dizdiler diye... Bu açıklamalar davayı bağlamaz. Çünkü dava dosyasına göre olayın hiçbir görgü tanığı yok. Yani mahkemeye intikal eden dosyada, hiçbir görgü tanığının 'Şu işi şu yaptı. Bu adamı şu öldürdü' gibi bir ifade bulunmuyor. Kabataslak ifadeler var" diye konuştu.


Orhan Turan/Yeni Şafak

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim