• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 24 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Konya 24 °C
  • Antalya 28 °C
  • Diyarbakır 29 °C
  • Erzurum 19 °C
  • İzmir 30 °C
  • Rize 26 °C

Avrupa gazetesi sonraki başbakanı açıkladı

Avrupa gazetesi sonraki başbakanı açıkladı
Avusturya'nın ve Avrupa'nın önemli ekonomi-politik yayın organlarından biri olan Der Standard Gazetesi'nden Markus Bernath AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'la dikkat çeken bir röportaj gerçekleştirdi.

Röportaj aynı zamanda Europolitics.info’da da yayınlandı.


Gazeteci Markus Bernath AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’u takdim ederken kulllandığı tanımlama ise oldukça ilginç; Recep Tayyip Erdoğan, saygınbilim adamı, toplumcu-İslamcı partisini kapatmaya ve iktidar partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti)’nin saflarına girmeye ikna ettiğinden beri sonraki genel başkan ve başbakan”.

İşte Der Standard ve Europolitics.info’da yayınlanan o röportaj;



Ankara; "Başkanlık sistemine doğru ilerlerken…"

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın potansiye lmuhtemel halefi Numan Kurtulmuş'la röportaj


Röportaj: Markus Bernath 22Temmuz 2014

Türk toplumunda ayrışmaların bölünmelerin üstesinden gelebilmek için politikada daha yumuşak bir dilin kullanılmasını savunuyor ve ülkesindeki yeni kanunların yargı bağımsızlığını ve düşünce özgürlüğünü hedef aldığı yolundaki AB’nin eleştirilerini reddediyor. NumanKurtulmuş, 55, bir parti başkanı ve mevcut hükümet başkanı Recep Tayyip Erdoğan saygın bilim adamını toplumcu İslamcı partisini kapatmaya ve iktidar partisi olan Adalet ve KalkınmaPartisi (AKP)’nin saflarına girmeye iknaettiğinden beri sonraki genelbaşkan v ebaşbakan olarak görülüyor.

10 Ağustos’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri ve sonrasındaki parlamento seçimlerinin ardından sıra Kurtulmuş’a gelebilir. Europolitics Kurtulmuş’la Ankara’da buluştu.

Europolitics: Avrupa Komisyonu bu bahar Türkiye’de birkaç tane kritik kanunun geçmesini şiddetle eleştirdi, bunlar arasında yargı reformu, internete sansür yada istihbarat teşkilatının yetkilerinin genişletilmesi var.

Kurtulmuş: Bunlar devletin kurumlarını korumaya yönelik acil tedbirlerdi. Türkiye devlet yönetiminin içinde bazı grupların saldırılarına maruz kalıyordu. Hiçbir demokratik hükümet, nasıl olursa olsun, meşruiyetini seçilmemiş güçlerle paylaşamaz. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda yapılan değişikliklere bakarsanız, bazı Avrupa ülkeleri de diğer ülkelerin örneklerinden yararlanıldığını görürsünüz.

Bu yargıyı kontrol etmek için bir teşebbüs değildir.





Europolitics: Bu kanunun büyük bir kısmına Anayasa Mahkemesi de karşı çıktı.

Kurtulmuş: Evet, bu da Türkiye’de demokratik standartların canlı ve iyi olduğunu gösteriyor.

Europolitics: Açıkçası, hakimler bu reformda bazı yanlışlıklar buldu. 

Kurtulmuş: Bulabilirler. Ama tekrardan söylemek isterim ki, resmi kararlara veya genel olarak Türkiye’de yargıya müdahale etme gibi bir niyet yoktu burada. Mevcut anayasa aslında güçler ayrılığını değil, onun yerine güçler çatışmasını getiriyor. Gerçek bir güçler ayrılığı devlet kurumlarının seçilmiş organlar tarafından kontrol edilmesi anlamına gelir. Devletin yönetilme şeklinde de bir birliğe ihtiyacımız var- belki de ABD’deki gibi.

Europolitics: Cumhurbaşkanının direkt halk tarafından seçilmesi Türkiye’de neleri değiştirecek?

Kurtulmuş: Türkiye’deki demokrasiyi güçlendirecek. Halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanının daha çok politik gücü olacaktır. Türkiye parlamenter bir demokrasidir ama aslında bir başkanlık sistemine doğru hareket ediyor. Türkiye’de cumhurbaşkanı seçimi her zaman problemli bir konu olmuştur: çok büyük tartışmalar doğurmuştur, bazan de politik kargaşaya sebebiyet vermiştir.

Ülkedeki ekonomik ve politik elitler cumhurbaşkanı üzerinden sistemin kontrolünü ellerinde tutarlardı.

Türkiye’nin cumhurbaşkanını elitler seçerdi. Kanaatimce AK Parti tarafından demokrasi adına atılmış en önemli adımlardan biri, vatandaşlara kendi cumhurbaşkanlarını seçebilme hakkını vermesidir.

Europolitics: En azından 2013 yazındaki Gezi Parkı protestolarından beri Türkiye çok kutuplaşmış bir ülke oldu. Bu durum sağlıklı ve sürdürülebilir görünmüyor. 


Kurtulmuş: Türk politikasında her zaman bu tarz kutuplaşmalar olmuştur. Zaten 1960’larda ve 1970’lerdeki durum da buydu. Politikanın dilini değiştirmemiz gerekiyor. Politik partiler olarak bizim birbirimizle rakip olmamız gerekiyor, düşman değil. İktidar partisi olarak bizim “rekabet dilini” oluşturma sorumluluğumuz var, ancak muhalafet partilerinin de kendi sorumlulukları var. Maalesef, özellikle de ana muhalafet partisi şu ana kadar ülkenin meselelerini politik gündemlerine almayı kategorik olarak reddetti. Örneğin, hala Kürt meselesinin yada gelir eşitsizliğinin çözümüne ilişkin onlardan bir teklif göremedik.

Europolitics: Türkiye’deki partilerin birbirleriyle etkileşimi bu şekilde. Peki ya sokaklardaki gösteri yapan kişiler?

Kurtulmuş: Yasal olması kaydıyla her türlü demokratik katılımı kesinlikle teşvik ediyoruz. Herkesin sokaklarda faal olma hakkı vardır. AK Parti, öğrenci birliklerinin ve işçi sendikalarının demokratik katılımları yolundaki engelleri ortadan kaldıran partidir. Ülkede çok daha açık bir atmosfer oluşturmayı başardık.

Europolitics: Uygulamada, politik ifadenin Türkiye’deki sembolü olan Taksim Meydanında bir gösteri yapmak artık mümkün değil. 

Kurtulmuş: Taksim Meydanı halk mitingleri gerçekleştirmek için bir yer değildir. Örneğin, medyaya kamuoyu açıklaması yapmak için oraya gidebilirsiniz, ama hiçbir demokrasi kanunsuz şiddet gösterilerine müsamaha gösteremez.

Europolitics: Türkiye’nin AB ve ABD ile ilişkilerinde yeni bir sürecin başlaması için zamanın geldiğini düşünmüyor musunuz?

Kurtulmuş: AB’ye tam üyelik başvurusunda bulunduk ve AK Parti, son 12 yılda, Avrupa Birliği’ne girme noktasında Türk halkını ikna etmek için çok önemli bir rol oynadı. Ancak AB’nin yapmış olduğu birkaç politik hatadan dolayı Türk halkının AB üyeliğine verdiği destek azaldı.İki büyük hata yapıldı: AB tam üyelikten ziyade “imtiyazlı ortaklık” teklif etti ve 2004 yılında Annan planının başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Güney Kıbrıs’a ( Rum Kesimine) karşı ılımlı bir tavır sergiledi. Türklerde AB’nin kendilerine karşı taraflı olduğuna ilişkin bir his gelişti. Ama hükümet Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi yönünde duruşuna devam ediyor.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim