• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Ankara -12 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya -8 °C
  • Antalya 4 °C
  • Diyarbakır -7 °C
  • Erzurum -29 °C
  • İzmir 5 °C
  • Rize -2 °C

Ateşkes kandırmacası

Ahmet Varol

Suriye’de küresel emperyalizmin her iki kanadının ve onlarla işbirliği içindeki ihanet güçlerinin aynı safta durduklarını daha önce de vurgulamıştık. Normalde aynı safta duran ve ittifak halindeki bu güçler, 27 Şubat gecesi başlayacağı açıklanan bir ateşkes ilan etmişlerdi. 

Fakat bu ateşkes hiç kimse için güven verici olmadı. Her şeyden önce ortakların IŞİD ve Nusra’yı müstesna tutmaları kendilerine yine saldırmak için açık kapı bırakmaları demekti. Çünkü zaten bu ülkeye askerî müdahale başlatırken de onları gerekçe göstermişlerdi. Fakat onlar sadece gerekçe hedef ise her zaman farklı oldu. Bu hedef şaşırtmacası da asıl amacın Esed’i köşeye sıkıştıran direniş güçlerine ve onlara arka çıkan halka darbe vurmak olduğunu gösteriyordu. Aynı taktiğe “ateşkes” maskesini kullanarak başvurmaları da ihtimal dışı değildi. 

İkinci olarak Rusya adına yapılan açıklamalarda Rus işgal güçlerinin “terör örgütleri”ne saldırılarının süreceği vurgulanıyordu. Suriye’de işgalci saldırgan Rusya’nın “terör” listesine ise sadece IŞİD ve Nusra girmiyordu. Baas zulmüne karşı fiili mücadele başlatmış olan direniş gruplarının hepsi öyle tanımlanıyordu. Dolayısıyla onun açıklamaları, Baas zulmüyle karşı karşıya olan silahlı grupların tümünün müstesna tutulması demekti. O durumda ateşkes sadece bir göz boyamadan ibaret kalacaktı. Çünkü ateşkes ya karşılıklı çarpışmayı veya tek taraflı olarak saldırıyı durdurmaktır. 

Daha önce IŞİD’i hedef göstererek her gün yüzlerce sivili katleden işgalci saldırganların ateşkesle sivil halka saldırılarını durduracaklarını kastettiklerine inanmak da mümkün değildi. Çünkü sivil halka yönelik saldırıların sorumluluğunu zaten başından beri kabul etmiyorlar. Bu saldırıları realitenin üstünü örterek, gerçekleri inkâr ederek, kendilerini suçsuz ilan ederek sürdürüyorlar. Aynı sahtekârlığı ve yalancılığı “ateşkes” şemsiyesi altında yapmayacaklarının garantisi yoktu. Hatta bunu “ateşkes” numarasıyla çarpıtmalara başvurarak yapmaları biraz daha kolaylaşabilecekti. 

Ne yazık ki tahmin edilenler oldu. Başta işgal güçleri ateşkesin başlama saatlerinin yaklaştığı vakitlerde şiddetin dozunu biraz daha artırdılar. Bu, “ateşkesçiler son kozlarını kullanıyor” diye yorumlandı. Oysa onlar işlerini görecek kadar kozlarını kenarda güvencede tutuyorlardı. 

Muhalefet tarafının “karşı taraf” vasfıyla ateşkese uyacağını ilan etmesine rağmen işgalci saldırganlar yine açık bıraktıkları kapıları kullanarak hunharca saldırmaya, ama önceden yine aynı kapıları kullanırken yaptıkları gibi büyük ölçüde sivil savunmasızları katletmeye devam ettiler. 

Suriye İnsan Hakları Ağı, 1 Mart’ta yayınladığı ve ateşkesin ilk üç gününü değerlendiren raporunda bu üç günlük süre içinde 79 ihlal gerçekleştiğini, sadece üçüncü gün içindeki ihlal sayısının ise 44 olduğunu dile getirdi. Bu ihlaller bünyesinde gerçekleştirilen saldırılarda öldürülen sivil sayısının ise 13 olduğu belirtiliyordu. Rejim güçlerinin ateşkes maskesini kullanarak gerçekleştirdikleri saldırılarda kullanımı uluslararası anlaşmalarla yasaklanan zehirli kimyasal gazlar kullandıklarına dikkat çekildi. 

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın 2 Mart tarihli raporunda da ateşkesin dördüncü günü yani 1 Mart Salı  gerçekleştirilen ihlaller hakkında bilgi verildi. Sadece dördüncü gün içinde gerçekleştirilen ihlal sayısının 52 olarak tespit edildiği bildiriliyordu. Dördüncü gün raporunda ateşkesin başlangıcından itibaren gerçekleştirilen tüm ihlallerde öldürülen sivil sayısı toplamı da 45 olarak veriliyordu. 

Bu rakamlar, ateşkesin başlangıcı olarak verilen saatlerde tansiyonun nispeten düşürüldüğünü ama bunun sadece göz boyama oyununun tutması için değerlendirildiğini sonrasında özellikle hava saldırılarının tehdit aracı olarak kullanılması işleminin sürdürüldüğünü ve ihlallerde de kademeli artış gözlendiğini ortaya koyuyor. 

İzlenen strateji Suriye’de katil diktanın kazıklarını yeniden sağlamlaştırmak amacıyla “ateşkes”in de bir taktik olarak kullanıldığını belgeliyor. Baas’ın geleceğini sağlama almak için aralarında ittifak kuranlar bundan önceki Cenevre görüşmelerinde, muhalefetin kafasına silah dayayarak başaramadıklarını şimdi 9 Mart’ta yeniden başlayacağı açıklanan görüşmelerde “ateşkes” maskesini kullanarak gerçekleştirme niyetinde gibi görünüyorlar. 

yeniakit

 

 

Bu yazı toplam 169 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim