• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Erzurum 4 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 12 °C

Ateşkes Ateşinde Yanan Çocuklar

Ahmet Varol

BM, Annan Planı adı verilen ateşkes planını Baas diktasına sunduktan sonra önce on gün bu rejime mühlet vermiş sonra mühleti iki gün daha uzatmıştı. Oysa bu süreyi insan katletmede kullanacağı bilinen cinayet şebekesine böyle bir mühlet vermek en azından onun cinayetlerini onaylama, yasallaştırma anlamı taşıyordu.

Sonuçta 12 Nisan 2012'de ateşkesin fiilen başladığı ilan edildi ve üzerinden yirmi bir gün yani üç hafta geçti. Ancak bizzat BM gözlemcilerinin ve raportörlerinin verdiği bilgiler ateşkesin kâğıt üzerinde kaldığını, Baas diktasının katliam ateşini yakmaya devam ettiğini gösteriyor. Sebebi ise BM'nin ve arkasında duran güçlerin Beşşar'ı katliamlara son vermesi için zorlamaması, yaptırıma başvurmamasıdır. Böyle yapılırken Bosna-Hersek'te Sırp katliamlarına karşı izlenen stratejinin aynısının bugün Baas katliamlarına karşı izlendiğini, sözde ateşkesin işi zamana bırakma anlamı taşıdığını, bu yolla zulme başkaldıran kitlenin yıpranmasına yol açmak suretiyle uluslararası emperyalizmin, özellikle de onun himayesi altındaki siyonist işgalin çıkarlarına karşı tehdit oluşturacak bir yapılanmayı engellemenin amaçlandığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla sürekli "Baas rejimi giderse ABD ve Avrupa gelir" davulunu çalarak korkunç vahşeti meşrulaştırmaya çalışanlarla, görünüşte Baas zulmüne tepki gösterirken arka planda ona destek veren ve katliamlarını durdurmak için üzerine gitmekten kaçınan ABD ve Avrupa'nın hesaplarının aynı yere çıktığını görüyoruz. Ben bu hususu Suriye'deki direnişin başladığı günlerden beri dile getirmeye çalışıyorum.

Uluslararası emperyalizmin ve işbirlikçilerinin sinsi oyunuyla Suriye'de tam bir oyalama taktiğine dönüşen "ateşkes" adeta bir ateş çukuru halini aldı. Bu korkunç ateş çukurunda öldürülenlerin bir kısmını da henüz bütün bu olayların neden yaşandığını bile bilmeyen çocuklar oluşturuyor.

BM Çatışma Bölgelerindeki Çocukların Sorunları Özel Raportörü Radhika Coomaraswamy'nin verdiği bilgiye göre Suriye'de ateşkesin başlamasından bu yana geçen üç haftada öldürülen çocuk sayısı 34'ü buldu.

Bu sayı sadece öldürülen çocukların sayısı. Öldürülen tüm insan sayısı değil. Üstelik bu sayı BM'nin Baas diktasına öldürmeye devam için tanıdığı sürede öldürülenleri kapsamıyor. Çünkü o zaman öldürmek serbestti. Öldürmenin yasaklandığı ve Baas'ın da askerlerini çatışma alanlarından çekeceğini bildirdiği tarihten bu yana geçen süre içinde öldürülen çocuk sayısını kapsıyor. Üstelik bu sayı sadece BM gözlemcilerinin ve raportörlerinin kayıtlarına geçen çocuk cinayetlerini kapsıyor. Onların kayıtlarına geçmeyenler de var. Zira Suriye küçümsenemeyecek bir yüzölçümüne sahip ve Baas rejiminin katliam ateşi ülkenin büyük bir bölümünü sarmış durumda. BM başlangıçta toplam otuz gözlemci gönderdi. Sonra sayıyı tedrici olarak artırmayı kararlaştırdı ve en son 300'e çıkarmayı planlıyor. Henüz bu sayıya ulaşmış değil. Bu sayıya ulaşsa bile ateşin sardığı bölgelerin ne kadarını gözleyebilir! Ulaşamadığı yerlerle ilgili bilgileri ise ya ateşin sardığı halktan ya da rejimin tutanaklarından alabilir. Rejim kendini mahkûm edecek bilgileri verecek değil. Halktan gelecek bilgilere de ancak beraberinde teyit edici tanıklar ve belgeler sunulduğu zaman itibar edecektir. Bu sayı Baas'ın katliam çetesi Şebbiha'nın kaçırıp gizlice öldürdüğü çocukları da içermiyor.

Daha önce Suriye'yle ilgili fotoğraf ve videolarda, Beşşar'ın katillerinin çocuk cinayetlerine şahit olmuştuk. Annelerinin ve babalarının kollarında can veren küçük çocukların yürekler parçalayan ve görmeye tahammül edemediğimiz manzaralarına şahit olmuştuk. Katil Baas rejiminin arkasında durmanın, ona sahip çıkmanın ve destek olmanın kirini üstlerinde taşıyanlar bu manzaraların bile "senaryo" olduğu iddiasında bulundular. Bütün bunların gerçek olduğunu ortaya koymak için BM gözlemcilerinin gidip rapor tutması mı gerekiyordu? Aslında onların gözlerini BM raporları da açmaz. Onların gözleri ancak o çok sevdikleri ve bir türlü peşini bırakmak istemedikleri Beşşar'la aynı çukura girdikleri zaman açılacaktır.

"Diri diri gömülen kız çocuğa sorulduğu zaman: "Hangi günâhtan dolayı öldürüldü?" (diye)." (Tekvir, 8-9) İşte bu âyetlerin haber verdiği zaman geldiğinde.

yeniakit

Bu yazı toplam 720 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim