• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Erzurum 6 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 13 °C

Asıl soru bu: AK Parti'nin Başbakan adayı kim?

Asıl soru bu: AK Parti'nin Başbakan adayı kim?
Mısır'da 528 kişiye verilen idam cezası başta AK Parti Gençlik Kolları olmak üzere siyasi parti teşkilatları ve bir çok sivil toplum kuruluşunca bugün tüm yurtta protesto edecek.

30 Mart seçimleri biter bitmez Ak Parti'nin Cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Sorusu Ankara'nın gündemine oturdu.

Senaryolar havada uçuşuyor.

23 Mart akşamı İzmir'den yaptığımız yayında Başbakan Erdoğan'a, 17 Aralık sürecinde yaşananlara atıfla, "Ortada bütün bunlar Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olmasın diye yapılıyor. Dolayısıyla Erdoğan aday olmazsa bütün bu hesaplar tutmuş olacak"  biçiminde bir yorum olduğunu hatırlatıp ne düşündüğünü sordum.

Başbakan cevaben, beklediğim gibi 30 Mart sonrasına topu attı. 
Ama top taca çıkmadı.

Lisan-ı hal'ine bakınca, sorumu sorarken yüzünde beliren hafif gülümseme edası ve yukarıdaki yorumu paylaştığını gösteren kafa sallamaları, Erdoğan'ın 30 Mart'tan çıkacak sonuca göre Cumhurbaşkanlığı adaylığını kafasına koyduğunu belli ediyordu.

Pazar günü 24 gazeteciyle yaptığı, Off the record olduğu anlaşılan, ama nasıl olduysa SabahGazetesi Yayın Yönetmeni Erdal Şafak'ın satırlarına ‘sızan' cümleleri, Erdoğan'ın niyetinin ne olduğunu daha bir berraklaştırmış oldu.

 

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığına aday olduğunu kendisinden bahseder gibi "Bundan sonra protokol cumhurbaşkanı değil, terleyen, koşan, koşturan Cumhurbaşkanı olacak"sözleriyle üstü örtülü ilan etti.

O halde şu hükme varabiliriz.

Bugünden itibaren Ak Parti'nin cumhurbaşkanı adayı kim olacak? sorusundan daha kıymetli hale gelen soru, Ak Parti'nin Başbakan adayı kim olacak? sorusudur.

Başbakan Erdoğan'a bu cümleleri söyleten iki gerekçe var.

Birincisi, 10 Ağustos'ta ilk turu yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle Türkiye'de ‘halkın seçtiği cumhurbaşkanları' dönemi başlayacak.

Bu yeni durum otomatik bir şekilde Cumhurbaşkanını daha etkili bir pozisyona taşıyacak.

İkincisi, Anayasa mevcut haliyle Cumhurbaşkanına, pek çok kurum gibi yürütme üzerinde de yetki kullanma hakkı tanıyor.

Cumhurbaşkanının görev ve yetki alanını tanımlayan Anayasa'nın 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ‘yürütme alanına ilişkin olanlar' başlığının altında şöyle bir cümle de var.

"Gerekli gördüğü hallerde, Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya BakanlarKurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak."

Yetkili olduğu halde bugüne kadar Meclis tarafından seçilen Cumhurbaşkanlarının bu maddeyi uyguladığı görülmedi.

Ancak, bir sonraki cumhurbaşkanı halk tarafından seçileceği için yeni bir durumun ortaya çıkacağını ve yeni cumhurbaşkanının yetkilerini kullanma anlamında daha meşru bir zeminde hareket etme imkanının ortaya çıktığını da eklemek lazım.

PEKİ AK PARTİ'NİN BAŞBAKAN ADAYI KİM OLACAK?

Rahmetli Erbakan'ın deyimiyle karşımızda duran ‘bir milyon liralık' soru bu.

Cumhurbaşkanı Gül, 30 Mart seçimleri bittikten hemen sonra Kuveyt'te gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Başbakanlık görevine talip olduğunu herkesin anlayacağı şekilde ima etmişti.

Dün, ikinci açıklaması geldi.

"Kendimle ilgili konularda benim ne düşündüğüm önemli" dedi.

Haklı da.

Son dönemde olduğu gibi bazı temel meselelerde Başbakan Erdoğan'la görüş ayrılığı yaşasa da, 7 yıllık görev süresi boyunca Cumhurbaşkanı Gül, karşı cepheden gelen ciddi eleştiri ve suçlamalara da göğüs gererek en kritik konularda hükümetin arzuladığı bir cumhurbaşkanı profili çizdi.

Geçmiş dönemlerde Köşk'ün yol açtığı tıkanıklıkların hemen hiçbiri bu 7 yılda yaşanmadı.

Hükümet herhangi bir yasayı Meclis'e sevk ederken, acaba Köşk'ten döner mi kaygısını hemen hiç yaşamadı.

Ayrıca Erdoğan'dan sonra parti grubunda herkesin birden sadık kalacağı isimleri sıralasak Abdullah Gül ismi yine listenin başında yer alır.

Bu nedenle, Abdullah Gül ismi Ak Parti için özgül ağırlığı olan, değerli bir isim olmayı sürdürüyor.

Ancak gelinen noktada mesele sadece bunlardan ibaret değil.

İşin burasında yine karşımıza ikinci bir ‘bir milyonluk soru' çıkıyor.

Başbakanın Pazar günü altını çizdiği Anayasa'nın Cumhurbaşkanına verdiği yetkileri kullanma arzusuna Cumhurbaşkanı Gül ne diyecek?

Oturup konuştuklarında bir orta yol bulunup mesele hal yoluna konulacak mı? Yoksa başka türlü görüş ayrılıkları mı ortaya çıkacak.?

Kuveyt'te yaptığı açıklamalara dikkatli bir şekilde baktığımızda Gül'ün Erdoğan'ın durduğu yeri tespit ettiği ve bir araya geldiklerinde buna ilişkin bir takım önerilerde bulunacağı anlaşılıyor.

Şurası da bir gerçek ki Cumhurbaşkanı Gül'ün gönlünde, Cumhurbaşkanı-Başbakan-Hükümet ilişkisinin geçen 7 yılda nasıl geliştiyse o şekilde devam etmesi arzusu var.

Daha açık yazarsak, "ben nasıl Cumhurbaşkanlığı yaptıysam Tayyip Bey de öyle cumhurbaşkanı olsun, Tayyip Bey hangi yetkileri başbakan olarak kullandıysa, ben de aynı yetkilerle başbakanlık yapayım" diye düşünüyor.

Buradaki kritik mesele, yine dönüp dolaşıp Cumhurbaşkanını halkın seçeceği yeni bir döneme giriyor olmamız meselesinde karşımıza çıkıyor.

Yüksek ihtimal, Erdoğan-Gül görüşmesinden bütün bu kritik soruların cevaplarını bulduğu bir çözüm formülünün ortaya çıkması.

Ama yine de şöyle bir sonuç cümlesi kurmuş olalım.  

Hem, Türkiye'nin 12 yılına birbirini bütünleyerek büyük katkılar vermiş bu iki isim için, hem Ak Parti'nin önde gelen aktörleri, hem de parti grubu için Hadis-i Şerif'te ‘büyük savaş' olarak nitelendirilen nefisle mücadele anlamında dikkatli olmalarını gerektiren bir döneme giriliyor. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim