• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Erzurum -11 °C
  • İzmir 9 °C
  • Rize 4 °C

Arka planda Yemen var

Ahmet Varol

Suudi Arabistan ile İran arasındaki son gerginliğin asıl ve gerçek sebebi Yemen’deki hakimiyet kavgasıdır. Aslında Yemen’de Suudi Arabistan yönetimi, ülke halkının Ali Abdullah Salih diktasına karşı kazandığı zaferi geri almak için Mısır’daki Baltacı fitnesi benzeri bir fitneden yararlanmak amacıyla Husi hareketinin önünü açmakla ifade yerindeyse tam anlamıyla kazığa oturdu. Husi hareketini aynen Baltacı fitnesi gibi çöpe atmayı, Ali Abdullah Salih’in de Suudi Arabistan’la perde arkasında işbirliği yapan Abdurabbih Mansur El-Hadi ile ittifak kurmasını umuyordu. Fakat eski diktatör Salih’in Husi fitnesiyle işbirliği yaparak El-Hadi’nin ayağını kaydırması üzerine hesaplar karıştı. 

Diğer taraftan İran, Yemen’de siyasi hâkimiyeti ele geçirmeye büyük önem verdiği için Husi hareketini yalnız bırakmadı. Eski diktatörün adamlarıyla işbirliği de bu örgütün bileğini güçlendirdi. O yüzden Husi militanlarının Sana’yı ele geçirmeleri üzerine Ali Hamaney’in adamlarından Ali Zakani; “üç Arap başkenti İran’a bağlıydı Sana dördüncüsü oldu” ifadesini kullandı. Diğer üç başkent ise Bağdat, Şam ve Beyrut’tu. 

Bu üç başkentin İran’a bağlılığının iddia edilmesi de Arap yarımadası açısından ciddi risk oluşturuyordu. Sana’nın bunlara eklendiğinin söylenmesi bu bölgedeki ülkelerin bir bakıma İran mengenesine alındığının resmen açıklanmasıydı. 

Aslında, geçiş dönemi cumhurbaşkanı Abdurrabbih Mansur El-Hadi, Sana’da kontrolü kaybettikten sonra ülkede bir iktidar savaşı başlatma niyetinde değildi. Ama Yemen’in kaybedilmesi Suudi Arabistan’ı ve Körfez ülkelerini korkutuyordu. Yemen’de siyasi iktidarı kurtarmak için de kendi açılarından El-Hadi’den daha uygun bir isim bulamıyorlardı. O yüzden onun Sana’dan kaçmasını ve Aden’de yeniden ortaya çıkıp iktidarı geri alma mücadelesi başlatmasını sağladılar. Bir yandan da onun etrafında Halk Direnişi Birlikleri adıyla milis gücü oluşturulmasını sağladı ve bu gücü dışarıdan desteklediler. 

Fakat eski diktatör döneminden kalma askerî güçlerin yeniden sahaya çıkarak Husi örgütüne destek vermeleri, dışarıdan da İran’ın lojistik desteği, bu arada ABD insansız hava araçlarının da El-Kaide ile savaşı bahane ederek Halk Direnişi Birlikleri ile bağlantılı milisleri hedef almaları Aden’de ortaya çıkan siyasi yönetimin işini zorlaştırdı. Onun sadece Halk Direnişi Birlikleri’yle savaşı sürdürmesinin mümkün olamayacağının anlaşılması üzerine Suudi Arabistan, Körfez ülkelerini de arkasına alarak oluşturduğu askerî koalisyon vasıtasıyla olaylara doğrudan müdahale etti. Bu askerî koalisyon da diğerlerinin yaptığı gibi teröre karşı savaşı gerekçe gösterdi. 

Suudi Arabistan liderliğindeki askeri koalisyonun doğrudan müdahalesi Husi hareketinin işini zorlaştırdı ve kontrol altına aldığı bazı bölgelerden çekilmek zorunda kaldı. Tabii bu arada çok sayıda militanı öldürüldü. 

Bu savaş İran’ı rahatsız etti. Çünkü Yemen’de kontrolü kaybetmek istemiyor. Yorumlarda genellikle Şii mengenesi adı verilen ancak bizim İran veya Fars mengenesi olarak isimlendirmeyi daha uygun gördüğümüz stratejik iktidarı son derece önemsiyor. Bu mengeneyi sağlamlaştırması durumunda bütün Arap Yarımadası’nı etki alanına alacağını bunun da İran’a tüm İslam coğrafyası üzerinde bir hakim güç olma imkânı vereceğini umuyor. Tabii böyle bir imkanı elde etmek için verdiği savaşta Müslüman toplumların ona tepkilerinin arttığının farkında olmadığını sanmıyoruz. Ama artık halkların desteğini çok fazla önemsemediğini onun yerine ABD ve Rusya’nın stratejisine benzer şekilde güç temeline dayalı strateji geliştirdiğini söylemek mümkündür. Bu yolla kendini bir bölgesel güç olarak kabul ettirebileceğini umuyor. Bunu başarma açısından da Yemen’deki siyasi saltanatı büyük önem taşıyor ve oradaki savaşında Körfez ülkelerinin askeri koalisyonuna yenilmek istemiyor. 

Son dönemde Suudi Arabistan’ın idamlarını bahane ederek, Şii hassasiyetini kullanarak arkasında topladığı kitlesel tabanı harekete geçirmesinin asıl amacı Yemen’deki savaşında daha aktif bir şekilde devreye girmenin gerekçesini oluşturmaktır. Harekete geçirdiği kitlenin Suud büyükelçiliğini ve konsolosluğunu yakmasının ardından, kendisinin Sana’daki büyükelçiliğinin Suud uçakları tarafından vurulduğunu iddia etmesi bu yüzdendir.

yeniakit

Bu yazı toplam 190 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim