• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 6 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Erzurum -3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Rize 9 °C

'Arınç dışlanmışlık duygusu ile öfkelendi'

'Arınç dışlanmışlık duygusu ile öfkelendi'
Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak bugünkü yazısında Bülent Arınç'ın son zamanlardaki konuşmalarını ele alarak, 'Arınç’ın dışlanmışlık duygusu ile öfkelendiğini sanıyorum' dedi.

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak bugünkü yazısında Bülent Arınç'ın son zamanlardaki konuşmalarına değinerek, "Bana kalırsa Arınç'ın üslubu da, o şekilde konuşması da doğru değildi. Ama ona yapılan da doğru değil. Toplum önünde ağız dalaşına girmek de yanlış, Arınç'ın yarı yaşında bile olmayanların, boyundan büyük laflarla bu yangına körükle gitmesi de.." diye belirtti.

İşte Abdurrahman Dilipak'ın bugünkü yazısı:

Arınç olayı, AK Parti'ye zarar vermek isteyen çevrelerin sanki bir fırsata dönüştürmeye çalıştığı bir olay halini aldı. Arınç'ın kastının bu olduğunu sanmıyorum. Ama öte yandan Arınç'ın dışlanmışlık duygusu ile öfkelendiğini sanıyorum..

Bu tavır, Arınç'a da yakışmıyor, Arınç'ın bu açıklamalarına karşı tepki de o tepkiyi koyanlara yakışmıyor.

Evet Arınç bazı şeylerden rahatsız. Ama peki bu rahatsızlığını niçin görevdeyken dile getirmedi de, bugün görevden ayrıldıktan sonra dile getiriyor?..

Arınç yaş olarak benden yaşlı, ama siyasette ben birçok kişiden daha fazla geçmişe sahibim. Bugüne kadar eleştirdim de, savundum da. Hiç görev istemedim. Ne memur oldum, ne de MNP Gençlik teşkilatı, MSP zamanında Genel Merkez Basın danışmanlığı, RP zamanında aday bulmakta zorlanıldığı bir zamanda sadece destek olmak için bir adaylık dışında parti kademelerinde bir görev aldım.

Milli Gazete'yi, Yeni Devir'i çıkaran ekipteydim, Milli Gazete ile ilişkim kesildiğinde de kişisel bir hesaplaşmam olmadı.

AK Parti'nin ilk yıllarında tezkere konusunda tavrım belli idi, bugün nerede durduğum da ortada. Eleştirirken ya da savunurken, bunu kimse için yapmadım. Sadece Allah rızası için yaptım. Günde 5 defa, haftada 5 gün yargılandığım günlerde de mağduriyet üzerine bir söylemim olmadı. Ödemem gereken faturaları kendim ödedim, kimseye fatura etmedim. Ve Allah her şeyi bana layık olduğumdan daha fazlası ile verdi. Şükürler olsun.

Birilerinin bedel ödetmek, diyet ödetmek, intikam almak, iktidar nimetlerinden yararlanmak konusundaki ihtiraslarını görünce üzülüyorum.. Bunlar bize yakışmıyor. Hesap sormayı ne kadar çok seviyoruz. Kazanmak yerine suçlamayı tercih ediyoruz.

Bizim boşa geçirecek bir saniye zamanımız, boşa harcayacak bir kuruş paramız ve feda edecek tek bir insanımız yok. Ama kazanmamız gereken çok insan var..

Mahkeme kadıya mülk değil. Keşke insanlar ısrarla makam istemeseler. İhtirasla istenen bu makamlar bakarsınız dua ile istenen belaya dönüşür. Kendi yaşlanınca çocuklarını kendilerinin yerine hazırlayan kişiler bilirim.. Kendi varken sesini kısıp, olmadığında kıyameti kopartarak, tehdit eden, meydan okuyan adamları bilirim. Gülen'e baksanıza, sahi o hoşgörü ve diyalog hikayesi ne oldu?!

Öte yandan biri yanlış yapınca, başkasının da ona yanlış yapma hakkı yok. Güzel örnek olmamız gerek. Yanlışı büyütmemek gerek. 

Bana kalırsa Arınç'ın üslubu da, o şekilde konuşması da doğru değildi. Ama ona yapılan da doğru değil. Toplum önünde ağız dalaşına girmek de yanlış, Arınç'ın yarı yaşında bile olmayanların, boyundan büyük laflarla bu yangına körükle gitmesi de..

Bülent Arınç da bu tür öfkeli açıklamalarla hem karşısındakilere, hem de kendine zarar verir. Varolan yanlışlıklarla mücadelenin yolu da bu değil. Eğer daha önce şahit olduğu birtakım yanlışlıkların üzerine gitmek istiyorsa, Akil bir adam olarak ağırlık, inanılırlık, ciddiyet ve güven duygusunu koruması gerekirdi.. Eleştirirken, bunu aba altından sopa göstererek, meydan okuma havası içinde yapmaması gerekirdi. Yanlış işler ve yanlış kişiler konusunda izlenmesi gereken yol, basına, ya da muhalefetin ağzına laf vermek şeklinde olmaması gerekirdi..

Düne dair eleştirdiği her konuda kendisi de bir şekilde bu yanlışın bir parçası idi. O zaman bir özeleştiri üslubunda, “ben”, “biz” diye yapması gerekirdi.

Arınç'ın zor zamanda önemli görevler üstlendiğini de unutmayalım. Herkes, her kurum eleştirilebilir. Ama bu eleştiri yanlışların düzeltilmesi, daha iyiyi gerçekleştirme yönünde, sahiplenerek olmalıdır. Yoksa bu iş sen-ben kavgasına döner ki, herkesin herkes hakkında söyleyecek bir sürü lafı olabilir..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim