• BIST 104.114
  • Altın 229,648
  • Dolar 5,4747
  • Euro 6,2141
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 17 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Erzurum 1 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 13 °C

Arap Siyonistlerden Beri Olmak

Arap Siyonistlerden Beri Olmak
Siyonist işgal rejimiyle bazı Arap rejimleri arasındaki ilişkileri normalleştirme çabalarının özellikle halk ve aydınlar arasında başarısızlıkla sonuçlandığının...
Hüseyin Lakra
 
Mısır menşeli Kul El-Arap Dergisinin Siyonist işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme projeleri kapsamında yedi kişilik bir gazeteci grubu içinde işgal rejimini ziyaret eden Halid Sad Zağlul’u kovma kararı Siyonist işgal rejimiyle bazı Arap rejimleri arasındaki ilişkileri normalleştirme çabalarının özellikle halk ve aydınlar arasında başarısızlıkla sonuçlandığının işaretlerinden biridir.
 
Mısır kırk yıldan beri işgal rejimiyle diplomatik ilişkileri sürdüren bir devlettir. Bu süre içinde kapıkulu aydınları halka ilişkileri normalleştirmeyi pazarlamak için her yola başvurdular. Bunun Mısır için faydalı olduğunu, halkın refahına katkı sağlayacağını, ekonomisini canlandıracağını iddia ettiler. Mısırlıları ilişkileri normalleştirmeye ikna etmek için geniş bir beyin yıkama işine girdiler. Ancak bu kadar yoğun çaba ve çalışmanın sonuçları 11 Ocak 2011 devriminde görüldü. Mazlum Filistin halkına karşı her türlü zulmü reva gören Siyonistlere karşı öfkeli binlerce gösterici Eylül 2011’de İsrail’in Kahire’deki büyükelçilik binasını bastı. Diplomatik kablolarını kesti. O zaman büyükelçi ve elçilik çalışanlarının kurtarılması için helikopter gelmeseydi, hepsi göstericiler tarafından linç edilip öldürülecekti.
 
Burada, Mısırlı parlamenterlerin Mısırlı azgın gazeteci Tevfik Ukkaşe’nin Siyonist elçiyi akşam yemeğine davet etmesi üzerine üyeliğini iptal etmelerini de unutmamamız gerekir.
 
Birkaç ay önce bir Mısır’daki bir televizyon kanalı, bir muhabirini sokağa gönderip Siyonistler gibi davranarak bir sosyal deney yapmasını istedi. Mısırlı muhabir, kendisini Mısırlılara ülkelerini ziyaret eden bir Siyonist turist olarak tanıtıyor, Mısırlılardan kendisine gezilebilecek bazı yerleri göstermelerini rica ediyor. Mısırlıların geneli ona yardımcı olmazken, bir kısmı ise işgal rejiminin Gazze’de çocukları öldürmesi nedeniyle kendisini azarlıyor, ayıplıyor ve küfrediyor.
 
Ürdün’de de durum pek farklı değil. 1994 yılında imzalanan Vadi Araba Anlaşması’ndan bu yana değişen bir şey olmadı. Zira Ürdün halkı hâlâ fırsatı yakaladığında Siyonist rejimle ilişkileri normalleştirmeye karşı gösteri yapıyor ve tepkisini ortaya koyuyor. Çok uzağa gitmeden daha birkaç hafta önce Ürdünlüler Ürdün-İsrail Doğalgaz Anlaşmasına karşı sokaklara döküldü. Çünkü onlara göre bu anlaşma Siyonist işgal rejimini Filistin halkına karşı finanse etmektir. Bundan gelir sağlayacak olan işgalci İsrail, Amerika’dan alacağı silahlarla Filistinlileri öldürecektir. Bunun yanında onlar İsrail’in sattığı gazın çalınan Filistin gazı olduğuna inanıyorlar. Bu konuda İsrail’e yardım edilmemesi, gaz pazarlamasına destek verilmemesi gerektiğini düşünüyorlar.
 
Bu ve buna benzer olaylar ve gelişmeler, Arap halklarıyla özgür aydınların işgalciyle ilişkileri normalleştirmeye ve Siyonistlerin Filistin’i işgalini meşru görmeye karşı olduklarını gösteriyor. Zaman geçse de ve ülkelerin yönetimleri açıktan veya gizliden; yaldızlı sözlerle bunu şaşalı mekanlarda ve kiralık salonlarda destekleyip pazarlasalar da halklar bu tutumlarını değiştirmeyeceklerdir.
 
Hatta, utanmadan ilişkileri normalleştirmeyi pazarlayan körfezdeki elektronik sinekler bile bunu başaramazlar. Bunlar rejimlerinin ilişkileri geliştirmek için yarışa girmelerine paralel olarak medyada bunun propagandasını yapıyor, çevredeki düşmanlarına karşı İsrail’i dost ve ahbap olarak lanse ediyorlar. Bu sinekler körfez halklarının bilincini kirletmekte başarı elde edemezler. Hak ortaya çıkınca, baskı altında tutulan ve ezilen bu halklar seslerini özgürce yükselteceklerdir. O zaman da Siyonist rejimle ilişkileri normalleştirme, Filistin’in satılmasının, koltuklarını ve yönetimlerini koruma adına Müslümanların ilk kıblesine sırtını dönmenin hesabını soracaklardır. Baskı ve zulüm bu halkları susmaya zorlamışsa da bu durum kıyamete kadar böyle devam etmeyecektir.
 
Her türlü onur ve haysiyeti kaybettiklerinden Siyonistlere doğru koşan bu insanlara, 1982 yılında Lübnan’ın Sabra ve Şatilla Mülteci Kamplarında Filistinli mültecilere yönelik yapılan ve 15 bin Filistinlinin ölümüne neden olan katliamın kasaplarından biri olan Siyonist Genelkurmay Başkanı Rafael Eıtan’ın açıklamasını hatırlatmak istiyorum. Rafael Eıtan geçen 14 Nisan’da Newyork Times’e verdiği mülakatta “toprakları yerleşime açtığımız zaman Arapların yapabileceği tek şey cama konulmuş sarhoş bir hamamböceği gibi koşmak olacaktır” demişti.
 
fiem
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim