• BIST 97.726
  • Altın 146,210
  • Dolar 3,5844
  • Euro 3,9885
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 14 °C
  • Antalya 19 °C
  • Diyarbakır 23 °C
  • Erzurum 16 °C
  • İzmir 17 °C
  • Rize 18 °C

Arap Diktatörlerin Filistin Tasarısı

Ahmet Varol

20 Aralık tarihinde yayınlanan ve Filistin konusunda uluslararası alandaki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunduğumuz yazımızda BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan karar tasarısından da kısaca söz etmiştik. Fakat bu karar tasarısı oylama aşamasına doğru getirildiğinden biraz daha genişçe üzerinde durmayı ve tahlil etmeyi faydalı buluyoruz. 

Söz konusu yazımızda da ifade ettiğimiz üzere aslında Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın talepleri doğrultusunda hazırlanan ve Ürdün’ün koordinasyonuyla Arap ülkelerinin teklifi olarak Güvenlik Konseyi’ne sunulan karar tasarısı BM nezdinde Filistin davası açısından yeni bir şey içermiyor. Çünkü BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi tarafından şimdiye kadar alınmış birçok kararda bu paylaştırma zaten yapılmıştı ve bu kararlarda “işgal edilmiş bölge” olarak tanımlanan Filistin topraklarından siyonist işgal güçlerinin çekilmesi isteniyordu. Bu çekilmenin gerçekleşmesi durumunda o topraklarda bir Filistin devletinin kurulması için zemin oluşmuş olacaktı. Ama bu şartların oluşması için şimdiye kadar hiçbir fiili baskıya, zorlamaya başvurulmadı. Öte yandan Filistin halkı ve direnişi açısından da bu paylaştırmanın herhangi bir meşruiyeti yoktur. 1948’de işgal edilmiş bölgelerden çıkarılmış olanlar da yurda dönüş haklarından asla vazgeçmeyeceklerdir. 

Arap ülkelerinin ballandırdığı, ABD’nin de veto tehditlerinde bulunduğu son karar tasarısı özetle ifade etmek gerekirse, siyonist işgal güçlerinin 1967’de işgal etmiş oldukları topraklardan en geç 2017 sonuna kadar çekilmelerini ve bu bölgede başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmasına imkân tanınmasını istiyor. Filistin’in paylaştırılmasına dair 181 sayılı kararda, siyonist işgalcilerin 1948 savaşında ele geçirdikleri toprakların bir kısmı da Filistin tarafına ait olarak gösterilir. O toprakların Batı Yaka tarafında kalanları Ürdün Krallığı’nın o zamanki ordusunun yaptığı müdahaleyle bu ordu tarafından kontrol altına alınmış ve sonrasında tamamen ihanetle siyonist terör güçlerine teslim edilmişti. 

BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan yeni karar tasarısının asıl yönünü ve temelini siyonist işgalin meşrulaştırılması oluşturuyor. Filistinlileri yine ödenmesi her zaman şüpheli kalan ve kararlı mücadele dışında hiçbir yoldan alınamayacağı çok iyi bilinen bir veresiye üzerinden gasp edilmiş pek çok haklarından peşinen vazgeçmeye zorlayacak bir formülün uluslararası platformda  kabul ettirilmesi isteniyor. Bu formülde işgalci siyoniste peşkeş çekilmesi istenenler, gayri meşru yollarla da olsa fiili olarak zaten gasp edilmiş durumdadır. Buna karşılık alınmasının talep edileceği söylenenlerin alınması ise hem zamana bağlanıyor, hem de bu zaman sürecinin işleyeceğinin herhangi bir garantisi olmayacak. Şimdiye kadar kazanılmış tecrübeler ise bu konuda herhangi bir ümit vermediği için gösterilenin yine bir seraptan ibaret olması ihtimali de yüksek. ABD veto etmese bile uygulanması aşamasında yine yokuşa sürerek işlevsiz hale getirmesi mümkün. 

Filistinliler adına böyle bir kararın onaylanması ise gasp edilmiş evleri, toprakları 1948’de işgal edilmiş bölgede bulunan ve kendi yurtları dışında yaşamaya zorlanmış mültecilerin yurda dönüş haklarından vazgeçme sonucu doğurabilecek. Zaten işgalci siyonist ve onun arkasında duran emperyalizm de bunu peşin almak, karşılığını verme işlemini ise zamanın yıpratmasına bırakmak istiyor. 

Arap dünyasındaki dikta rejimleri aslında geçmişte yaptıkları gibi Güvenlik Konseyi’ne sundukları bu karar tasarısında da Filistin davasına oyun oynamak ve vitrine yansıttıkları görüntüyle bu dava lehine önemli işler yaptıkları imajı vermeye çalışırken arka planda onu tarihe gömmek için işler çeviriyorlar. 

Fakat bunu başarmaları mümkün olmayacak. Çünkü Filistin davası onun murabıtlığını yapan, bu yolda büyük zorluklara katlanmaktan çekinmeyen fedakâr gönüllüler yani davanın gerçek sahipleri tarafından canlı tutulacak. Filistin direniş grupları tarafından yapılan açıklamalarda da BMGK’ne sunulan karar tasarısının Filistin halkını ve bu halkın meşru mücadelesine öncülük eden direniş hareketlerini temsil etmediği, yurtlarından çıkarılmış Filistinlilerin de yurda dönüş haklarından vazgeçmeyecekleri dile getirildi. 

yeniakit

Bu yazı toplam 403 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim