• BIST 89.930
  • Altın 145,507
  • Dolar 3,6229
  • Euro 3,9053
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 21 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum 3 °C
  • İzmir 18 °C
  • Rize 10 °C

Arakan’da var olma mücadelesi

Ahmet Varol


  
 
Myanmar diğer adıyla Burma'da yaşayan Müslümanlar daha çok Arakan bölgesinde bulunuyorlar. Bu bölge de ülkenin batısında Bangladeş ve Hindistan sınırı yakınında yer almakta ve Bengal Körfezi'ne bakmaktadır. Resmî idarî düzenlemede ise Rikhane Eyaleti olarak geçmektedir.
İslâm bu bölgeye 8. yüzyılın sonlarına doğru Müslüman tüccarlar ve sufiler vasıtasıyla ulaşmıştır. Müslümanlığın hızla yayıldığı bölgede Müslümanlar Arakan Sultanlığı'na hâkim olarak dört asıra yakın bir süre İslâmî hükümlere göre topraklarını yönettiler. Sonra bölge Burma Krallığı tarafından işgal edildi. Bir dönem İngiliz işgali altında kaldı. İngilizler çekilirken yine Burma Krallığı'na bıraktılar. Budist Burmalılar burayı İngilizlerden devraldıklarında Müslümanlara karşı büyük bir katliam ve yağmalama gerçekleştirdiler. Müslümanlara yönelik zulüm sonraki dönemde de sürdü. 1962'de gerçekleştirilen askerî darbeyle yönetimi ele geçiren cunta da bu zulmü devam ettirdi.
Arakan bölgesi tarihi olarak Burma'ya ait değildir. Eski tarihine bakıldığında Hindistan ve Bengal Krallığı sınırları içinde kaldığı, sonra bağımsız bir devletinin olduğu görülür. Budist Burma Krallığı'nın hâkimiyetine geçmesi askerî saldırılar ve işgal neticesinde olmuştur. İngiliz sömürgeciler tarafından Burma'nın hâkimiyetine bırakılması da bir komplodur.
Burma'nın İngiliz işgalinden kurtulup bağımsız olmasından sonra kurulan Budist devlet Arakan topraklarına sahip çıkarken Müslüman halkına sahip çıkmamış, onları vatandaşı olarak değil sırtında yük olarak görmüş bu yüzden yok etmeye veya göçe zorlamaya çalışmıştır. Kendi inanç ve kültürlerini öğrenmelerine izin vermeyerek dinî ve etnik kimliklerini korumalarına engel olmak istemiştir. Eğitim hizmetlerinden yararlanmalarını önleyerek bilgisiz ve mesleki vasıflardan yoksun bırakmıştır.
Normalde bugünkü adıyla Myanmar devletinin ve onun kökeni durumundaki Burma Krallığı'nın Arakan toprakları üzerindeki hâkimiyeti gayrimeşru bir işgaldir. Bölgenin toprağı üzerindeki hâkimiyetini sürdürmek için askerî gücünü kullanırken insanına sahip çıkmak istememesi, insanını “yabancı” olarak görmesi de bunu ispatlıyor. Oysa bir bölgenin insanını kabul etmeyen, halkına sahip çıkmayan, onlara “vatandaş” gözüyle bakmayan, hatta kendi ülkesinin nüfus kayıtlarına bile geçirmeyen bir ülkenin o bölgenin toprağından da çekilmesi gerekir. Yine aynı sebepten dolayı bu bölgenin halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi verme hakkı vardır. Böyle bir mücadele haklı ve meşru bir mücadeledir. Arakan Müslümanları da geçmişte Budist Burma Krallığı'nın hâkimiyetini kabul etmedikleri gibi hali hazırdaki Myanmar cuntasının tahakkümüne de razı değiller. Dolayısıyla Arakan'ı özgürlüğüne kavuşturma amacıyla bazı direniş örgütleri oluşturdular. Bunlar daha sonra Arakan Mücahitleri Birliği çatısı altında bir araya geldi.
Fakat bugün Arakan Müslümanları bir özgürlük mücadelesinden ziyade varlık, yani var olma, varlığını koruma mücadelesi veriyor. Çünkü bölgeyi kontrolünde tutan cunta, Müslümanları ya tamamen dinî ve etnik kimliklerini unutarak köleleşmeyi kabul ya da öz yurtlarını terk arasında tercihe zorluyor. Müslümanlar cuntanın sunduğu seçeneklerden hangisini kabul etseler de yok olmayı kabul etmiş olacaklar. Çünkü her ikisi de onlar için yok oluş, Müslüman varlığın Arakan'dan silinmesi anlamına gelecek. Var olabilmeleri ise ancak Müslüman kimlikleriyle birlikte hayatlarını sürdürmeleri halinde mümkün olacak. İşte bundan dolayı Arakan Müslümanlarının verdiği mücadele özgürlük ya da bağımsızlık değil var olma mücadelesidir.
Müslümanlar, seyahat özgürlüğü başta olmak üzere Budistlere tanınan özgürlüklerin çoğundan mahrumdur. Yakınlarını ziyaret amacıyla bile şehirlerarası yolculuğa çıkabilmek için özel izin almaları gerekir.
En büyük eziyet ve kısıtlamayı ise dini görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirmede yaşıyorlar. Örneğin içinde bulunduğumuz Ramazan'da oruç tutmalarına izin verilmiyor. Bu ayda oruç tuttukları bilindiği için çalıştıkları yerlerde gündüzleri bir şey yiyip içmedikleri daha sıkı takibe alınıyor. Aynı takip ve engelleme namaz ve diğer ibadetler için de söz konusu.
Myanmar cuntasının baskı ve tehcir uygulamalarından dolayı Arakan Müslümanlarının önemli bir kısmı Bangladeş'e iltica etmiştir. Bangladeş zaten yoksul bir ülke olduğundan orada kurulan mülteci kamplarında varlığını sürdüren Arakanlılar çok zor şartlarda hayatlarını idame ettiriyorlar.

vakit

Bu yazı toplam 2412 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim