• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 11 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Erzurum -14 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 5 °C

Ankara’daki saldırıların gölgesinde kalanlar

Ahmet Varol

Ankara’daki vahşi saldırıların kimler tarafından planlanmış olabileceği hakkında fikir yürütülürken, kimlerin zararına ve kimlerin yararına olduğuna bakılması yerinde bir tahlil yöntemidir. Ancak bu konuda Türkiye sınırları içinde kalınmaması, bölgesel ve global stratejilerle bağlantılı boyutlarına, bilhassa içinde bulunduğumuz dönemde yaşanan hadiseler açısından ne gibi sonuçlar doğurduğuna da bakılması gerekir. 

Rusya’nın Suriye’de başlattığı hava operasyonunda saldırıları ve katliamları bütün şiddetiyle sürüyor. Saldırılarda en çok sivil hedefler vuruluyor. Amacı ise, “Suriye boşaltılıyor mu?” başlıklı yazımızda da dile getirdiğimiz üzere Baas rejimini istemeyen, o yüzden de ona karşı savaşan direniş güçlerine destek veren halkı göçe zorlamak, böylece direniş güçlerini halk desteğinden yoksun bırakmak ve Baas’a destek verecek bir demografik yapı oluşturulması için zemini hazırlamaktır. 

Silahlı güçlere yönelik saldırılarda da IŞİD değil Baas’a karşı savaşan direniş hareketleri hedef alınıyor. Çünkü operasyonun amacı katil Baas rejimini kurtarmaktır. IŞİD’in bu rejimle bir savaşı yok. Aksine onunla aynı hedefi vuruyor. Dolayısıyla Rusya’nın bu örgütle savaşacağına inanmak saflık olur. 

Yine kendi0ne IŞİD’i bahane eden Rusya’nın, PKK’nın Suriye kanadı durumundaki PYD ile işbirliği bu örgütün iyice haddi aşmasına ve hâkimiyet alanını genişletmek amacıyla girdiği yerleşim alanlarını boşaltmak için terör estirmesine neden oldu. Bu örgüt, Rusya’nın desteğinden aldığı cesaretle son günlerde sergilediği vahşet ve terörde IŞİD’i çok geride bıraktı. Onun bu derece ileri gitmesinde ABD’nin  yardım ve desteğinin de büyük payı var. 

Küresel emperyalizmin doğu ve batı kanadının PYD ile işbirliği perde arkasında PKK ile kurduğu köprülere ve bağlantılara da işaret ediyor. Çünkü PYD, PKK’nın Suriye kanadıdır ve yönetim, kontrol, komuta PKK’nın elindedir. Örgütün Suriye kanadının IŞİD’e karşı savaştığı gerekçesi tamamen taktik ve oyundur. Asıl amaç örgütün tüm bölgede askerî ve siyasi mekanizmasının güçlenmesini sağlamaktır. 

Suriye’de bütün bu gelişmeler yaşanırken Filistin’de patlak veren ve bugün ikinci haftasını tamamlayan Kudüs intifadası gittikçe yayılarak devam ediyor. Geçen iki hafta içinde pek çok önemli olay yaşandı. İşgal rejimi direnişi bastırabilmek için şiddeti son raddesine kadar kullanıyor. Rejim güçlerini biraz arka planda göstermek için de Şebbiha çeteleri olarak kullandığı yahudi yerleşimcileri önü sürüyor. Ama sergilediği şiddet daha büyük tepkiye neden olduğundan Filistin direnişi de işgal güçlerine ve onların Şebbiha çetelerine ağır darbeler vurdu. 

Ancak geçtiğimiz Cumartesi’den bu yana Türkiye kamuoyunu Ankara’daki saldırılar meşgul ettiğinden Rusya’nın Suriye’de sivil hedefleri vurarak gerçekleştirdiği katliamlar ve Filistin’deki Kudüs intifadasıyla ilgili gelişmeler büyük ölçüde gölgede kaldı. Türkiye kamuoyunun iç sorunlarla meşgul edilmesi ise Rusya’nın da siyonist işgalcinin de işine yarıyor. Çünkü Türkiye’deki halkın ve yönetimin ilgilenmesi olayların dünya kamuoyuna taşınmasında etkili oluyor. Türkiye’deki medya organlarının ve sivil toplum kuruluşlarının hadiseleri gündeme taşımaları, tepki göstermeleri uluslararası alanda da konuşulmasını ve dikkate alınmasını sağlıyor. 

Bu durum karşısında Ankara’daki saldırıların tam da Rusya’nın sivil katliamlarını artırdığı, siyonist işgal rejiminin de Kudüs intifadası karşısında zorlanmaya başladığı bir döneme denk getirilmesinin tesadüf olmadığını sanıyoruz. Aynı dönemde Rusya ile işgal rejiminin üst kademedeki askerî yetkililerinin karşılıklı ziyaretler gerçekleştirmelerinin, uçaklarının Suriye hava sahasında çarpışmamaları için tedbir alma amaçlı olduğu iddiası tamamen saçmadır. Asıl amacın bazı stratejik hesaplar için olduğu açıktır. 

Eylemlerin faillerinin IŞİD mensubu çıkması yanıltıcı olmamalı. Bu örgütün taşeron olarak kullanılmaya son derece müsait olduğu artık iyice belirginleşti. Suruç’taki patlamanın hemen ardından yaşananlar, PKK’nın terör eylemlerini yeniden başlatmak için tüm hazırlıkları yapmış olduğunu ve sadece bir fitilin çekilmesini beklediğini, Suruç’taki saldırıyı gerçekleştirenlerin de bu işi yaptıklarını gözler önüne serdi.

yeniakit

Bu yazı toplam 412 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim