• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Konya 29 °C
  • Antalya 30 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Erzurum 22 °C
  • İzmir 32 °C
  • Rize 27 °C

Amaç Yıkmak ve Sarsmaktı

Ahmet Varol

Gazze üzerindeki insanlık dışı ablukanın kaldırılması konusunda direnişin taleplerinin kabulünü işgalcinin ve arabuluculuk değil işgalciye resmî temsilcilik, onun adına pazarlık yapan Sisi yönetiminin uzatması gerginliğin yeniden başlamasına neden oldu. Bu konuda başta şunu ifade edelim ki işgalci her ne kadar 29 gün süren savaş nedeniyle Gazze’de büyük yıkım ve katliam gerçekleştirdiyse de bugün saldırıyı başlattığı güne nispetle kendini daha zayıf hissediyor. Kara güçleri ciddi yıprandığı gibi uzun süren sığınak hayatından sonra üç günlüğüne güneşe çıkan göçmen toplum da yeniden sığınaklara girmekten hoşnut olmayacaktır. Gerginliğin başlamasıyla birlikte Ben Gurion Havaalanı seferleri sarkıyor ve büyük curcuna hâkim. 

Siyonist canavar kabadayılık havalarına girse de başında bulunduğu işgalci toplumun bu gerginlik ve panik havasına çok fazla tahammül edemeyeceğini, Filistin direnişinin ise bunun farkında olduğunu ve isteklerini kabul ettirmede ısrarlı olacağını biliyor. O yüzden yapacağı en akıllıca iş direnişin tüm şartlarını kabul ederek ateşkesi kalıcı hale getirmektir. Bunu kabul etmezse belki Filistin halkında biraz daha kayba neden olabilir ama bir yandan da zaman onun aleyhine işliyor ve Sisi’nin numaralarına güvenmesi boşunadır. 

İşgal rejiminin 7 Temmuz 2014’te Gazze’ye yönelik başlattığı saldırının öncelikli amacı da siyonizm sözcülüğü yapan medyanın iddia ettiği gibi direnişe değil halkın tümüne darbe vurmak, onu bir kez daha ciddi sarsmak, büyük yıkım ve tahribat gerçekleştirmek ve belli bir süre kendine gelmek için uğraşmaya mecbur etmekti. Belli aralıklarla saldırılar gerçekleştirmesinin stratejik amacı da budur. 

O yüzden çoğu zaman hedef gözetmeden saldırdılar. Hedef gözettiklerinde de öncelikle savunmasız halkı ve onlara hizmet götüren kurumları, özellikle alt yapı hizmetlerini vurdular. İnsanları topluca aç ve susuz bırakmak amacıyla su kuyularını tahrip etti, tarım arazilerine, BM gıda yardım depolarına yangın bombaları atarak büyük miktarlarda gıda maddesini yaktılar. 

Bölgeye elektrik üreten tek santrali bombalayarak çalışamaz hale getirdiler. O da dışarıdan gelen yakıtla çalıştığından abluka sebebiyle zaten tam kapasiteyle çalışmıyordu. Bombalamadan sonra tamamen durdu. Dolayısıyla Gazze ahalisi işgal rejimi kontrolündeki bölgeden gelen elektriğe ve jeneratörlere mahkum oldu. 

UNRWA okulları güvenli ilan edildiği halde işgalciler planlı bir şekilde ve kasten bu okulları içinde çok sayıda sığınmacının bulunduğu sırada hedef alarak vurdu. Sadece UNRWA okullarına yönelik saldırılarda öldürülenlerin sayısı 34’ü buldu. Her zaman olduğu gibi BM işgal rejiminin kural tanımazlığına ve güvenli noktaları vurarak işlediği suçlara sessiz kaldı. 

Beyti Hanun, Şucaiyye ve Huzaa gibi kara sınırına yakın yerlerde sivil halka önce evlerinin yıkılacağı uyarısı yapan ve derhal çıkmalarını isteyen mesajlar gönderildi. İnsanların canlarını kurtarmak için çıkmaları üzerine de çevreye yerleştirilen keskin nişancılar tarafından ve toplarla saldırılar düzenlenerek kadınlar, yaşlılar ve çocuklar sokak ortasında öldürüldü. Sağlık ekiplerinin sokağın ortasında vurulan yaralılara ilk yardım hizmeti götürmelerine bile engel olundu. Buna kalkışan sağlık ekipleri ve ambulanslar hedef alındı. 

Elliden fazla cami yerle bir edildi. Çok sayıda cami de zarar gördü. Tamamen yıkılan ev sayısı bini, zarar gören ev sayısı ise yirmi bini aştı. 

Öncekiler gibi bu saldırının da amacı halkın tümünü sarsacak ve onu epey bir süre kendine gelmek için uğraşmak zorunda bırakacak katliam ve yıkım yapmaktı. Halkın kendine gelmesinden sonra yeni bir saldırı ve yıkım operasyonu planlamayacağını da kimse garanti edemez. O yüzden burada ateşkesin kalıcı hale getirilmesi taşların bağlanıp köpeklerin salınmasıyla değil bunun tersinin yapılmasıyla mümkündür. Uluslararası emperyalizm ve siyonist canavarı temsilen Kahire görüşmelerine aracılık etme iddiasında bulunan diktatör Sisi’nin yapmak istediği ise Filistin direnişinin silahlarının toplanması, işgalciye de keyfine göre abluka uygulamasına devam imkânı vermektir. Direniş buna elbette razı olmayacak, insanlık dışı abluka tamamen ve şartsız bir şekilde kaldırılıncaya kadar kararlılığını sürdürecektir.

yeniakit

Bu yazı toplam 482 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim