• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Konya 8 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Erzurum 6 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 16 °C

Alaycılık İnkârcıların Ortak Vasfıdır

Ahmet Varol

İnkârcıların en önemli özellikleri yeryüzünde büyüklenmeleri, kendilerini yüce başkalarını basit görmeleri dolayısıyla onları hafife almaları, küçümsemeleri ve onlarla alay etmeleridir. Böyle yapmalarının sebebi ise yaratılış gerçeğini ve yaratıcıyı inkâr etmeleridir. Yaratılış gerçeğine inansalardı, kendi akıllarının kapasitesine sığması asla mümkün olmayan bu koskoca âlemi yoktan var eden yüce yaratıcının, bir beşerin öğrenebileceğinden çok daha fazla miktarda bilgiyi tesadüflere bağlanması mümkün olmayan mükemmel bir düzenle, gözle görülebilecekten çok küçük boyutlardaki hücrenin çekirdeğine yerleştirilmiş DNA molekülüne sığdırdığını kabul eder ve o yüce yaratıcının önünde eğilirlerdi. 

Ama bu inançtan yoksun olduklarından büyüklenir ve insanlara yüce yaratıcının mesajını getiren elçileri dahi hafife alır, onlarla alay ederler. Ama bu onların ortak karakterleridir. Zaten sapma çizgileri de o tekebbür, büyüklenme ve başkalarını aşağılama noktasından başlamıştır. Çünkü onları peşine takan şeytanın sapması büyüklenme ile başlamıştır. 

Kur’an-ı Kerim’de inkârcıların, inkârda ısrarlı olmalarında tekebbürün büyük rolü olduğu hakkında birçok âyet mevcuttur. Firavun’un, Mekke müşriklerinin ve daha başka toplumların ileri gelenlerinin tekebbür ederek peygamberleri hafife almaları ve getirdikleri mesajları reddetmeleri hakkında muhtelif örnekler verilmiştir. 

Kendilerini büyük görmelerinden dolayı Allah’ın mesajını getiren insanlarla, onların çağrılarıyla ve kulluk görevlerini yerine getirmek amacıyla yaptıkları amellerle alay etmeleri ve bu konudaki ortak karakterleri hakkında da önemli bilgiler mevcuttur. 

“Andolsun senden önce, evvelki milletlerin içinde de elçiler gönderdik. Onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmesinler.” (Hicr, 15/10-11)

“Yazıklar olsun kullara! Onlara hiç bir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmesinler.” (Yasin, 30/36)

“Biz peygamberleri ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. İnkâr edenler ise hakkı batılla ortadan kaldırmak için mücadele ediyorlar. Ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyi de alaya alıyorlar.” (Kehf, 18/56)

İnkârcıların bu karakterleri ve geçmiş peygamberlerle de alay edilmesi hakkında Kur’an-ı Kerim’de daha başka âyetler de mevcuttur. Ancak onlara bu fırsatın verilmesinin de aslında kendileriyle alay edilmesi olduğunun ve sonlarının çok kötü olacağının hatırlatılması da özellikle dikkat çekicidir. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de bu konuda şu hatırlatmayı yapar: 

“Asıl, Allah onlarla alay etmekte ve taşkınlıkta ileri gitmeleri konusunda kendilerine fırsat vermektedir.” (Bakara, 2/15) 

Yani onlar bu dünyada böylesine azgınlaşabilmelerini kendi açılarından özgürlük sanıyor, azgınlaştıkça yüklerini artırıyor ve battıkça batıyorlar. Kendileri batarken başkalarıyla alay ettiklerini sanıyorlar ama gerçekte daha fazla seviyesizleşiyor, maskaralaşıyor ve gerçekte kendileriyle alay etmiş oluyorlar. Bu maskaralığın ve arsızlığın cezasıyla karşılaştıklarında ise kendileriyle nasıl alay edildiğini daha iyi görecekler. Çünkü orada onlara şöyle denir: 

“Siz dünya hayatınızda bütün güzelliklerinizi harcadınız ve onlarla zevk sürdünüz. Bugün artık, yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz ve yoldan çıkmanız sebebiyle aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.” (Ahkaf, 46/20)

Mü’minlere düşen ise onların karşısında asla komplekse, ezikliğe kapılmamak, şerlerini uzaklaştırma imkânlarının olmadığı yerde şerlerinden uzaklaşmaktır. Yüce Allah’ın bu konuda tavsiyesi de şöyledir:

“Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkârcıları dost edinmeyin. Eğer iman ediyorsanız Allah’a karşı gelmekten sakının.” (Maide, 5/57)

“Allah Kitap’ta size: “Eğer Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini duyarsanız, başka bir konuya dalmadıkları sürece yanlarında oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz” diye indirdi. Şüphesiz Allah münafıkların ve kâfirlerin tümünü cehennemde bir araya getirecektir.” (Nisa, 4/140)

Bu onların yayınlarını izlemeyi, yayın organlarını takip etmeyi de kapsar. Yani Allah’ın âyetleriyle ve elçileriyle alay eden yayınların izlenmeye, incelenmeye değer bir yanı yoktur. Onların yeri çöplüktür.

yeniakit

Bu yazı toplam 716 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim