• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Konya 30 °C
  • Antalya 31 °C
  • Diyarbakır 40 °C
  • Erzurum 31 °C
  • İzmir 33 °C
  • Rize 23 °C

Aksa İntifadası Yıldönümünde Mescidi Aksa

Ahmet Varol

29 Eylül Aksa İntifadasının başlamasının yıl dönümüydü. İşgale karşı 29 Eylül 2000’de başlatılan halk hareketi ikinci intifada olarak adlandırıldığı gibi Mescidi Aksa’ya yönelen tehditten kaynaklanması sebebiyle Aksa İntifadası olarak da adlandırıldı. Aradan 14 yıl geçtikten sonra bu kutsal mabede yönelen tehlike ve tehditler daha da artmıştır. Biz de bu vesileyle o tehlikelere dikkat çekmek, siyonistlerin bu kutsal mabedi bir yahudi mabedine dönüştürme çabalarının asıl amacı hakkında kısaca fikir vermek istiyoruz. 

İşgal güçleri Aksa İntifadasının başlamasının yıl dönümününden önceki Cuma günü Müslümanların Mescidi Aksa’da namaz kılmalarını engellemek amacıyla sadece bu mabedin etrafını değil bütün Kudüs’ü askerî karargâha dönüştürdüler. Elli yaşın altındakileri camiye sokmayacaklarını duyurdular. Kuşatmayı Cuma namazı öncesi değil geceden başlattılar. Çünkü Müslümanların bazıları, işgalci siyonistlerin engellerini aşmak için sabah namazında giriyor ve öğleye kadar camide ibadet yapıyor, ders halkalarına ve sohbetlere katılıyor Cuma namazlarını kılıp çıkıyorlardı. Hem son dönemde Kudüs’te hareketlilik yaşanması, hem de Aksa İntifadası yıl dönümü öncesine denk gelmesi sebebiyle yapılan çağrıların da etkisini göstereceğini ve sabah namazından gelenlerin sayısının çok olabileceğini hesaba katan işgalci bu kez kuşatmayı geceden başlattı. Elli yaş sınırlamasını da sabah namazından itibaren uygulamaya başladı. Üstelik Kudüs’e şehir dışından gelenlere bu yasağı camiye girişte değil şehre girişte uyguladı ve Batı Yaka bölgesinden gelenlerden elli yaşın altında olanları hiç Kudüs’e bile sokmadı. Yasağı sıkıca uygulayabilmek için de bütün şehir girişlerini, Mescidi Aksa’ya açılan cadde ve sokakları polis ve asker gözetimine aldı. 

Müslümanların camiye girmelerine karşı bu tür engellemelerde bulunulurken ve yaş sınırlaması getirilirken, yahudilerin özellikle radikal siyonist gruplara mensup oldukları söylenen birtakım provokatör unsurların bu kutsal mabede baskınları gündelik hale getirildi. Oysa Aksa İntifadası’nın patlak vermesine sebep olan olay Ariel Şaron’un organize ettiği grubun Mescidi Aksa’ya baskın planıydı. Halk bunun önüne geçmek amacıyla büyük bir kitleyle camiyi korumaya alarak baskın planını engellemeyi başarmıştı. 

Ama işgal güçlerinin bugün baskınlarını gündelik hale getirebilmeleri Kudüs’teki veya Filistin’deki Müslümanların ihmallerinden değil genel olarak İslâm dünyasının, Müslüman toplumları organize eden kuruluşların siyonistlerin bu kutsal mabedi hedef alan sinsi planlarını ve taktiklerini çok ciddiye almamalarından kaynaklanmaktadır. Çünkü Kudüs’teki ve Filistin’deki Müslümanlar işgalcilere karşı başlattıkları kitlesel direnişi epey bir süre sürdürdüler. Fakat işgal rejimi asker ve polis gücüne sahip olmanın avantajını kullanarak radikal siyonist grupların baskınlarını himaye etti. Böylece onları cüretlendirerek baskınlarını rutinleştirdi. 

İşgalcilerin oyunlarına karşılık, Mescidi Aksa’yı koruma çabası içindeki organizasyonlar onların baskınlarının önüne geçebilmek için bu kutsal mabette sürekli kendilerinden birilerinin olmasını sağlamak amacıyla 1948’de işgal edilmiş bölgelerin değişik kasaba ve köylerinden Bayrak Seferleri dedikleri seferler düzenleyerek duyarlı Müslümanları buraya taşıdılar. Onlar sabah geliyor gün boyu Mescidi Aksa’da ibadetle ve sohbet halkalarına katılarak vakitlerini değerlendirdikten sonra akşam yine otobüslere binip dönüyorlardı. 

İşgal rejimi bu kez daha önce zaman zaman uyguladığı yaş sınırlamasını daha sıkı hale getirdi. Siyonist grupların baskınlarını ise daha da yoğunlaştırdı. Şimdi ise parlamentoda bu mabedi yahudilerle Müslümanlar arasında paylaştırmaya dair bir yasa tasarısı bekletiyor ve siyonist grupların baskınlarını onu yasalaştırmanın gerekçesi olarak kullanmak istiyor. Asıl amacı ise burada daha önce Süleyman mabedi olduğu iddiasından dolayı o mabedi yeniden inşa etmek değil Filistin davasına öncelik kazandıran önemli bir etkeni ortadan kaldırmaktır. O iddiayı da bu amacını gerçekleştirmek için değerlendirmek istiyor. 

İşgal güçlerinin o kutsal mabede karşı oyunlarında bu derece cüretkâr olabilmelerinin sebebi ise İslâm âleminin ihmalidir.

yeniakit

Bu yazı toplam 347 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim