• BIST 89.150
  • Altın 143,872
  • Dolar 3,5662
  • Euro 3,7794
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Konya 2 °C
  • Antalya 14 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Erzurum -16 °C
  • İzmir 10 °C
  • Rize 16 °C

Akit okuru şimdi imza vaktidir!

Merve Kavakçı


Memur-Sen"den mektup var. Genel Başkan Sayın Ahmet Gündoğdu özetle şöyle diyor: “Çok partili hayata geçişten bu yana her 10 yılda bir demokrasisi kesintiye uğrayan ve darbe ürünü bir Anayasa ile yönetilen ülkemiz,  başta temel hak ve özgürlükler olmak üzere son yıllarda demokratikleşme yolunda önemli adımlar atmıştır.

 

 

Ancak, demokratikleşme ve sivilleşme adına adım atılması gereken özgürlük alanları da bulunmaktadır.
 

Bu kapsamda, kamuda uygulanan kılık-kıyafet yasağı da özgürlük ve demokrasi noktasında sona erdirilmesi gereken yasaklardan biri konumundadır. Darbe ikliminin ürünü ve jakoben anlayışın tezahürü olarak varlık bulan 1982 tarihli Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik"le; insan onuruna, temel hak ve özgürlüklere ilişkin evrensel ilkelere ve Anayasa hükümlerine rağmen kamu görevlilerinin kılık-kıyafet özgürlüğü yok sayılmıştır. Kamu personelinin saç tarama şekline, ayakkabı modeline, etek boyuna, kıyafet rengine, gömlek yakasına, bıyığına, favorisine ve süveterine kadar her şeyi mevzuat hükmü haline getiren bu Yönetmelik, insanı ve insan onurunu esas alan yeni bir anayasa yapma iradesinin harekete geçtiği bu dönemde bile ne yazık ki hâlâ yürürlüktedir

 

Söz konusu Yönetmelikle kamu personelinin kılık-kıyafet özgürlüğünün nasıl yok sayıldığını/edildiğini Yönetmelikte yer alan, kadınlar ve erkekler için ayrı kılık-kıyafet şablonu belirleyen şu ifadelerle dikkatinize sunmak istiyoruz.

“Kadınlar;
 

Elbise, pantolon, etek temiz, düzgün, ütülü ve sade, ayakkabılar ve/veya çizmeler sade ve normal topuklu, boyalı, görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış, tırnaklar normal kesilmiş olur. …Kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyilmez. Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. Terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyilmez.

Erkekler;
 

Elbiseler temiz, düzgün, ütülü ve sade; ayakkabılar kapalı, temiz ve boyalı giyilir. Sandalet veya atkılı ayakkabı giyilmez. Bina içinde ve görev mahallinde baş daima açık bulundurulur. Kulak ortasından aşağıda favori bırakılmaz. Saçlar, kulağı kapatmayacak biçimde ve normal duruşta enseden gömlek yakasını aşmayacak şekilde uzatılabilir, temiz bakımlı ve taranmış olur. Her gün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz. Bıyık tabiî olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez, üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur, alt uçları dudak hizasından kesilir. Kravat takılır, kravatı örtecek şekilde balıkçı yaka veya benzeri süveterler giyilmez. Hizmet gereğine uygun olarak verilmişse tek tip elbise giyilir. Bina içinde gömleksiz, kravatsız ve çorapsız dolaşılmaz.”

Biz; neredeyse ayakkabı numarasını bile belirleyecek kadar despotik bir yaklaşımın ürünü olan ve 21"inci Yüzyıl"ın özgürlük anlayışıyla bağdaştırılması imkansız bu Yönetmeliğin, bir an önce değişmesi gerektiğine inanıyoruz. TBMM İçtüzüğü"nde de, benzer değişiklikler yapılarak kadınlara yönelik yasaklayıcı ve ayırıcı hükümlerin kaldırılmasını ve kadınların seçilme hakkına ve kadın temsiline dolaylı olarak getirilen sınırlamanın sona erdirilmesini istiyoruz...
 

Bizim için üretmesi gerekenler, bizimle birlikte yönetmesi gerekenler; darbe riskini ortadan kaldıran milletin kamu görevlilerine, darbe ürünü Yönetmeliğin yaşattığı zulme ne kadar seyirci kalacaklar? Seçmenleri arasında yer alan kamu görevlileri tam otuz yıldır kıyafetini seçme hakkından mahrum. Kıyafetini özgürce seçemeyen kamu görevlileri, seçmen sıfatıyla millete vekil, cumhura reis seçme hakkına sahip. Siyasetçileri, kıyafetini seçme özgürlüğü olmayanlar tarafından seçilmek ikircikliğini sona erdirmeye çağırıyoruz. Siyasete yön verenleri, kıyafeti özgürce seçmeyi, millete vekil seçmekten daha önemli ya da milletin vekillerini seçmeyi kıyafet seçmekten daha önemsiz görmediklerini ispata davet ediyoruz…
 

Bu çerçevede, Memur-Sen Konfederasyonu olarak Türkiye"nin bu ayıptan bir an önce kurtulması ve kamu personelinin kılık-kıyafet özgürlüğüne kavuşması için "Özgürlük İçin 10 Milyon İmza" adıyla bir imza kampanyası başlatmış bulunuyoruz. Kampanyamıza katılmak ve katkı sunacak olanlar; il ve ilçelerde açılan imza stantlarında imza vermek, www.özgürlükiçin10milyonimza.com sitesine girerek elektronik ortam üzerinde oluşturulan formu doldurmak suretiyle destek verebilirler."

yeniakit

Bu yazı toplam 676 defa okunmuştur.
Yorumlar
Zaferhan
06 Şubat 2013 Çarşamba 16:52
Yasalar bir avuç soylu...
"Franz Kafka "Yasalar bir avuç soylu(!) azınlığın elinde bir sırdır, bizler onu bilemeyiz" derken, bu zavallı sanal reaksiyonerlerin,parklarda stantlarda kağıtları karalayarak bir yerlere ulaşacağını sanmaktalar.Vah vah...Hiç bir değişim,dönüşüm talebi imza kampanyalarıyla olmadığı gibi, TSK'nın yaptığı darbelerin referansı da iç hizmet kanunun 35.md.'si değildir.Değişim kitlesel direnişle olur.Yahudi hahamlar, Filistin'i işgal ettikten sonra ağlama duvarında ağlamaya başladılar.Ağlayarak Filistin'i işgal etmediler.Devrimin antidotu devrimdir.Bu tarz yöntemler, özellikle sanal atmosfere davet edilen itirazcı kitle, büyük bir tehlikenin içine çekilmektedir.Yüz yüze birliktelikler terk edilmekte.Sıcak duygudaşlıklar kaybedilmektedir, sanal tehlikede...
195.245.227.227
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim