• BIST 107.324
  • Altın 143,294
  • Dolar 3,5602
  • Euro 4,1499
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Konya 27 °C
  • Antalya 33 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Erzurum 22 °C
  • İzmir 32 °C
  • Rize 28 °C

Ahmed Şefik'in Yükselişi

Ahmet Varol

Tam adı Ahmed Muhammed Şefik Zeki olan bu kişi 1941 doğumlu yani 71 yaşındadır. Ordudan emekli ve general rütbeli Şefik 1996-2002 arasında Mısır'ın Hava Kuvvetleri Komutanlığını yaptı. Ardından dokuz yıl süreyle Sivil Havacılık Bakanlığı görevinde bulundu. Hüsni Mübarek başkanlığı bırakırken başbakanlığa onu geçirdi. Fakat 29 Ocak 2011'de başladığı bu görevine 3 Mart 2011'de son vermek zorunda kaldı. Yani sadece 33 gün başbakanlıkta kaldı. Bütün bu görevlerine bakıldığında diktanın kilit adamlarından olduğu anlaşılır.

Gelişmeler onun yükselişinde diktanın diğer artıklarının da önemli rol oynadıklarını gösteriyor.

Her şeyden önce Ahmed Şefik'in başbakanlığı dönemi çalkantıların ve diktanın sivil ayaklanmaya, meşru gösterilere karşı resmi şiddetin devam ettiği dönemdi. Bu yüzden Şefik aleyhine başbakanlığı döneminde işlenen suçlardan dolayı dava açıldı. Fakat dava sonuçlandırılmadığı gibi hakkında yapılan tahkikatın sonuçları da açıklanmadı. Dava sürerken ve başbakanlığı döneminde devletin silahlı güçleri ve istihbaratı tarafından işlenen cinayetlerde onun sorumluluğunu ortaya çıkaran tahkikat sonuçlarının açıklanmadığı sırada suçlamalar sadece şüpheden ibaret kaldığı ve mahkûmiyet niteliği taşımadığı için cumhurbaşkanlığına aday olmasının önü de kapatılmamış oluyordu. Eğer dava sonuçlansaydı veya en azından yapılan tahkikattan çıkan sonuçların gün yüzüne çıkarılması suretiyle yapılan suçlamaları teyit eden ve bu konuda güçlü kanaat oluşmasını sağlayan dayanaklar yargıya aktarılsaydı cumhurbaşkanlığı adaylığının önü de kapanmış olacaktı.

Yargıda böyle bir hileye başvurulurken Faruk Sultan başkanlığındaki Yüksek Seçim Kurulu'nun da devrim sonrasında yapılan yasal düzenlemeleri, Ahmed Şefik hakkında nazarı dikkate almaması dikkat çekiyor. Bu düzenleme eski dikta ileri gelenlerinin cumhurbaşkanlığına aday olmalarına yasak getirirken YSK bu yasağı Şefik hakkında uygulamadı. Üstelik Dr. Ömer Süleyman başta olmak üzere birçok adayı söz konusu yasağa dayanarak elerken Şefik'i müstesna tutmakla bir bakıma, dikta artıklarının faaliyetlerini tek merkez üzerinde yoğunlaştırmalarını, hedefi teke indirmelerini sağladı.

Parlamento seçimlerinde halk iradesinin ve tercihinin biraz daha net ortaya çıkmasına fırsat veren geçiş yönetiminin aynı dürüstlüğü cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de gösterdiği söylenemez. Fakat Hüsni Mübarek döneminde olduğu gibi önceden belirleyeceği rakamlara göre sonuçlar alacağı bir düzenleme yapma imkânı da yoktu. Onun için bazı yönlendirmeler, teşvik ve kısıtlı oynamalar yaptığı düşünülüyor.

En başta eski rejimin iskeletini oluşturan ordu, güvenlik ve istihbarat organlarının potansiyelinden yararlanıldığı, bu organlarda görev yapanların mutlaka Şefik'e oy vermelerinin sağlandığı tahmin ediliyor. Bu kurumların personeline gönderilen üstü kapalı talimatlar ve yapılan yönlendirmeler hakkında elde edilen bilgiler bu tahmini teyit ediyor. Ayrıca bazı sandıklarda bu kurumların personelinin ikinci kez oy kullandıklarını ortaya koyan önemli belgeler ve bilgiler de kamuoyuna yansıtıldı.

Şefik'in yükselişinde Kıpti kesimin de önemli payı olduğu muhtelif yorumlarda dile getirildi. Kıptileri telaşlandırma kampanyası zaten parlamento sonuçlarının hemen ardından başlatılmıştı ve yoğun bir şekilde sürdürüldü. Hatta Kıptiler arasında "İslâmcıların kazanmaması için gerekirse İblis'e oy veririz" sözünün yayıldığı biliniyor. Biz bu sözün Kıptilerin kendilerine değil onları telaşlandırarak yönlendirenlere ait olması ihtimalinin daha yüksek olduğunu sanıyoruz. Bu yönlendirme çalışmalarında Kıptilerin bir aday üzerinde yoğunlaşmaları ve potansiyellerinin bölünmemesi için Şefik'e oy vermeye teşvik edildikleri biliniyor. Mısır'da büyük çoğunluğu Kıpti olan hıristiyanların nüfûsunun yüzde on civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu potansiyelin tek bir adaya yönelmesi halinde Şefik'e verilen oyların yaklaşık yüzde kırkına tekabül eder.

Çok büyük çapta olmasa da sayımlarda da bazı hileler yapıldığına dair gözlemler oldu. Bazı sandıklardaki sayımlara muhaliflerin ve bağımsız gözlemcilerin alınmaması bu tereddütlere neden olmuştur.

İkinci turla ilgili ihtimallerin ve beklentilerin ise ayrıca değerlendirilmesine ihtiyaç var.

yeniakit

Bu yazı toplam 833 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim