• BIST 89.695
  • Altın 145,930
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Konya 7 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Erzurum 3 °C
  • İzmir 12 °C
  • Rize 8 °C

Acıların yıl dönümünde

Ahmet Varol

İslâm âleminde bir yandan yeni ve önemli gelişmeleri izlerken bir yandan da tarihe geçmiş ve zihinlerimizden silinmeyen önemli hadiselerin yıl dönümlerini idrak ediyoruz. Bugünkü yazımızda da Mayıs ayının ortalarına denk gelen şu günlerde yıl dönümlerini idrak ettiğimiz dört önemli acı hadiseyi anmak ve dile getirmek istiyoruz. 

Bunlardan biri uluslararası emperyalizmin gözetimi ve himayesi altında örgütlenen siyonizmin Filistin’de kurduğu terör örgütlerini birleştirerek, Filistinlilerden şiddet yoluyla gasp ettiği topraklar üzerinde 14 Mayıs 1948’de bir devlet ilan etmesidir. Bugün yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu olay Filistinlilerin literatürüne “büyük felaket” anlamına gelen “Nekbe” kelimesiyle işlenmiş ve tıpkı intifada gibi bir kavram şeklinde zihinlere yerleşmiştir. 

Nekbenin üzerinden 67 yıl geçti. Fakat ne kadar zaman geçse de siyonist işgal gayri meşrudur ve her ne kadar bazı siyasi hesaplarla işgalcilerle ittifak gerçekleştirenler halklarının davalarına ihanet ederek işgali tanısalar da Filistin direnişi ve onun arkasında duran halk işgali asla meşru tanımayacağını her vesileyle dünyaya bildiriyor. Siyonist işgalcilerin gayri meşru devletlerini ilan etmelerinin hemen ardından, o toprakların sahiplerini tehdit yoluyla göçe zorlamak için savaş ilan etmeleri ve bu savaşta ihanetçilerin oyunlarından istifade etmeleri sebebiyle gerçekleşen hicret yüzünden bugün 12 milyonu bulduğu tahmin edilen Filistin halkının üçte ikiye yakını mülteci durumunda olsa da yurda dönüş haklarından vazgeçmiş değiller. Siyonist işgal gayri meşru olduğu gibi aynı zamanda iğretidir ve haçlı işgali 88 yıl sürmesine rağmen sonunda tarih sahnesinden nasıl silindiyse siyonist işgal de silinecektir. 

Dün yani 13 Eylül de Özbekistan’daki zulüm rejiminin gerçekleştirdiği önemli bir katliamın onuncu yıl dönümüydü. 13 Eylül 2005’te Özbekistan’ın Fergana bölgesinin merkezi durumundaki Andican şehrinde haklarını istemek için meydanlara çıkan kalabalıkların üzerine zulüm rejiminin mermi ve ateş yağdırması sebebiyle üç binden fazla insan hunharca katledildi. Bu katliamın gerçekleştirildiği tarihlerde Özbekistan’daki zulmün gerçek yüzünü ortaya koymaya çalıştığımız muhtelif yazılarımız yayınlandı. Bunlardan biri de  katliamın gerçekleştirilmesinden beş gün sonra 18 Mayıs 2005 tarihinde yayınlanan “Kerimov akredite zalim” başlıklı yazımızdır. Bu yazımızda küresel güçlerin Özbekistan diktatörünün zulüm ve katliamlarına göz yummasının onu bu derece cüretkâr hale getirdiğine dikkat çekmiştik. Bugün, öyle bir katliamın üzerinden on yıl geçtikten sonra ve üstelik aynı politikalarla, tüm vatandaşlarını kendisine köle yaparak saltanatı sürdürebilmesi de zaten uluslararası emperyalizm ve küresel güçler nezdinde “akredite” yani onaylanmış bir zalim olmasından kaynaklanıyor. 

Dün aynı zamanda Soma’da 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği büyük bir facianın birinci yıl dönümüydü. Bu felaket elbette Türkiye’de büyük sarsıntıya neden oldu ve sadece olayda hayatlarını kaybedenlerin yahut zarar görenlerin ailelerini değil tüm ülke halkını derinden yaraladı. Olayın sosyal boyutu medya organlarında yıl dönümü vesilesiyle de değişik yönleriyle dile getirildiğinden aynı şeyleri burada tekrara gerek görmüyorum. Bu vesileyle Soma faciasında hayatlarını kaybeden kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum. 

Üç gün sonra da çok kıymetli iki kardeşimizin de hayatını kaybettiği önemli bir uçak kazasının beşinci yıl dönümünü idrak edeceğiz. 17 Mayıs 2010’da Afganistan’da İHH’nın bir yetim merkezi projesi için gittikleri Kunduz bölgesinden Kabil’e dönen Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş’ın da içinde bulunduğu uçak dağa çarparak düştü ve tüm mürettebatıyla birlikte bütün yolcuları da hayatını kaybetti. Olay uçağın iniş için alçalmaya başladığı sırada meydana gelen kaza olarak yansıtıldı. Ama zihinlerde soru işaretleri vardı ve bu soru işaretleri bugün hâlâ çözülebilmiş değil. Her ikisi de birer gönül adamı olan ve büyük gayretleriyle isimlerini tarihe yazdıran Bahattin Yıldız ile Faruk Aktaş’la birlikte Afganistan’da önemli çalışmalar yapan birçok değerli insan da hayatını kaybetti. Kendilerini bu vesileyle tekrar anıyor, Yüce Allah’tan hepsine rahmet ve mağfiret diliyorum. 

yeniakit

Bu yazı toplam 263 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim