• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Konya 20 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 23 °C
  • Rize 22 °C

Abdulaziz Bayındır'ın Tezviratı ve İslam'da İstişhad Operasyonlarının...

Nureddin Şirin

Abdulaziz Bayındır'ın Tezviratı ve İslam'da İstişhad Operasyonlarının Yeri

 

"Gerçek Hayat" dergisinin “İntihar Saldırıları Caiz mi?” başlıklı dosya ile gündeme getirdiği "İstişhad operasyonları" noktasında Abdulaziz Bayındır"ın verdiği cevap, daha sonra ise yaptığı açıklamalar, İslami direnişin en önemli bir yönüne, özelde de istişhad operasyonları gerçekleştiren İslam mücahidlerine yönelik bir saldırı mahiyeti taşıyor.

Abdulaziz Bayındır "Gerçek Hayat" dergisinde yayınlanan açıklamaları ile ilgili olarak, sorulara verdiği cevapta “ben Gerçek hayat dergisine telefonla cevap verdim, ancak bu röportajda “eşkiyalık” gibi bir kelime kullanmadım. Bu röportaja yapan kişi bana mail göndererek özür diledi” dedikten sonra, İslam"da istişhad operasyonları konusunda kendi görüşlerini dile getiriyor.

Bayındır daha sonra "ilahiyat haber" adlı internet sitesinin bu konuyla ilgili sorularını cevaplandırırken şunları söylüyor:

(İlahiyat Haber sitesi, Bayındır ile yaptığı röportajı “Bayındır"dan "TERBİYESİZ"e Cevap” başlığı altında vererek, Velfecr"de yayınlanan “Abdulaziz Bayındır"ın Terbiyesizliği” başlıklı yazıya gönderme yapmış oluyor)

Sitenin “Rusya'da meydana gelen metro patlamasından sonra Gerçek Hayat Dergisine görüşlerini bildiren Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır, İştişhad eylemleriyle ilgili açıklamalarından sonra bazı basın-medya kuruluşları tarafından "terbiyesizlikle" suçlanınca hakkındaki eleştirilere cevap verdi” takdimiyle yayınladığı röportajda Bayındır şunları söylüyor:

“Gerçek Hayat Dergisi bu görüşmeyi telefonla yaptı. Benim böyle bir âdetim yok ama röportajı yapan bayan “acil” diyerek ısrar etti. “Eşkıya” ifadesini söylediğimi sanmıyorum. Telefonla olduğu için de karşı tarafı yalancı duruma düşürmemek için herhangi bir açıklamada bulunmadım. Ancak şöyle söyleyeyim: Adına “İstişhad” yani şehadet eylemi denilen bu eylem kesinlikle kabul edilemez. Çünkü intiharla düşmana karşılık verilemez. Buna şehitlik denilemez.”

Öncelikle Bayındır burada, “eşkıya” ifadesini söylediğimi sanmıyorum” diyor. Halbuki, sohbet sonrasında verdiği cevapta ise “Gerçek Hayat diye bir dergide bizimle ilgili bir açıklama çıkmış, intihar saldırılarıyla ilgili olarak. Bu haberi yapan muhabir bana e mail çekerek özür diledi. Orada birkaç tane aşırı kelimeler yazılmış. “İntihar saldırısı yapmak eşkiyalıktır” gibi bir kelime var. Öyle bir kelime yazmaları yanlış. Ben onlara bir demeç verdim ama, demeci yazılı olarak vermedim” demişti.

Dolayısıyla, Bayındır"ın ifade ettiği gibi, Gerçek Hayat dergisi muhabiri, Bayındır “eşkiyalık” kelimesini kullanmadığı halde, kullanmış gibi yazmışsa ve ardından da mail çekerek özür dilemişse, bu durum söz konusu muhabir açısından gayri ahlaki bir durum olur. Zira, böylesi bir hassas konuda yapılan açıklamalara söylenmeyen bir ifadeyi eklemek kabul edilemez. Ancak, Bayındır"ın İlahiyat Haber sitesine verdiği röportajda ise, muhabirin özür dilediği konusuna değinmeden “Eşkıya” ifadesini söylediğimi sanmıyorum” şeklinde cevap vermesi, söylenen sözü örtme çabası olarak hissediliyor.

Sonuçta, Gerçek Hayat muhabiri olan kardeşimizin bu hususu aydınlatacağını umarak, konuya geçmek istiyorum.

Bayındır, işgalci güçlere karşı mücahidlerin gerçekleştirdiği “istişhad” operasyonlarının İslam"da yeri olmadığını ileri sürerek “Adına “İstişhad” yani şehadet eylemi denilen bu eylem kesinlikle kabul edilemez. Çünkü intiharla düşmana karşılık verilemez. Buna şehitlik denilemez” diyor ve ekliyor:

"Allah kendini öldürene şehit demiyor; “kendi kendinizi öldürmeyiniz.” (Nisa 4/29) buyuruyor.

Buhari ve Müslim"de geçen bir rivayete göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Kim kendini bir dağdan atar da intihar ederse o Cehennem ateşinde kendini hep ateşe atıp durur. Sonsuza dek böyle devam eder. Kim zehir içerek intihar ederse Cehennem ateşi içinde zehiri elinde onu içer durur. Sonsuza dek böyle devam eder. Kim bir demir parçasıyla intihar ederse demir parçası elinde Cehennem ateşi içinde onu ha bire kendine vurup durur. Sonsuza dek böyle devam eder.”

Problemler karşısında bunalan, ümidini kaybeden ve bir çıkış yolu göremeyen insanlar intihara yönelebilirler"

Burada, Bayındır"ın istişhad eylemleriyle ilgili “kendi kendinizi öldürmeyin” (Nisa 29) ayetini verip ardından Hz. Resulüllah"ın Müslümanları intihardan men eden ve intihar edenlerin cehennemde olacağını belirten hadisini aktarması kelimenin tam anlamıyla bir tezvir ve yanıltmacadır.

Hangi sebeple olursa olsun intihar eden bir kişinin yaptığı eylem kuşkusuz ki, Allah katında cezayı gerektiren bir ameldir. Ancak, mücahidler tarafından gerçekleştirilen bir şehadet operasyonunu “intihar” olarak niteleyip ardından da bu şehidi intihar eden cehennemlikler durumuna indirgemek, ilgisiz ayet ve hadislerden yola çıkarak, istişhad operasyonlarını batıl ilan etmek, en azından cihada ve şehidin hatıratına karşı sergilenmiş bir "terbiyesiz"liktir…

Bayındır devamla diyor ki:

"Allah Teâlâ, “Allah yolunda öldürülenlere «ölüler» demeyin.” (Bakara 2/154) buyuruyor. Burada “öldürülmüş olma” şartı vardır. Allah yolunda öldürülmüş olmakla kendini öldürmek aynı olamaz…”

Halbuki Allah Kur"anda, Allah yolunda ölmeyi, öldürmeye, öldürülmeyi birlikte kullanmıştır: Yani cihadda öldürme de vardır, ölme de. Aynı şekilde ölerek öldürme.

“Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah'ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.” (Al-i İmran 137)

“Şüphesiz Allah, mü"minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler.” (Tevbe 111)

Dolayısıyla bir mücahidin, İslam yurdunu işgal eden mütecavizlere karşı, İslam topraklarının özgürlüğü, İslam ümmetinin izzet ve esenliği için kendini feda ederek düşmana darbe indirmesi (istişhad) ile, bunalıma girmiş birinin kendi hayatına kastetmesi (intihar) arasında nasıl bir ilgi kurulabilir?

Örneğin, son zamanların bir istişhad eyleminden söz edecek olursak; Bellavi adındaki bir mücahid kardeşimiz, Afganistan"ın Host kentinde Amerikan askeri üssüne yönelik gerçekleştirdiği bir şehadet operasyonu ile 7 tane CIA ajanını öldürüyor. Bu operasyon Amerikan işgal güçlerine öylesine ağır darbe indiriyor ki, İşgalcilerin mücahidlere yönelik saldırılarını büyük ölçüde durduruyor.

Şimdi bu mücahidin ihtiyari, bilinçli ve planlı bir şekilde gerçekleştirdiği bu şehadet operasyonunu “intihar” şeklinde tanımlayıp, bunalım veya başka sebeplerle intihar ederek canlarına kıyan kişilerin durumuna indirgemek ne kadar İslamidir?

Bir başka örnek, Lübnan"da bir mücahid Amerikan deniz piyadelerinin bulunduğu karargaha bomba yüklü kamyonla saldırarak 256 Amerikan askerini öldürüyor.

O güne kadar, “Lübnan"da barış ve istikrarı sağlamadan askerlerimizi çekmeyeceğiz” diyen ABD Başkanı Ronald Reagan, istişhad operasyonu ile aldıkları ağır darbe üzerine, hemen ertesi günü bütün askerlerini gemilere doldurarak Lübnan"dan çekilme emri veriyor?

Acaba, şimdi, kendini canını feda ederek gerçekleştirdiği şehadet operasyonu ile bir süper gücü dize getiren bu mücahidi takdirle mi anacağız, yoksa, Hz. Peygamberin hadisinde işaret ettiği “intihar” kişilerin durumuna mı indirgeyeceğiz?

Yine aynı şekilde, Ahmed Kasir adlı bir mücahidin Lübnan"daki siyonist işgal güçlerine yönelik gerçekleştirdiği bir şehadet operasyonuyla 70"den fazla İsrail askerini öldürerek, siyonist İsrail rejimine tarihinin en ağır darbesini indirmesini, cehenneme yol alan bir “intihar” olarak mı göreceğiz?

Lübnan"da, Filistin"de, Irak"ta, Afganistan"da, Kafkasya"da bunun gibi nice örnekler vardır.

İslam topraklarını işgal eden haçlı ve siyonist güçler, işgallerinin bedelini en çok şehadet operasyonlarıyla ödediler; dünyanın en gelişmiş silahlarına, ordularına güvenerek İslam ülkelerini işgal edenlerin gücünü dağıtan, onları geri çekilmek ve kaçmak zorunda bırakan ve Müslümanlara karşı gerçekleştirilecek saldırılar karşısında büyük bir caydırıcı rol üslenen “istişhad operasyonları” nasıl olur da hayatından bıkmış, bunalmış, akli dengesini kaybetmiş birilerinin kendi canına kıydığı intiharlarıyla bir görülebilir?

Böyle bir iddiayı ileri sürmek, hem direnişe, hem de şehide hakaret etmek değil midir?

Emperyalistler-Siyonistler ve onların propaganda merkezleri, cihad ve istişhada “terör” şeklinde saldırmaktadır. Peki İslam alimi kisvesindeki birilerinin bu mücahidlerin eylemini “intihar” şeklinde tanımlayarak mahkum etmesi sonuçta aynı kapıya çıkmayacak mı?

“İntihar saldırılarını caiz görmenin imkan ve ihtimali yok, böyle bir şey asla kabul edilemez” diyen Abdulaziz Bayındır, istişhad operasyonlarının bir “intihar” olduğunu ileri sürerek istişhada fetva veren Yusuf El Karadavi hakkında da şu ifadeleri kullanıyor:

“Eğer Filistin"deki kardeşlerimiz de sabırlı olurlarsa, Cenab-ı Hakk"ın Kur"an"ı Kerim"de belirttiği şekilde hareket ederlerse veya, Afganistan"daki, Pakistan"daki, Irak"taki kardeşlerimiz de sabırlı olurlarsa, bunu Cenab-ı Hakkın bir imtihanı sayar ve mutlaka başarılı olacağız derlerse, Allahu Teala İsrailoğullarına verdiği başarının daha büyüğünü bunlara da verir. Onun için yanlış yapmamak lazım. Şimdi bu sıkıntılardan dolayı bunalmış olan insanları biraz da heyecanlandırarak canlı bomba olarak kullanmak demek ki mmükün, kullanıyorlar. Bu insanlar belki Cenab-ı Hak katında şehid olabilir, bunu bilimiyorum, bunun hesabını Allahu Teala verecek, ama elimizdeki Kur"an-ı Kerim"de Allahu Teala kime şehid diyor? Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin diyor, kendini öldürenlere değil…

Şimdi bu intihar eylemi yapan insanlar hem kendilerini öldürüyorlar, ki buna hiç kimsenin hakkı yok. Böyle durumlarda onlara emredilen sabırlı olmalarıdır. Hem de bir sürü masum insanı öldürüyorlar. En kötüsü de, İslam"ı bütün dünyaya asla kabul edilemez, savunulmaz bir din olarak gösteriyorlar…

Bazı hocalar fetva vermiş, o fetvaları ben okudum, tekrar gözden geçirdim. Falan böyle demiş, filan böyle demiş de, kıytırık birtakım şeylerle fetva veriyorlar. Tamamen siyasi fetva, ilmi değil. Zaten dini siyasileştirdiğiniz an din biter. Yani siz hakimiyetin bir unsuru haline getirdiğinizde artık o dine elveda deyin. Çünkü o zaman dini kendi arzunuzun destekçisi olarak kullanırsınız. Sizin niyetiniz hakimiyet, o hakimiyeti kurmak için de dini kullanırsınız. Din kullanılmak için değil, yaşanmak içindir…

Birkaç tane böyle saf, samimi insanları da kandırıp kendi hayatlarına kendi elleriyle son verdirmek. Arkasından da diyor ki en büyük şehitliktir. İşte Yusuf Kardavi vermiş…”

Bayındır"ın bu açıklamalarını kendi sesinden de dinleyebilirsiniz…

Bizim karşı çıktığımız, tepki gösterdiğimiz noktaları kendisi dile getiriyor bu şekilde. Şimdi bu söylenenler “ilmi” oluyor öyle mi?

Haçlıların, Siyonistlerin yüreğine su serpen böylesi sözler ne zamandan beri “ilmi” oluveriyor?

Bizim bu tepkiyi vermemizin sadece Bayındır"ın şahsına yönelik değildir. İslam"ın temel esaslarından olan cihad, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker, şehadet kavramlarını artık gündemin dışına atan light bir İslamcılığın türetildiği bir süreçte, cihad ve cephelerin, mücahid ve şehidlerin hürmetini savunmak da neredeyse marjinal bir hal aldı. Böyle bir sürece tepkisiz kalmak büyük bir vebaldir.

Bizler ellerimizde silah ve bombalar ile haçlı ve siyonist işgalcilerin karşısına çıkmış değiliz. Hiç olmazsa cephelerimizin ve mücahidlerimizin ihtiramını koruyalım, onların kutlu direnişlerinin hakkını gözetelim; birilerinin kalkıp bu mücahidler ve şehidlerle ilgili olarak ileri geri konuşmasına, onları tahfif ve tahkir etmesine fırsat vermeyelim.

Allahu Teala, kendi yolunda cihad edenlerle birlikte onlara yardım edenleri de birlikte anıyor:

"İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret eden mü'minleri) barındırıp onlara yardım edenler işte bunlar gerçek mü'minlerdirler. Onlara mağfiret ve bolca rızık vardır." (Enfal 74)

Bizler hiç olmazsa kendilerini İslam"a ve ümmete feda eden bu mücahidlerin onurunu, mirasını, hatıratını koruyarak onlarla yardımlaşalım; onların kutlu mücadelesini yüreklerimizde canlı tutalım.

İslam"ın siyasi yönünü iptal eden, cihad ve şehadeti defterden silen, emperyalist ve siyonist saldırganlık karşısında uysallığı emreden Ilımlı İslam projesi dolu dizgin yol alırken, bunun karşısında, cihadın ve mücahidlerin yanında durduğumuzu gösterelim.

Yeryüzündeki bütün cephelerimiz, hususen siyonist rejime karşı olan direniş cephemiz ümmetimizin namusudur; cihad ve direnişiyle, istişhad ve şehadetiyle bir namustur.

Yarın ruz-i mahşerde şehidlerimizin karşısında başı öne eğik kalmayalım…

Bizim tepkimizin tek sebebi budur…

velfecr

Bu yazı toplam 3336 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim