• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Konya 9 °C
  • Antalya 10 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Erzurum -4 °C
  • İzmir 9 °C
  • Rize 7 °C

ABD’nin iki maşası: PKK (PYD) = IŞİD (DAİŞ)

Ahmet Varol

Bilindiği üzere PYD, PKK’nın Suriye kanadıdır. İsimleri farklı ama aynı merkezden yönetiliyor, aynı stratejiyi uyguluyor ve aynı amaca hizmet ediyorlar. 

IŞİD ve DAİŞ ise aynı örgütün son değişiklikten önceki adının Türkçe ve Arapçadaki kısaltmalarıydı. Ne hikmetse Türkiye medyasına Arapça kısaltması daha sevimli geldiği için onu ve onun da okuyabildikleri DEAŞ, DAEŞ türü hatalı şekillerini tercih ettiler. Ama örgüt adını  “İslâm Devleti” diye değiştirdiğinden Arap medyası artık DAİŞ kısaltmasını kullanmıyor. Adının içinde “İslam” kelimesinin geçmesi de hoşlarına gitmediğinden, kısaltma yapmadan “Tanzimu’d-Devle” yani “Devlet Örgütü” diyorlar. 

Gerçekte vahşetin iki yüzü niteliğindeki bu iki örgütün birinin Kürt ulusunun hakları için savaştığını ileri sürmesi en başta bu ulusun hukukuna ve imajına zarar veriyor. Diğerinin resmi adının içinde “İslâm” kelimesinin geçmesi bile en başta İslâm’a ve Müslüman halkların imajına zarar veriyor. 

Suriye Türkmenlerinin temsilcisi Abdülkerim Aga, Suriye’de IŞİD’in PYD’ye çalıştığını, direnişçilerden aldığı toprakları bu örgüte teslim ettiğini söylemiş. Ben bu gerçeği daha önce değişik vesilelerle dile getirmiş ve IŞİD’in PYD ile savaşının aslında bir oyun olduğunu vurgulamıştım. Aylık Davet Mektebi dergisinin Ağustos 2015 sayısı için yazdığım “Küresel Zulme Küresel Terör Kılıfı: IŞİD” başlıklı yazıda da tarihten örnekleriyle birlikte bu oyundan söz ettim. Zikrettiğim dergiden okuyabileceğiniz bu yazımızı inşallah kişisel web sitemize (www.vahdet.info.tr) de yükleyeceğiz. Yazımızda Suriye’de PYD’nin oluşturduğu kantonların ortak komplo olduğunu küresel emperyalizmle bağlantılı boyutuna da dikkat çekerek izah etmeye çalıştık. 

Suruç’taki eylemin arka planında da bu iki terör çetesinin perde arkasında kalan işbirliğinin yer alması  ihtimal dışı değildir. O yüzden işbirliğine işaret eden parmak izlerini ve bağlantıları mutlaka tespit etmek ve arka planı ortaya çıkarmaya çalışmak gerekir.

İşbirliği hakkında fikir edinmek ve işaretleri ortaya çıkarmak için sonucun en çok kimlere yaradığına ve kimlerin bunu yeni bir eylem stratejisini uygulamaya geçirmede kullandığına bakmak gerekir. İnsanlık dışı eylem karşısında sivil protestolarla ve gösterilerle kalınsaydı bunu doğal tepki ve eylemin neden olduğu toplumsal hareketlilik olarak algılamak mümkündü. Ama adeta tetikte bekliyormuş gibi geniş bir alan üzerinde düğmeye basılıp planlı saldırılar gerçekleştirilmesi, stratejik hesapları öyle kısa sürede yapılması mümkün olmayan, mutlaka bir ön hazırlığı gerektiren eylemler düzenlenmesi, birileri Suruç’ta eyleme yöneltilirken birilerinin de ondan sonuç çıkarma hazırlıkları yapıyor olduğunu gösterir.

Fakat bu örgütler vasıtasıyla oynanan oyunun gerek Türkiye’ye gerekse Suriye ve Irak’a yönelik uygulamalarının arka planında küresel emperyalizm var. Suriye kanadının küresel emperyalizmle işbirliği içinde olduğunun zaten gizli bir yanı kalmadı. Hem örgütün kendisi hem de küresel emperyalizmin yönettiği koalisyon açıkça itiraf etti. PYD’nin IŞİD’le savaştığı gerekçesinin de tamamen numara olduğunu Abdülkerim Aga’nın da dile getirdiği, IŞİD’in direniş güçlerinden aldığı yerleri PYD’ye göstermelik çatışmaların ardından eliyle teslim etmesi gerçeği gözler önüne seriyor. 

Dolayısıyla bu kirli oyunun arkasında duran küresel emperyalizmle işbirliğinden söz konusu hain ve vahşi örgütler aleyhine sonuç çıkacağını beklemek büyük yanılgı olur. O yüzden ben İncirlik üssünün ABD’ye kullandırılmasının büyük hata olacağını dile getirmiştim, burada tekrar ediyorum. 

Bu üsten, insansız hava araçlarının kaldırılacağının ve IŞİD hedeflerinin vurulacağının söylenmesi de geçerli gerekçe olamaz. Bu araçların daha önce Afganistan, Pakistan, Yemen, Irak ve Suriye tecrübelerinde çok büyük sivil kayıplar olduğu unutulmamalı. Bunda araçların hedefleri vurmada isabetli olmamasının payı vardır ama ABD’nin kasıtlı saldırılarının payı daha büyüktür. 

Unutmayalım ki ABD, direniş güçleriyle savaşarak aldığı toprakları PYD’ye teslim eden IŞİD’le savaş halinde değildir. Aksine ABD bu örgütün görevini daha rahat yerine getirmesi için onun önünü kapatan Suriye direnişiyle ve direnişin savunduğu halkla savaş halindedir.

yeniakit

Bu yazı toplam 329 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim