• BIST 106.843
  • Altın 142,580
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Konya 29 °C
  • Antalya 29 °C
  • Diyarbakır 34 °C
  • Erzurum 25 °C
  • İzmir 30 °C
  • Rize 27 °C

ABD’nin Brezilya darbesi

Ahmet Varol

ABD’nin dünya üzerindeki sultasından dolayı bu ülkede yaşanan gelişmelerin sıcağı sıcağına Türkiye gündemine yansıtılmasına rağmen Orta ve Güney Amerika ülkelerinde yaşanan gelişmeler çok fazla gündem oluşturmuyor.

Örneğin geçtiğimiz günlerde Kolombiya’da elli iki yıldan beri gerilla savaşı yürüten Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile hükümet arasında Küba’nın başkenti Havana’da bir barış anlaşması imzalandı. Bu, önemli bir gelişmeydi. Fakat Türkiye’de pek gündem oluşturmadı. Bunda belki Türkiye’nin kendi gündeminin yoğun olmasının birinci derecede rolü var. Fakat FARC savaşının zaten biliniyor olmamasının da önemli bir payının olduğunu söyleyebiliriz. 

Geçtiğimiz günlerde de dünyanın en geniş toprağa sahip ülkelerinin beşincisi olan ve bu yılki olimpiyatlara ev sahipliği yapan, uluslararası ekonomik dengelerde de önemli yeri olan Brezilya’da tartışmalı bir parlamento darbesi gerçekleştirildi. Daha doğrusu başlatılmış bir darbe süreci tamamlandı ve ABD’nin istemediği cumhurbaşkanı kesin bir şekilde görevinden azledildi. Yerine, geçmişinde ABD ajanlığı bulunduğu iddia edilen, en azından ABD tarafından istenen kişi olduğu bilinen biri geçirildi. 

Görevinden azledilen Dilma Rousseff ülkenin ilk bayan cumhurbaşkanı. ABD’nin ülke üzerindeki dolaylı sömürüsünün kalkmasını isteyen sol çizgideki İşçi Partisi’ne mensup. 2011 ve 2014’te iki kere üst üste, daha çok ülkenin yoksul kesiminin oylarını alarak bir bakıma ABD’ye rağmen seçimleri kazanmıştı. 

O yüzden ABD epeyden beridir onun ayağını kaydırmak için çeşitli yollara başvuruyordu. Sonunda görevi kötüye kullanma ve ekonomik açıkların üstünü örtmek amacıyla bütçede usûlsüzlük yapma iddiasıyla 12 Mayıs 2016 tarihinde 180 günlüğüne görevinden uzaklaştırıldı. Bu olay darbenin birinci aşamasını oluşturuyordu. İkinci aşamada Senato, hakkındaki mahkeme sürecinin başlatılması için Ağustos sonunda oylama yapacaktı. Bu oylama da yapıldı ve 81 üyeden 59’unun yargı sürecinin başlatılması yönünde oy vermesi sebebiyle görevden tamamen azledilmesine karar verildi. Birçok yorumcunun tespitine göre böyle bir karar verilmesi ABD’nin Brezilya’daki darbesinin ikinci aşamasını oluşturuyordu. Bu kararla birlikte aynı zamanda darbe tamamlanmış oluyordu. 

Yapılan suçlamalar tamamen iddiadan ibaretti ve mahkemede kesin delillerle ispat edilmediği sürece bu tür suçlamalarla bir kişinin mahkûm edilmesi imkânı yoktu. Fakat darbeciler acele ettikleri, bir an önce ABD muhalifi cumhurbaşkanının ayağını kaydırmak istedikleri için yargı sürecinin bitirilmesini beklemeden azil işlemini gerçekleştirdiler. O yüzden yorumculardan bazıları Brezilya darbesini Türkiye’deki 17-25 Aralık darbe girişimlerine benzetiyorlar. Türkiye’de başarılı olamadı. Ardından askerî darbe girişiminde bulunuldu. O da başarısız kaldı. Ama Brezilya’da yolsuzluk, usûlsüzlük ve görevi kötüye kullanma ithamıyla başlatılan süreç sonuçlandırıldı ve darbe tamamlanmış oldu. Asıl sorun ise ABD ile ilişkilerle ilgiliydi. 

Darbenin birinci aşamasında cumhurbaşkanlığına vekaleten geçirilen yardımcısı Michel Temer, tamamlanmasından sonra asaleten bu makama oturtuldu. Böylece seçimle gelen gidip tepeden atanan geldi. 

Temer’in ABD’nin Brezilya büyükelçiliğine ajanlık yaptığı Wikileaks belgelerinde dile getiriliyor. Bu belgelerin ne kadar güvenilir olduğu tabii tartışmalı. Fakat Temer’in ABD’nin adamı, onun tarafından istenen bir kişi olduğu tartışmasız. Dolayısıyla onun cumhurbaşkanlığı makamına oturtulması için düzenlenen darbe her ne kadar Senato kararlarıyla gerçekleştirilmiş olsa da asıl yönlendirenin ABD olduğu tahmin ediliyor. 

Böyle bir yönlendirme ve işin içine ABD elinin karışması ise azledilen cumhurbaşkanı hakkında ortaya atılan iddiaların ve yapılan suçlamaların senaryo olduğu yönündeki tahminleri ve şüpheleri güçlendiriyor.

Atama yoluyla başa geçirilen yetmiş beş yaşındaki yeni lider Senato’nun kararına göre seçimlerin yapılacağı 2018 sonuna kadar bu görevde kalacak. Seçimlerde aday olup olmayacağını veya seçimlerin ülkede neyi değiştireceğini ise şimdilik bilmiyoruz. 

Parlamento darbesiyle yönetimin zirvesine yerleşen yeni liderin halka yönelik vaatlerinin başında ekonomik krizi ve işsizlik sorununu çözüme kavuşturmak yer alıyor. 

yeniakit

Bu yazı toplam 221 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim