• BIST 106.991
  • Altın 152,004
  • Dolar 3,6781
  • Euro 4,3218
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 24 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Erzurum 8 °C
  • İzmir 25 °C
  • Rize 14 °C

ABD Suriye’de kimin yanında?

Ahmet Varol

Cumhurbaşkanı R. Tayyib Erdoğan bir konuşmasında ABD yönetimine seslenerek yerini belirlemesini, kimin yanında durduğunu açıkça ortaya koymasını istedi. İşin gerçeğinde ABD yerini çoktan belirlemiştir. Çünkü kişi, örgüt veya ülkenin yerini, tavrını, çizgisini söylediklerine göre değil yaptıklarına göre tespit edersiniz. Örneğin kumarhane işleten birinin kumarı eleştiren konuşma yapması bir anlam ifade eder mi? ABD’nin Suriye’de izlediği tutum işte böyle bir şeydir ve olayların başlangıcından beri de bundan pek farklı olmadı. Dolayısıyla Baas diktasının hâkimiyetini korumak amacıyla savaşanların, ABD karşıtlığını veya ABD emperyalizminden kaynaklanan tehdidi kendilerine gerekçe olarak kullanmalarına inananlar kendilerini kandırdılar. ABD tehdidini gerekçe olarak kullanıp korkunç katliamlar yapanlar dün Irak’ta olduğu gibi bugün de Suriye’de ve Yemen’de ABD ile aynı safta duruyorlar. 

Küresel emperyalizmin başını çeken iki zulüm rejiminin iki kafadarı ABD Dış İşleri Bakanı John Kerry ile Rusya Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov güya Suriye meselesini görüşmek üzere Moskova’da bir araya geldiğinde Rus işgal güçleri Türkmen bölgelerine ateş yağmuru yağdırıyordu. Muhtemelen görüşmede Halep’in kuşatmaya alınması için operasyon düzenlenmesinin önünün açılması konusunda da anlaşma sağladılar ki bu görüşmenin hemen ardından Rus işgal güçleri, büyük ölçüde direnişçilerin kontrolünde olan bu şehri aynen Madaya’daki gibi aç bırakma kuşatmasına almak amacıyla operasyon başlattılar. Öncekilere benzer şekilde ABD’nin, Rusya’nın Halep’i merkeze alan geniş çaplı operasyonuna tepki göstermesi, eleştiride bulunması tamamen göstermeliktir. 

Rusya’nın Suriye’ye hava operasyonunun, iki ülkenin devlet başkanları Obama ile Putin’in BM 70. Genel Kurulu münasebetiyle New York’ta bir araya gelmelerinin hemen ardından başlatılması da tesadüf değildi. Haberlerde küresel emperyalizmin iki kanadının devlet başkanlarının görüşmelerinde Suriye meselesinin  ağırlıklı yer tuttuğu vurgulanmıştı. Putin’in böyle bir görüşmenin hemen ardından operasyonu başlatması Obama ile perde arkasında anlaştığını gösteriyordu. Fakat ABD resmî açıklamalarında o zaman da operasyona güya tepki göstermiş, eleştiride bulunmuştu. 

Bugün IŞİD’e karşı savaştığı mesnedine dayanarak PKK’nın Suriye kanadı PYD’yi sürekli silahla besleyen ABD, Baas’a karşı mücadele eden direniş güçlerine silah verilmesini direnişin başlangıcından bu yana hep engelliyor. 

ABD yönetimi bu tutumunu açıklarken direniş gruplarına verilecek silahların IŞİD ve Nusra Cephesi gibi örgütlere gitmesinden endişe ettiklerini ileri sürüyor. Oysa bu iki örgüt olayların başlangıcında sahnede yoktu. ABD’nin engellemesi ise o zaman da vardı. Ayrıca çok iyi biliyor ki PYD’nin eline verilen silahların birçoğu Türkiye’ye sokularak PKK militanlarının terör eylemlerinde kullanılıyor. Öte yandan rejim ve işgal güçlerinin direnişçileri sıkıştırabilmesinin, kıskaca alabilmesinin tek sebebi hava üstünlüğüdür. Eğer ki direnişçilerin elinde uçak savarlar olsaydı rejim ve işgal gücü tarafı Cenevre görüşmeleri öncesi muhalefet tarafının ön şartlarını kabul etmek zorunda kalacaktı. İşgalci saldırganların Türkmen bölgesinde, Halep’te, İdlib’de, Hama’da, Humus’ta ve daha birçok şehre yönelik saldırılarda bu derece cüretkâr olmaları mümkün olmayacaktı. Dolayısıyla zulüm rejimine karşı direnenlere silah desteğini engellemek için civar ülkelere yoğun baskı uygulayan, bu amaçla bütün uluslararası organları devreye sokan ABD’nin sergilediği siyaset işgal güçlerinin kontrolü sağlamaları amacıyla uygulanan bir taşları bağlama köpekleri salma siyasetidir. Bu da ABD’nin Suriye’de işgalci İran ve Rusya ile birlikte hareket ettiğinin belgesidir. Direnişçilere silah verilmesinin engellenmesi Rusya ve İran’ın fiili müdahalesi kadar hatta daha fazla tehlikelidir. 

ABD, direnişçilerin kıskaca alınmasını sağlama amaçlı politikasında da kendine IŞİD’i gerekçe gösteriyor. Oysa diğer konularda olduğu gibi bu konuda da IŞİD sadece işin maskesidir. Asıl amaç direnişin silahlanmasını önlemektir. 

ABD, Suriye içinde güvenli bölge oluşturulması önerisine de hiçbir zaman destek vermedi. Bu konuda Esed’in ve İran’ın dediğinin gerçekleşmesine yardımcı oldu.

yeniakit

Bu yazı toplam 476 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim