• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Konya -2 °C
  • Antalya 6 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Erzurum -21 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 5 °C

ABD Şemsiyesi Altında Suriye'ye Dost Olmak mı..?

Nureddin Şirin
Amerika"da başkanlık seçimleri yaklaştıkça, başkan adaylarının üzerinde en çok durdukları konuların başında İran, Suriye ve İsrail konuları geliyor.

Öyle ya, Amerika"yı yönetmeye talip bir siyasetçi, önce Ortadoğu"da ne yaptığı veya ne yapacağını anlatarak söze başlıyor.


İşte bunlardan biri; ABD başkan adayları Barack Obama ve Mitt Romney'in dünya kamuoyunun karşısına birlikte çıkarak, Amerika"nın stratejik çıkarları, öncelikleri ve hedefleri konusunda yaptıkları konuşmalar...

Biri cumhuriyetçi, diğeri demokrat; sonuçta ikisinden biri ABD"nin başkanı olacak.

Amerika"yı “büyük şeytan” olarak tanımladığımızda, “kominist”likle suçlandığımız dönemleri unutmadık. Zaman geldi, Amerika"nın İslam ve Müslümanlara karşı ne denli azgın, ne denli acımasız ve ne denli küstah bir düşman olduğunu herkes kabul etti.

Zira, Amerikan yönetimi, özellikle "Soğuk Savaş" dönemi sonrasında, NATO"su ile birlikte namlusunu doğrudan İslam dünyasına, İslam dünyasındaki İslami uyanış hareketlerine yöneltti. Adını “İslam fundamentalizmi” koydukları “İslami uyanış”, emperyalizmin ve siyonizmin İslam dünyasındaki varlığına ölümcül bir tehdit oluşturduğu için, işe Ortadoğu"ya “çekidüzen” verme projelerinden başladılar. Önce adını “Yeni Dünya Düzeni” ardından da “Büyük Ortadoğu Projesi” koydular. Bunun için siyasi, diplomatik, askeri, ekonomik, psikolojik tüm güçlerini seferber ettiler…

Bu süreçte ülkemizdeki İslamcılarımız da, ABD emperyalizminin bu planları karşısında duyarlılık gösteriyor; sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda bu büyük şeytanın Ortadoğu"ya yönelik planlarına, saldırı ve komplolarına karşı Müslüman camiayı uyarmaktan geri durmuyordu.

Ama bu “şeytan” öyle bir "şeytanlık" yaptı ki, üzerine dönen okları, Beyaz Saray"ın üzerine yağan öfkeyi Müslümanların eliyle Müslümanların üzerine çevirmeyi başardı. Artık Amerikan namluları İslamcıların elindeydi, ama bu namlular, Washington"a değil, emperyalizm ve siyonizmin İslam dünyasındaki sultasını bütünüyle kırmayı hedefleyen “direniş” merkezlerine yönelmişti. Amerika ve İsrail"in onlarca yıl çektiği acılar ve aldığı yaralar, İslamcılar eliyle sarılmaya, karşılaştığı yenilgiler de İslamcılar eliyle telafi edilmeye başlandı…

Suriye konusunda, farkı bir duruş ortaya koyduğumuzda, bizleri “mezhepçilik”ten, “İran"ın ulusal çıkarları”nı savunmaya kadar birçok şekilde itham edenler, her nasılsa, “Amerika"nın ulusal çıkarları ve güvenliği” için nasıl bir “payanda” haline geldiğini de gizlemeye çalıştılar. Onlara göre, bizim Suriye noktasındaki duruşumuz, doğrudan İran ve Hizbullah ile ilgiliydi; amacımız da, İran"ın stratejik çıkarları adına Suriye yönetiminin yanında durmaktı…

Biz ise her zaman, asıl noktaya dikkat çekmeye çalıştık. Evet ortada “çıkar” denen bir şeyler vardı; ama bu İran"ın veya Hizbullah"ın çıkarlarından önce, "büyük şeytan Amerika ve Siyonist İsrail rejiminin çıkarları" idi… Ama ne yazık ki birtakım İslamcılarımızın en yüksekten, “batsın İran"ın çıkarları” “batsın Hizbullah"ın çıkarları” sesleri, aslında “yaşasın Amerikan çıkarları” “yaşasın İsrail çıkarları” demekten başka bir şey değildi…

Bu arada bazı dostların da “mahalle baskısı” ve “ahbab-dost markajı” altında, "kurumsal bağlar ve dengeler"i "toplumsal konum ve bağlantılar"ı gözeterek, içine düştükleri ezik-büzük, ala-bula tavırları da gözden kaçmadı. Bazen susarak, bazen bir sağa, bir sola yalpalayarak, bazen de mızıkacıların korolarına katılarak onlar da kendilerini gösterdi. Hele bazılarının kalplerinin bir yanda, kılıçlarının ise diğer yanda olması, doğrusu acınılası bir durumdu…

işte şu “Amerika başkanlık seçimleri” gündemi içinde, belki birileri için biraz aydınlatıcı olur diye bu konuya yeniden girme ihtiyacını hissettik…

“Amerika nerede, Suriye nerede?” diye soranlar da olabilir.

Bu soruya kısaca şu soru ile cevap versek yanlış olmaz sanırım: "Neresinde değil ki..?"

Biz daha ilk günlerden bu yana “Bu işin içinde şeytanın parmağı var” dediğimizde, Suriye halkını ve devrimcilerini karaladığımızı ileri sürenler, inşallah, bu işin içinden “Şeytan”ı çıkarmak için biraz olsun seslerini yükseltirler de, Suriye halkının gerçek özgürlük, adalet taleplerinin arkasında dürüstçe bir duruş ortaya çıkar.


22 Ekim tarihinde, Bob Schieffer moderatörlüğünde ABD"nin Ortadoğu politikalarına lişikin görüşlerini açıklayan Barack Obama ve Cumhuriyetçi başkan adayı Mitt Romney"in birlikte yaptıkları seçim tartışmasında, üzerinde ittifak ettikleri konulara bir göz atacak olursak; “Amerika bu işin neresinde?” sorusunun cevabını biraz olsun almış oluruz…

Obama konuşmasında; Suriye"deki gelişmelerin İsrail"in çıkarları açısından büyük bir önem taşıdığını söylerken, Ronney de, Suriye yönetiminin devrilmesinin ABD"nin en büyük önceliği olduğunu vurguluyor. Her ikisi de Esed"in devrilmesinin Amerika"nın ulusal güvenliği ve çıkarları açısından nasıl bir gereklilik olduğunu belirterek, bu hedefe ulaşmak için yapılanları ve yapılması gerekenleri sıralıyor.

İşte Obama"nın o sözlerinden bir kısmı:

“Bizim Suriye konusunda yaptığımız, “Esed gitmeli” diyerek uluslar arası toplumu organize etmektir. Biz Suriye yönetimine karşı yaptırımları harekete geçirdik. Onları izole ettik. İnsani yardımlar sağladık, muhalefetin örgütlenmesine yardımcı olduk, özelde de, Suriye içinde de ılımlı güçleri harekete geçiriyoruz. Sonunda Suriyeliler kendi kaderlerini belirleyecek, bunun için de her şeyi yapıyoruz. Bunun için bölgesel ortaklarımızla koordineli hareket ediyoruz; İsrail de bunun içinde. Zira Suriye"deki gelişmeler açıkça İsrail"in çıkarları açısından büyük önem taşıyor. Türkiye ve diğer bölgesel ülkelerle koordineli hareket ediyoruz. Zira bu ülkelerin de bunda büyük çıkarları var. Bundan dolayı da her şeyi yapıyor ve muhalefete yardım ediyoruz. Esed"in gideceğinden kesinlikle eminim. Onun günleri sayılı. Biz Suriye konusunda lider rolünü oynuyoruz. “Suriye Dostları”nı biz organize ettik. Suriye muhalefetine destek için insani yardımları organize ediyoruz. Bugün Suriye"de destekleyip yardımcı olduklarımızın uzun vadede bölgedeki dostlarımız ve müttefiklerimiz olacak.”

Ama burada İslamcılarımız, “Suriye Ulusal Konseyi” “Özgür Suriye Ordusu” diye diye bayrak kaldırdıklarında, Müslüman kardeşlerimiz de, “Amerikan yapımı paravan örgütler” olarak tanımladığımız bu oluşumlara karşı itirazlarımıza şiddetli tepki veriyorlardı...

Yine aynı şekilde “Suriye Dostları” adlı oluşumun bizzat bir "Amerikan projesi" olduğunu söylediğimiz de, bunu Suriye halkını karalamak olarak nitelendirmişlerdi…

Gidin o zaman; Sayın Davutoğlu ile birlikte bu sözleri söyleyen Obama"yı tekzip edin, “Suriye muhalefetini siz değil, biz kurduk; siz değil biz organize ettik” deyin… Zira, Sayın Davutoğlu sizleri topladığında öyle demişti ya. İçinizden biri kalkıp “Sayın Davutoğlu, Amerika"nın yaptığı organizeleri, niçin kendinizin organizesi gibi sunuyorsunuz?” diye soranınız olmamıştı..!

Sayın Davutoğlu İngilizce bildiğine göre; “We are playing the leadership role. We organized the “Friends of Syria.” We are mobilizing humanitarian support and support for the opposition. And we are making sure that that those we help are those who will be friends of ours in the long term and friends of our allies in the region over the long term” sözlerinin Türkçesinin ne olduğunu kendisine sorun…!

Obama öyle konuşur da Rommey ondan geri kalır mı?

“Esed"in devrilmesi Amerika"nın en büyük önceliğidir” diyen Rommey konuşmasını şöyle sürdürüyor:

"Ortadoğu"da önemli bir rol üslenen Suriye bizim için bir fırsattır. Suriye Arap dünyasında İran"ın tek müttefiki. Onların rotası Lübnan"daki Hizbullah"ı silahlandırmak, bu da kuşkusuz ki müttefikimiz olan İsrail için büyük bir tehdit. Dolayısıyla Suriye"de Esad"ı ortadan kaldırmak bizim en büyük önceliğimiz.”

Söyler misiniz, kim kimin çıkarlarını savunuyor? Burada kimin, kimlerin çıkarları var..?

Romney, Amerika büyük bir fırsat yakaladığını ve bu fırsatı ne olursa olsun elinden kaçırmak istemediğini söylerken, bu hedeflerine ulaşabilmek için kimleri kendilerine ortak gördüğünü de şöyle açıklıyor:

"Bunun için de, bizim için takip edilmesi gereken en doğru yol, ortaklarımızla birlikte hareket etmek, Suriye içindeki sorumlu grupları onları organize etmek onları bir araya getirmek ve Suriye"yi yönetecek bir konsey oluşturmak. Bunun için müttefiklerimizle, özellikle de İsrail ile koordineli bir şekilde hareket ederiz. Suud, Katar ve Türkiye de bu konuda oldukça kaygılılar. Onların bizimle çalışma iradesi var. Suriye"de çok etkili bir liderlik çalışmasına ihtiyacımız var. İnanıyorum ki Esed gitmeli ve inanıyorum ki gidecek de. Suriye"de bir dostumuza, dost bir Suriye"ye ve Ortadoğu"da sorumlu bir güce ihtiyacımız var. Bu Amerika için kritik bir fırsattır. Belirttiğim gibi, bizim gayemiz Suriye"de Esed"i yıkıp yerine bize dost olacak sorumlu kişilerin eliyle yeni bir yönetim kurmaktır.”

Sayın İslamcı kardeşlerimiz, Türkiye"yi Müslüman bir ülke ile savaşın eşiğine getirenlere, “Syria"s an opportunity for us because Syria plays an important role in the Middle East, particularly right now. Syria is Iran"s only ally in the Arab world. It"s their route to the sea. It"s the route for them to arm Hezbollah in Lebanon, which threatens, of course, our ally Israel. And so seeing Syria remove Assad is a very high priority for us. Number two, seeing a — a replacement government being responsible people is critical for us” sözlerinin Türkçesini bir sorar mısınız..?

Ya da bize, bu İngilizce metinleri çarpıttığımızı, bu sözlerin anlamlarının başka olduğunu söyleyin…

Bir ülkede hak, adalet, özgürlük ve onurdan yana olmaktan daha insani, daha ahlaki, daha tabii ne olabilir? Biz Suriye için de bunu istiyoruz, diğer bölge rejimleri için de bunun istiyoruz; kuşkusuz ki bunu en çok Türkiye için istiyoruz..!

Ama bu “Amerikan atına binip Osmanlı kılıcı sallamak”la olmaz… Amerika"nın öncelikleri ve çıkarları adına “İslamcılık” yapmakla hiç olmaz…

Buyurun işin içinden “Amerika”yı çıkartın bakalım…!

“İşin içinde Amerika var” deyip bunun uyarısını yaptığımızda, söylemedik söz, yapmadık hakaret bırakmadınız… Buyurun çıkartın “Amerika”yı atın bir kenara, ondan sonra bu dünyanın en kötü kişisi biz olalım…

Ama birileri artık bu Amerika"yı “emperyalist şeytan” değil de, “kurtarıcı bir melek” gibi görmeye başladıysa, o zaman tüm dediklerimi geri alıyorum; zira sözün bittiği yerdir burası…

Amerikan başkanı, “Suriye” konusunda uluslar arası topluma liderlik ettiklerini ve “Suriye dostları” adlı yapıyı nasıl oluşturdukların bu denli açıkça belirttikten sonra; Suriye konusunda her ne dediysek, yazdıysak, varsın bir günah olarak üzerimizde kalsın; yeter ki “Amerikan organizesi altına girme” gibi bir günaha bulaşmamış olalım…

KÜÇÜK BİR HATIRLATMA

İran İslam Cumuriyeti'nden kaynaklanan tehditleri etkisizleştirmek amacıyla Amerika ile siyonist İsrail rejimi arasında tarihin en büyük ortak askeri tatbikatına başlandı.

ABD Başkanı Obama başkanlık seçimleri arefesinde rakibi Romney ile tartışması sırasında bu tatbikatla ilgili olarak şunları söylüyor:

"Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, İsrail bizim gerçek dostumuz ve bölgedeki en büyük müttefikimizdir. İsrail bir saldırıya uğrayacak olursa, Amerika İsrail"in yanında yer alacaktır. Bunu başkanlığım boyunca açıkça dile getirdim. Evet, bir saldırıya uğraması durumunda İsrail"in yanında duracağım, İsrail ile birlikte çalışmamızın nedeni de budur zaten. Tarihte en ileri düzeyde her iki ülke arasında en güçlü askeri ve istihbarat işbirliğine girdik. Bu hafta, İsral ile tarihin en büyük ortak askeri tatbikatını yapıyoruz. İranlılar, İsrail"i haritadan silmek istediklerini de açıkça söylüyorlar.”

Amerika Hava Kuvvetleri Komutanı ise İran İslam Cumhuriyeti'ni İsrail'e saldırmaması konusunda uyararak şunları söylüyor:

"Yanlış yapmaya kalkma, Amerika İsrail"in güvenliğini sağlamaya yüzde yüz bağlıdır. İşte bu tatbikat bu taahhüdü gösteriyor.”

Ve siz, o derin ve bilgece İran yazılarıyla bizleri aytdınlatma görevini üslenen ağabeyler, üstatlar! Meğer bu tatbikatlara katılmaya ne kadar da hevesleymişsiniz...! Sakallarınızın ağarması acaba örtecek mi o yüzünüzü? Örtebilecek mi..?

2.500 ABD askerinin yanında bir de bizim üstat var ya....

Baktım İsrail medyasındaki tatbikat resimlerine; siyonist rejim komutanı da sakallı... Onun başında Kippa, seninkinde Takke... Bilmem ki, ne farkı var...!

nureddin@velfecr.com

.
Bu yazı toplam 1346 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim