• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 10 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Erzurum -17 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 2 °C

2016’da Filistin

Ahmet Varol

İslâm âleminin merkezi konumunda olan Filistin bu yıla Kudüs İntifadası’yla birlikte giriyor. İşgal rejiminin Mescidi Aksa’ya kurduğu tuzaklara tepki olarak Ekim’in başında patlak veren bu yeni intifada işgalcilerin hesaplarını da bozdu. İsrail’le ilgili 2015 değerlendirmelerinde yahudilerin Filistin’e göçünün arttığına dikkat çekiliyor. Ancak Kudüs İntifadası döneminde bu göç azaldı ve hatta tamamen durdu diyebiliriz. Ayrıca Kudüs’ün doğu bölgesinden batısına ciddi göç oldu. O yüzden Doğu Kudüs’te Filistinlilerin evleri gasp edilerek veya yıkılıp yenileri inşa edilerek iskân edilen yahudilerin çoğunun bu evleri boşalttığı ifade ediliyor. Bunlar tabii Kudüs’ün çevresine inşa edilen büyük sitelere yerleştirilenler değil. Eski Kudüs adı verilen merkez bölgede Filistinlilerden gasp edilen veya çeşitli bahanelerle yıkılıp yerine yahudi göçmenler için inşa edilen evlere yerleştirilenler. 

Kudüs İntifadası sadece Kudüs’te değil Batı Yaka bölgesindeki işgalcilere karşı da etkisini gösterdi. O yüzden bu direnişin devam etmesi durumunda tersine göçlerin bu bölgeye inşa edilen yahudi yerleşim merkezlerinde de başlaması ihtimali var. 

İşgal rejiminin Gazze tecrübesi Batı Yaka konusunda telaşlandırıyor. Çünkü işgalcileri 2005 yılında Gazze’yi terke zorlayan burada kararlılıkla sürdürülen mücadeleydi. Filistinlilerden zorla gasp edilen arazilere inşa edilen yalıların ve villaların çoğu bu mücadele yüzünden boşaldı. Bölgede ikamete devam eden yahudi göçmenlerin meskenlerini korumak için bulundurulan askerlerin sayısı “sivil” olarak nitelendirilen göçmenlerin sayısının neredeyse üç katını buluyordu. O yüzden işgalcilerin en aşırı siyonistlerinden olan ve kasap Şaron olarak anılan Ariel Şaron, bölgedeki varlığını üzerinde ağır bir yük, sorun ve tehlike olarak gördü ve çıkmaya karar verdi. Sonuçta işgalciler 2005’te pahalı, lüks konaklarını kendi elleriyle yıkarak çıktılar. 

Batı Yaka bölgesinde mücadelenin ve eylemlerin kararlılıkla sürdürülmesi durumunda Eski Kudüs mahallelerindeki yahudi göçmenleri Batı Yaka bölgesindeki yahudi sitelerine yerleştirilenlerin izlemesinden ve Gazze’de 2005’te yaşananın bin benzerinin bu bölgede yaşanmasından endişe ediliyor. 

Siyonist işgalci 2005’te tamamen terk etmek zorunda kaldığı Gazze’yi, bu bölgenin ahalisinin seçimlerde Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas)’ı desteklemesini bahane ederek ablukaya aldı. İşgal rejiminin böyle bir abluka başlatabilmesine de tabii ki Hüsni Mübarek’in ihaneti imkân vermişti. 

Gazze ne yazık ki 2016 yılına da ambargo ve abluka altında girdi. Şimdi ise buna imkân veren kendi halkına da ihanet eden diktatör Sisi’dir. Ablukanın daha etkili olması ve Gazzelilerin dünyayla irtibatının tamamen kesilmesi için bu bölgenin nefes boruları olarak nitelendirilen tünellerin imha edilmesi için Sisi, 2015 yılı boyunca çeşitli yöntemlere başvurdu. Öncelikle Refah bölgesinin Mısır tarafında kalan evlerin altlarında söz konusu tünellerin uçları olduğu gerekçesiyle bu evleri tamamen yıktırdı. Sahiplerini de diğer bölgelerden kulübe almaya bile yetmeyecek istimlak paraları verip gönderdi. 

Sisi cuntası bu evlerin yıkılmasıyla tünellerin tamamen ortadan kaldırılamadığını düşünerek bu kez muhtemelen işgal rejiminin kendisine verdiği aklı kullanarak, Gazze’nin Mısır sınırı boyunca bir su kanalı açtı ve bu kanala denizden su akıttı. Amacı bölgenin toprağının çamurlaştırılması suretiyle tünellerin kendiliğinden çökmesini sağlamaktı. Açılan kanala verilen su tabii ki bölgenin Gazze tarafında kalan arazilerde de tarıma büyük darbeler vurduğu gibi temelleri yumuşayan evleri de tehlikeye soktu. Tünellerin bu şekilde çökertilmesi esnasında içlerinde kalan bazı kişiler de hayati tehlike yaşadılar.

Bu insanlık dışı abluka karşısında Türkiye’nin sergilediği tutum son derece anlamlı ve bu tutumun herhangi bir taviz verilmeden sürdürülmesi de oldukça önemlidir. O yüzden Türkiye’nin Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması şartında ısrarlı olması İslâm âleminde, Arap dünyasında ve özellikle Filistin’de kazandığı itibarı ve desteği muhafaza etmesini sağlayacaktır. İslâm âleminin desteğinin kazandıracakları, işgal rejimiyle ilişkilerin kazandıracaklarından çok daha büyük olacağı gibi şerefli ve değerli olacaktır.

yeniakit

Bu yazı toplam 299 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim