• BIST 106.745
  • Altın 151,752
  • Dolar 3,6582
  • Euro 4,3060
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 23 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Erzurum 5 °C
  • İzmir 19 °C
  • Rize 14 °C

2014’te Arap Dünyası

Ahmet Varol

Son dönemde önemli çalkantıların yaşandığı Arap dünyasında 2014’te öne çıkan gelişmelerin bazılarını şu şekilde özetleyebiliriz: 

2014’te İslam alemi genelinde ve Arap dünyasında öne çıkan olayların başında siyonist işgal rejiminin Gazze’ye düzenlediği ve 51 gün süren saldırıyı zikredebiliriz. İşgal başbakanı saldırıyla İslâmi direnişe ağır darbe planlamıştı ama başaramadı. Savaşın uzamasının kendine de ağır maliyeti olacağını ve askerlerini zorlayacağını anlayınca Filistin direnişinin şartlarını kabul ederek ateşkese razı oldu. Fakat ne yazık ki ateşkese aracılık eden Mısır başta olmak üzere Arap ülkeleri, BM ve İslam dünyası uygulama aşamasında Filistin’e arka çıkmadığından işgalci kabul ettiği şartlara bağlı kalmadı. 

Küresel emperyalizmin ve bölgedeki dikta rejimlerinin aralarında koalisyon oluşturarak Suriye’deki olaylara askerî müdahalede bulunmaları zulüm gören halkın ve zulme başkaldıran direnişin değil katil Baas rejiminin işine yaradı. 15 Mart 2011’den beri insan doğrayan, meskun bölgeleri adeta deprem sarsıntısı geçirmiş gibi darmadağın eden, kimyasal bombalarla, varil bombalarıyla toplu katliamlar gerçekleştiren Baas zulmü karşısında kılları bile kıpırdamayan söz konusu güçler güya IŞİD tehlikesine karşı insanları güvenceye alma iddiasıyla askerî müdahalede bulundular. Oysa IŞİD de bir taktikti ve ona karşı müdahalenin amacı Baas katliamlarının önünü açmaktı. Müdahale ise IŞİD’i zayıflatmadı aksine ona desteğin daha çok önem kazandığını düşünenlerin ve bu sebeple saflarına katılanların artmasını sağladı. 

Mısır’daki fitnenin bir benzeri de 2014’te Yemen’de Husi hareketi üzerinden oynandı. Ne yazık ki Yemen’de diktaya karşı zafer kazananlar eski rejim kalıntılarını tamamen etkisiz hale getirmeye gerek görmeme hatasının kötü sonuçlarıyla karşı karşıya kaldılar. Uluslararası güçler ve bölgesel güçler yerli ihanetçilerle işbirliği yapınca geçiş dönemi cumhurbaşkanı Abdurabbih Mansur el-Hadi, Sana’yı Husi militanlarına elleriyle teslim etti. Fakat onların şemsiyesi altında gelerek kritik noktaları ele geçirmeye çalışanlar eski rejim kalıntılarıydı. Husiler ise kendilerine fazla pay ayrılmasını istiyorlardı. Böyle bir oyunla başkentin fitne hareketine ve onların şemsiyesiyle dönenlere teslim edilmesini istemeyenler de tepki gösterdi. Dolayısıyla Sana’nın fitnecilere teslimiyle sorun bitmiyor asıl büyük sorun başlamış oluyordu. 

Irak’ta yeni bir Saddam olmaya hazırlanan Nuri el-Maliki kendisini o makama oturtan efendilerinin rızası olmadan bunu yapamayacağını saltanatı terk etmek zorunda bırakılmasının ardından ancak anlayabildi. Diktatör Maliki’nin askerlerinin IŞİD saldırıları karşısında dağılması onun tehdit gücünün iyice sallanmasına neden olunca efendileri Irak’ta hesaplarını yürütmek için yeni bir kadroyu iş başına getirme ihtiyacı duydular. 

Mısır cuntasının lideri kendince referandum ve seçim yaptırarak kurduğu yeni Firavun rejiminin halk tarafından da onaylandığını dünyaya ilan etmek istedi. Normalde anayasa referandumuna da gerçekleştirdiği cumhurbaşkanlığı seçimine de katılım oranı ’un altında oldu. Mısır halkı da zaten “ret” oyunu böyle vermişti. Çünkü sandık başına gittiğinde oyunun “kabul” sayılacağını biliyordu. Ama katılımın düşük olmasına, protesto eylemlerine katılanların sandık başına gidenlerden çok olmasına rağmen cunta lideri gerek anayasa referandumunun gerekse cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını kendi için büyük zafer ilan etti. 

Halkların özgürlük zaferleriyle kazandıklarını geri alma amacıyla başlatılan fitne savaşları Libya’da 2014’te gittikçe yayılarak devam etti. Eski rejim kalıntılarının burada Halife Haftar fitnesinin şemsiyesi altında toparlanması ve dışarıdan yapılan destek fitnenin yayılmasının sağlanmasında etkili oldu. Ancak buradaki fitne savaşında iki kez gerçekleştirilen darbe girişimlerinden sonuç alınamadı. 

2010’daki halk ayaklanmalarının ilk patlak verdiği yer olan Tunus’ta da 2014’te önemli değişiklik yaşandı. Ancak burada değişiklik seçimle oldu ve iktidar laik liberal harekete doğru kaydı. Parlamento seçimlerinde Tunus’un Sesi (Nida Tunus) Partisi birinci olurken, cumhurbaşkanlığı seçimlerini de onun 88 yaşındaki lideri el-Baci Kayid es-Sibsi kazandı. 

Bu yazı toplam 691 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim