• BIST 97.877
  • Altın 145,695
  • Dolar 3,5764
  • Euro 3,9971
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 21 °C
  • Antalya 22 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Erzurum 22 °C
  • İzmir 18 °C
  • Rize 19 °C

2013’te İslâm Âlemi -3

Ahmet Varol

 

Uluslararası emperyalizmin, onun uzaktan kumandalı yerel dikta rejimlerinin ve güdümlü organlarının halk ayaklanmalarından dolayı kaybettiklerini geri alma savaşında 2013’teki en önemli kazanımı Mısır darbesidir. Onun önünü açan çeşitli gelişmeler ve faaliyetler olmakla birlikte en önemli etkenin Suriye gediğinin aşılamaması olduğunu daha önce dile getirmiştik.

Suriye gediğinin aşılamamasından cesaret alan emperyalist güçler ve yerel uzantıları Mısır’ı sürekli karıştırmak, böylece ülkede istikrar sağlanmasını engelleyerek halkın geniş çaplı teveccühü ile siyasi iktidarı kazanan İslâmi hareketin başarısını önlemek amacıyla BAE’nin Dubai (doğru okunuşu Dubey) emirliğinde bir fitne merkezi oluşturdular. Dubai Emniyet Müdürü Dahi Halfan ile Hüsni Mübarek’in çekilirken koltuğunu emanet ettiği, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mursi’nin karşısına en güçlü aday olarak çıkarılan ve medya tarafından iyice şişirilmesine rağmen kazanamayan sonra da hakkındaki büyük çaplı yolsuzluk davalarından dolayı ülkeyi terk eden Ahmed Şefik’i de bu merkezi organize etmek için görevlendirdiler.

Fitne merkezinin başına geçirilenler işin başlangıç merhalesinde bayağı ümitliydiler ve Mısır’daki İhvan destekli yönetimin en fazla iki ay içinde toz olup uçacağına dair beyanatlar veriyorlardı. Bu açıklamalarında askerî darbe planına değil baltacı fitnesine güveniyor ve yeni yönetimin bu fitneye daha fazla dayanamayacağını tahmin ediyorlardı. Çünkü baltacı fitnesi için istihdam edilenler hiçbir ahlâkî ölçü tanımıyor, görünüşte yönetimi protesto eylemleri düzenlerken rastgele etrafa zarar veriyor, iş yerlerini dağıtıyor, insanları tehdit ediyor ve böylece özellikle başkent Kahire’de korku fırtınası estiriyorlardı. Herhangi bir siyasi bilince ve ideale sahip olmayan bu fitneci çeteler sayılanları Dubai’den gönderilen maaşların hatırına yapıyorlardı. Onlara bir de Hüsni Mübarek döneminden kalma ve maalesef yeni dönemde tasfiye edilememiş emniyet ve istihbarat elemanları da destek veriyor, en azından önlerini açıyor, üzerlerine gitmiyor, bazen de onlarla aynı kılığa girerek kargaşanın etkisini artırmaya çalışıyorlardı.

Böyle bir fitnede Mısır halkının yoksullaştırılmış olmasının önemli bir payı vardı. Çünkü bu kadar yoksul arasında belli oranda ahlâkî değerlerden yoksun kişi bulmak mümkündür. Normalde sadece maddi yönden veya sadece ahlâkî yönden yoksul olanlara bunları yaptırmak pek mümkün değildir. Çünkü birine ahlâkî değerleri engel olur diğerinin de teklif edilene ihtiyacı yoktur. Ama hem maddi açıdan yoksul hem de ahlâkî değerlerden yoksun olanlara bunları yaptırmak mümkündür ve fitne merkezinin kullandığı kişiler de onlardı.

Baltacı çetelerine dâhil edilenler sayıca çok olmamalarına rağmen eylemlerinde aşırı tahribat yapmaları, insanlara ulu orta saldırmaları ve eylemlerini gündelik hale getirerek korku fırtınası estirmeleri sebebiyle güven ve istikrar oluşmasını engellemede başarılı olmuşlardı. Ama buna rağmen yeni yönetim fitneye teslim olmayı değil üzerine gitmeyi tercih etti. Bu da zaman içinde fitnenin, finansman merkezine maliyetini artırdığından maaşların ödenmesinde aksamalar yaşanmaya başlandı ve bu da zaman zaman ateşin kendilerine doğru dönebileceği işaretleri taşıyan olaylara neden oldu.

Bunun üzerine asker de devreye girerek Mursi yönetimini istifaya zorlamak amacıyla 30 Haziran 2013 tarihinde geniş çaplı bir gösteri planladı. Bunun amacı göstericilerin cumhurbaşkanlığı sarayını basmaları suretiyle darbeyi onların gerçekleştirmeleri için şartları oluşturmaktı. Ama gösteriye beklenen ilgi olmadı ve planlanan kitlesel darbe gerçekleşmedi. Bunun üzerine uluslararası emperyalizm ve onun bölgesel fitne merkezi tarafından yönlendirilen General Abdulfettah Sisi cumhurbaşkanına güya bir ültimatom verdi. 3 Temmuz 2013’te de bu ültimatomu kendine dayanak edinerek askerî darbe gerçekleştirdi.

Bu darbe eski dikta rejiminin geri getirilmesinden ve uluslararası emperyalizme, onun özenle koruduğu siyonist işgale hizmetten başka bir amaç taşımıyordu. Halk da bunu çok iyi bildiği için darbeye razı olmadı ve dün Hüsnü Mübarek diktasına karşı gerçekleştirdiği mücadeleyi cuntanın iktidara el koyduğunu ilan ettiği saatten itibaren ona karşı başlattı.

 

yeniakit

 

Bu yazı toplam 422 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim